Ana içeriğe atla

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · Esas 2025/439 · Karar 2026/3917

Eklenme tarihi: 20 Ağustos 2026 11.05.2026 Yayınlanma
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 11.05.2026 Esas No: 2025/439 Karar No: 2026/3917

Anahtar kelimeler: gabin

**1\. Hukuk Dairesi         2025/439 E.  ,  2026/3917 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3051 E., 2024/2909 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/268 E., 2024/521 K.

Dava, ehliyetsizlik ve gabin hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; muris babasının 9 05... parsel sayılı taşınmazını gabin nedeniyle 12.09.2003 yılında davalı Şirkete temlik ettiğini, ivazlar arasında aşırı dengesizlik olduğunu, dava konusu taşınmazda 5 daire, 3 dükkan olmak üzere 8 adet bağımsız bölüm bulunduğunu, taşınmazın boğaz manzaralı ve çok değerli bir taşınmaz olduğunu, taşınmaz tapuda 130.000.000.000,00 TL gösterilmiş ise de 82.000.000.000,00 TL’ye satıldığını, emsallerinin 400-500 milyar olduğunu, murise 38 milyar nakit verildiğini, 15 milyarlık iki adet de çek verildiğini, ayrıca değeri 14 milyar olan 1 ada 55 parsel sayılı taşınmazın da verildiğini, çeklerin hile ile düzenlenildiğini ve keşide yeri yazılmayarak senet vasfına dönüştürüldüğünü ve 6 ay sonrasına vadesi olduğunu, murisin temlik tarihinde 69 yaşında olduğunu, kendisinden 37 yaş küçük ikinci eşi olan davalı ...’nın dava konusu taşınmazın satılması ve kendisini nüfusundan çıkartması için baskı yaptığını, murisin kafasının karıştığını, kendisini yalnız ve ikinci eşi olan davalıya muhtaç hissettiğini ve aleyhine 2003/49 Esas sayılı davayı açtığını, tek malvarlığı olan dava konusu taşınmazı da komik bir rakama sattığını, bedelini dahi davalı eşi ile ortak hesabına yatırttığını, bedel olarak aldığı taşınmazı dahi eşinin adına tescil ettirdiğini, davalı Şirketin de murisin kışkırtma ve baskı altında hareket ettiğini bildiğini, murisin yaşlı olduğunu, hem fiziksel hem de manevi olarak oldukça rahatsız olduğunu, tecrübesizlikle hareket ettiğini, bu durumu bilen Şirket sahibinin bedeli iyice düşürdüğünü, murisin müzayaka halinden yararlandığını, davalı eşin de satış sonrası murisle ilgilenmediğini, ölüme terk ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile murisin mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada murisin terekesini temsilen ... temsilci tayin edilmiştir.

Davalı ...; eldeki davada davacı vekilinin öncesinde murisin vekili olduğunu ve davacının nüfus kaydının düzeltilmesi için dava açtığını, davacının murisin mirasçısı olmadığını, murisin geçirdiği ağır hastalık nedeniyle paraya ihtiyacı olduğu için dava konusu taşınmazı sattığını, emlakçılara müracaat ettiğini, hatta bir avukatı vekil tayin edip 120 milyar ver bana, sen kaça satarsan sat dediğini ancak taşınmazın satılmadığını, sonrasında pazarlıkla davalı Şirkete satıldığını, bir kısım paranın nakit, bir kısım paranın ise kıymetli evrak ile ödendiğini, murisin Almaya’da çalıştığını, ülkesine döndükten sonra da birkaç dönem muhtarlık yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı Şirket; davalının murisin mirasçısı olmadığını, buna ilişkin davanın devam ettiğini, davacının murisin erkek kardeşinin çocuğu olmasına rağmen murisin nüfusuna kaydedildiğini, murisin tapuda bedeli aldığını belirterek resmi senedi imzaladığını, diğer söylemlerin varsayımdan ibaret olduğunu, Almanya’da çalışmış, orada yaşamış 69 yaşında birinin tecrübesiz olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 1,5-2 yıl önce satışa çıkarılan taşınmazın düşünülmeden satılmasının mümkün olmadığını, Şirket sahiplerinin de Ayancık’ta yaşadıklarını, murisin müzayaka hali olmadığını, murisin taşınmazın değerini bildiğini, hem avukat hem de emlakçıya verdiği talimatların bu durumu gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu, gabinin de sübjektif unsurunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ehliyetsizlik ve gabin hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunulduğu, davacının murisin yeğeni, davalı ...'nın eşi, davalı Şirketin taşınmazı satın alan olduğu, murisin taşınmazın devir tarihinde fiil ehliyetinin olmadığının iddia edildiği, alınan ATK 4. İhtisas Kurulu ve üst kurul raporlarında murisin devir tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, gabin hukuksal sebebinde yapılan işlemde açık orantısızlık bulunması ve işlemi yapanın zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle yapılması gerektiği, bu iki koşulun birlikte vuku bulmasının öngörüldüğü, keza ispat külfetinin de davacı tarafta olmasına göre bu iki unsurun birlikte gerçekleştiğinin de ispatının yerine getirilmesi gerektiği, dinlenen tanık anlatımlarından murisin akıllı bir kişi olduğunun belirtildiği, murisin ekonomik olarak zor durumda olduğunun belirtilmediği gibi yurtdışında uzun süre çalıştığının beyan edilmesine göre deneyimsiz olmadığının anlaşıldığı, ayrıca davacı ve eşine kızgınlıkla yapılmış olmasının iddia edilip tanık anlatımlarında dile getirilmesi karşısında bu durumun zorda kalma, düşüncesizlik ya da deneyimsizlik gibi olguların içerisinde sayılamayacağı şu halde gabin bakımından murisin sübjektif ölçü açısından davacının iddiasının ispat edildiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davayı açan mirasçı vekili ve tereke temsilcisi tarafından duruşma ve adli yardım istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden mirasçı ... vekili avukat ... ile temyiz edilen davalı Şirket vekili avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tereke temsilcisinin adli yardım talebinin ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

\-K A R A R-
Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği, tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalktığı, başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisinin sona ereceği ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkının miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçeceği, davayı açan mirasçının davada takip yetkisinin kalmaması nedeniyle karara karşı temyiz talebinde bulunmasına yasal olanak bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden tereke temsilcininin temyiz itirazının reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Adli yardım isteği Dairece kabul edildiğinden başlangıçta alınmayan 2.107,80 TL temyiz başvuru harcı ile 732,00 TL onama harcının temyiz eden muris ... ... terekesinden alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı Şirket vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden muris ... ... terekesinden alınmasına, Davayı açan mirasçı ... temyiz başvuru ve maktu temyiz harcı yatırmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar