Anahtar kelimeler: gabin
**"İçtihat Metni"**
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1992 E., 2025/2277 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/228 E., 2024/146 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
\- K A R A R -
Dava, hata, hile ve gabin hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının kızı ve damadının kullanımına tahsis etmek için daire aradığını, davalının, mülkiyetinin tapuda kendi adına kayıtlı olduğunu söyleyerek "... Mahallesi ...... Sokak... No:... C Blok K:4 D: ... Edirne" adresinde bulunan daireyi taşınmaz bir mal karşılığında tapuda davacıya devredeceğini belirttiğini, davacının da maliki ve paydaşı olduğu 18 95... parsel sayılı taşınmazların aynı gün devredileceği, davalının tapu kaydını yanında getireceğini bildirerek hileli davranışlarla gerçeğe aykırı olarak davacıyı ikna ettiğini, davacının saflığı ve deneyimsizliğinden yararlanan davalının karşılıklı devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli başvuruların da kendisi tarafından yapılacağı konusunda davacıyı aldattığını, sadece davacıya ait dava konusu taşınmazları devir almak üzere talep oluşturarak randevu aldığını, davalının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü taşınmazın müteahhit adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığını, zilyetliğinin 16 yıldan bu yana kendisinde olduğunu, 4 yıl sonra olağanüstü kazandırıcı zaman aşımı hukuksal nedenine dayalı olarak tapusunun kendi adına geçeceğini beyan ederek 06.06.2023 tarihli "sözleşme" başlıklı belgeyi düzenlettiğini, davalının hileli davranışlarına devam ettiğini, damadının yaptığı araştırmalar sonucunda dairenin davalı adına tapuda kayıtlı olmadığı ve taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zaman aşımı yoluyla kazanılamayacağını öğrendiklerini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, olmazsa tespit edilecek gerçek değerlerinin ve munzam zararların davacının hak sahibi olduğu oranda işlem tarihlerinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; 06.06.2023 tarihinde yapılan sözleşmede zilyetlik hususunun çok açık bir şekilde bildirildiğini, asıl davalının fiziki engeli nedeniyle kandırılmaya müsait bir durumunun bulunduğunu, davalının söz konusu evde 16 senedir ikamet ettiğini, müteahhidin ölmesi sonucu davalının tapuyu üzerine almakta güçlük çektiğini, ancak zilyetliğin kendisinde olduğundan kazandırıcı olağanüstü zaman aşımı ile taşınmazın tescilini kendisi üzerine yapmayı planladığını, parayı elden ödediğinden herhangi bir yazılı evrakın olmadığını, evi gören davacının evi bu şekliyle alabileceğini söyleyerek ısrar etmesi ve tarla vereceğini söylemesi üzerine davalının eşini ikna ettiğini, davacının eve yerleşmeye başladığını, yine 1/3 paylı taşınmazın devrini yapması sonucu davalının kandırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; devrin hata sonucu olduğu, hile ve gabin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazın devir tarihi ve dava tarihi nazara alındığında eldeki davanın süresi içerisinde açıldığı, hata ve gabin iddialarının dosyadaki deliller nazara alınarak ispat edilemediği, hile yönünden ise davalının davacıya trampa edeceği taşınmazın kendisine ait olduğu, devamında zilyet olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı ile tapu alacağını belirterek taşınmazın devredilebileceği inancı yarattığı gibi bu inancı pekiştirmek için olası mirasçılarından da adi yazılı feragat içeren beyanlar verdiği, bu şekilde hileli hareketleri ile iradesi sakatlanan davacıyı sözleşmeye sevk ve ikna ettiği anlaşıldığından hükmün gerekçe yönünden düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, 1895 parsel sayılı 90 00... miktarlı tarla nitelikli taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 06.06.2023 tarihli satış akdi ile davalıya temlik edildiği, dava konusu 1844 parsel sayılı 1.8 75... miktarlı tarla nitelikli taşınmazın 1/3 payı davacı adına kayıtlı iken 16.06.2023 tarihli satış akdi ile davalıya temlik edildiği, dava dilekçesinde adresi belirtilen dava dışı yerin ise 3 39... parsel sayılı taşınmazda bulunan (C) blok 11 nolu bağımsız bölümün(dava dışı 3. kişiler adına) eklentisi olan ... odası olduğu ve üzerinde “bağımsız bölüm olmaz” kaşesinin bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazların devrinde davalı tarafından davacının iradesinin hile ile sakatlandığı tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE.
Ne var ki somut olayda; TKGM parsel sorgulama ekranında yapılan sorgulamada dava konusu 18 95... parsel sayılı taşınmazların 16.05.2024 tarihli toplulaştırma işlemi ile pasife alındığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince toplulaştırma evrakları getirilmeden, dava konusu taşınmazın hangi oranda toplulaştırma parseline gittiği tespit edilmeden kapanan kayıt üzerinden hüküm kurulması doğru değildir.
Hal böyle olunca, toplulaştırma evrakının dosya arasına alınması, dava konusu 1895 parsel sayılı taşınmazın tamamı ve 1844 parselin 1/3 payının toplulaştırma işlemleri sonucunda gittiği parsel tespit edilerek güncel tapu kaydının ne kadarının dava konusu taşınmazlardan geldiği belirlenerek davalı adına olan bu kayıt üzerinden tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olarak infazı kabil olmayacak şekilde iptal-tescile hükmedilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, davanın kabulüne karar verilmesi halinde AAÜT 21. maddesi gereğince karar tarihindeki tarifeye göre davacı lehine harcı ikmal edilen değer üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis edildiği göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesi kararında hükmedilen vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile re'sen yapılan inceleme neticesinde temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi