Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı
ESAS NO : 2026/534 Esas
KARAR NO : 2026/562
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2025
KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı, davalı adına kayıtlı --------- plakalı aracı--------- Noterliğinin 25/10/2024 tarih ve---------- yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile davalıdan 620.000-TL bedelle satın aldığını, davacı aracı muayene ettiği ve aracın sağ tarafının lokal boyalı olması kusuru ile kabul ettiği ve satın aldığını, satıştan bir ay sonra airbag hatası verdiğini, yapılan ekspertiz sonucunda aracın yolcu ve sürücü hava yastığı ve ön emniyet kemerlerinin patlak olduğu, aracın hava yastıklarının orijinal olmadığı ve emniyet kemerlerine direnç takıldığının tesit e dildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu, davalıya --------- Noterliğinin 05/12/2024 tarih ve --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gizli ayıbın ihbar edilerek zararın giderilmesinin istenildiğini, müvekkilinin aracı tamir ettirerek 3. Kişiye 450.000-TL bedel ile sattığını, müvekkilinin araç için 60.000-TL masraf yaptığını, aracı 620.000-TL bedel ile satın aldığını, aracı 450.000-TL bedel ile satabildiğini, toplamda 230.000-TL civarında zarara uğradığını, açıklanan nedenlerle şimdilik 150.000-TL nin yasal faiziyle tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle mahkemenin görevsiz olduğunu, müvekkilinin aracı 29/04/2022 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin aracı kullanımı boyunca bir kazaya karışmadığını, temiz bir şekilde kullandığını, aracı aldıktan 2,5 yıl sonra nakit ihtiyacı sebebiyle davacıya sattığını, davacının iddia ettiği ayıp ihbarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ihbarnameden ödeme emri ile haberdar olduğunu, icra takibine itiraz ettiğini, davacının icra takibi ile 150.000-TL maddi ve 150.000-TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, müvekkilinin ihtarnameden haberdar olunca cevap verdiğini, müvekkilinin aracı dava dışı ---------- Şti'nden satın aldığını, davanın ihbarını talep ettiklerini, davacı tacirin ekspertiz işlemini evleviyetle yaptırması gerektiğini, davacının yaptığını iddia ettiği masrafa ilişkin fatura ibraz etmediğini, 450.000-TL ye yapıldığı iddia edilen satışın muvazaalı olabileceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davanın konusu, ayıplı maldan kaynaklanan zararın tazmini isteminden ibarettir.Mahkemenin görevi ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ticari davalara ilişkin olarak ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir.
\---------- sayılı ilamında: "Açıklanan nedenlerle ve özellikle 6102 sayılı ve ilgili yasal düzenlemeler kapsamında, davalı gerçek kişinin ticari araç maliki olması davanın ticari dava olması ve ticaret mahkemesinin görevli olması için yeterli kabul edilemeyeceğinden" şeklinde açıklanmıştır.
\---------- sayılı ilamında: "Karşı görevsziklik kararında da açıklandığı üzere, dava konusu aracın ticari bir araç olması huzurdaki davayı ticari hale getirmemektedir Az yukarıda yapılan dava nitelendirmesine göre dava mutlak ticari dava olmadığı gibi gerek davacının servis taşımacılığında davaya konu araç ile şöför olarak iştigal ettiği yönündeki açıklamaları ve gerekse ticaret sicil ve vergi mükellefiyet kaydının bulunmamasına göre, davacının tacir konumunda olmadığı, giderek davanın nisbi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı nazara alırdığında davaya bakmak görevi asliye hukuk makemesine ait bulunmaktadır." şeklinde açıklanmıştır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında; Yeni Türk Ticaret Kanunu Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre kanun gereği ticari dava sayılan işler haricinde bir davanın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması halinde nispi ticari dava sayılabileceği açıktır. Tarafların tacir olup olmadığının araştırılarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu araç hususi kullanımlı bir araçtır. Davacı şirketin tacir olduğu sabit olup, davalının tacir olup olmadığının araştırılmasına yönelik ise; ilgili Vergi Dairesi'nin yazı cevabında defter tutma kaydının bulunmadığının bildirildiği ve uyuşmazlık tarihi itibariyle gerçek kişi tacir kaydı olmadığı da görülmüştür. Bu haliyle davalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c madde ve fıkrası gereği mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş davacının tacir sıfatına haiz olmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----------- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,
Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 11/06/2026