Anahtar kelimeler: tefecilik
**"İçtihat Metni"**
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/21 E., 2024/504 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
\- K A R A R -
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı eşi ... ...'ın ekonomik sıkıntıda olduğu dönemde tefecilik yapan davalıdan aldığı borç karşılığında senet düzenlendiğini, borç ödenemeyince davalının senedi icraya koyduğunu, içinde bulunduğu durumdan yararlanan davalının teminat karşılığında icrayı durduracağını bildirmesi üzerine maliki olduğu dava konusu 1094 parsel sayılı taşınmazı davalıya devrettiğini, iki yıl içinde borçların ödenmesi halinde taşınmazın iadesinin kararlaştırıldığını ancak davalının bu süreyi beklemeden borç miktarını sürekli artırarak kendisini taşınmazı satmakla tehdit ettiğini, davalı hakkında tefecilik suçundan ceza yargılamasının devam ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, aşamada inançlı işlem iddiasını kabul etmediğini kaldı ki taraflar arasında inançlı işlem olsa dahi davacının edimini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 02.04.2013 tarih ve 2012/5 51... /151 Karar sayılı kararıyla, keşif için belirlenen masrafın gider avansından karşılanarak eksik kalan 250,00 TL’nin davacı tarafından kesin süre içinde tamamlanması yönünde verilen ara kararı gereğinin yerine getirilmediği, gider avansının tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 30.04.2014 tarih ve 2013/204 07... /9038 Karar sayılı kararıyla; keşif için gerekli masrafın yatırılmamış olması halinde HMK'nın 324. maddesi uyarınca keşif delilinden vazgeçildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacı vekilinin 3. oturumda keşif masraflarını yatıramadıklarını belirterek keşif delilinden vazgeçtiklerini açıkladığı, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davanın inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğu, keşif dışındaki diğer deliller değerlendirilerek araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 14.07.2021 tarih ve 2014/4 15... /521 Karar sayılı kararıyla; davalı hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın Yargıtayca düzeltilerek onandığı ve kesinleştiği, ceza dava dosyası ile davacının dava konusu taşınmazı borcuna karşılık teminat olarak davalıya devrettiği iddiasının ispatlandığı, ancak davacının öncelikle kendi edimini yerine getirmesi gerektiği, davacının verilen kesin süre içerisinde belirlenen borç miktarını mahkeme veznesine depo etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 25.10.2022 tarih ve 2022/1 54... /6985 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda inançlı işlemin varlığının kabul edildiği, bu husus taraflarca temyiz konusu da yapılmadığından artık inançlı işlemin varlığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, çözümlenmesi gereken hususun inançlı işlem gereğince davacının taşınmazın iadesini isteyebilmesi için taraflar arasındaki alacak-borç miktarının saptanması yönünde olduğu, mahkemece alacak-borç miktarı konusunda iddia ve savunma doğrultusunda hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmadan sonuca gidildiği, bu kapsamda iddia, savunma, icra dosyası ve tarafların bildirdikleri delillerin değerlendirilmesi, taraflar arasındaki alacak-borç miktarı konusunda bilirkişi raporu alınması, böylece Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi hükmü gereğince borç miktarının tespit edilmesi, ondan sonra belirlenen miktarı depo etmesi için davacıya süre verilmesi, bedel depo edildiği takdirde tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edilmesi, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza dosyası ile davacı tarafından eşi ...'ın borcuna karşılık olmak üzere uyuşmazlık konusu taşınmazı davalıya devrettiğinin ispatlanmış olduğu ancak inançlı işlemin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, davacının sözleşme gereği davalıdan taşınmazın adına devrini talep edebilmesi için kendi üzerine düşen edimi yerine getirmesi gerektiği, davacı tarafından eşi ...'ın borcunun davalı tarafa ödendiğinin iddia ve ispat edilemediği, dinlenen tanık beyanlarından da borcun ödenmediğinin anlaşıldığı, hem ceza dosyasında müştekinin beyanından hem de eldeki dosyada dinlenilen tanık beyanlarından davacının eşi ...'ın davalıdan 20.000,00 TL - 30.000,00 TL civarında borç para aldığının anlaşıldığı, ... İcra Müdürlüğünün 2011/268 Esas sayılı icra dosyasında da takip dayanağının 20.000,00 TL bedelli bono olduğu, ... İcra Müdürlüğünce gönderilen dosya hesabından 2011/268 Esas sayılı icra dosyasının 26.04.2021 itibariyle kapak hesabının 118.679,55 TL olduğunun anlaşılmışsa da bozma kararı doğrultusunda davacı vekiline bilirkişi raporu ile borç miktarının yasal faiz işletilerek güncellenmesi ile hesaplanan 24.926,58 TL'yi mahkeme veznesine depo etmek üzere verilen süre içinde bedelin depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, Mahkemece bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak TBK’nın 97. maddesi uyarınca davacının borcunun tespit edilmesine ve bu bedelin davacı tarafa depo ettirilmesine rağmen tesis edilen hükümde depo edilen bu bedelin davalıya ödenmesine karar verilmemiş olması doğru değildir.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile; Mahkeme kararının, hüküm fıkrasına “TESCİLİNE” ifadesinden sonra gelmek üzerek “Davacı tarafça depo edilen bedelin karar kesinleştiğinde davalıya verilmesine,” cümlesinin eklenilmesi suretiyle 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 438/7 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Duruşmaya katılım ve haklılık durumu gözetilerek duruşma vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.