Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı
T.C.
ANKARA BATI
1\. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/219
KARAR NO: 2026/395
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/03/2026
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
K.YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; dava dışı şirket ile davalı arasında akdedilen baskı ambalaj sözleşmesi uyarınca .... "YANANTAD BAHARAT AMBALAJI QUADRO TORBA" isimli ürünün dava dışı şirket tarafından üretildiğini, bu ürüne ait faturaya 6 adet "YANANTAD BAHARAT AMBALAJI QUASRO KLİŞE BEDELİ" de eklenerek davalı firmaya 25/07/2024 tarihli, 111.895,34TL bedelli fatura tanzim edildiğini, ürünlerin sağlam ve eksiksiz olarak davalı firmaya teslim edildiğini, ödemenin zamanında yapılmaması üzerine dava dışı şirket tarafından, taraflar arasındaki mutabakata uygun olarak 22.710,00TL bedelli vade farkı faturası tanzim edildiğini, teslim edilen ürünlerin bedelini tahsil edebilmek için dava dışı şirket tarafından Ankara Batı İcra Dairesinin ..... E. sayılı takip dosyası ikame edilmiş ise de, davalı tarafça ödeme emrine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, dava dışı şirketin takip işlemine konu alacağını Sincan .... Noterliğinin 04/04/2025 tarih, ..... yevmiye numaralı işlemi ile davacı müvekkile devrettiğini, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk süreci kapsamında gerekli başvuruların yapılmış ise de tarafların anlaşmasının mümkün olmadığını, takip tarihi itibari ile davalı şirketin dava dışı şirkete 134.605,88TL borçlu durumda olduğunu, bahse konu alacağın müvekkile devri ile iş bu davanın açılmasında hukuki yararlarının bulunduğunu, gerek dava gerekse takip tarihine kadar tarafına veya dava dışı şirkete ulaşmış ayıp ihbarı ya da sözleşmeden dönme veya sözleşmeyi fesih iradesi bulunmadığını belirterek, Ankara Batı İcra Dairesinin ..... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 134.505,00TL üzerinden devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, itirazın iptali taleplerinin mahkemece kabul edilmemesi halinde 134.505,00TL'nin fatura kesim tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; davacı tarafça müvekkil firma aleyhine başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesi tarafından yapıldığını, Yargıtay kararları uyarınca yetki itirazının öncelikle incelenmesi gerektiğini, bu nedenle öncelikle icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu belirterek, yetkili yerin Gaziantep İcra Dairesi ve Mahkemeleri olduğunu, davacının işbu davayı açarken dava dışı .....İnş. San. Tic. A.Ş. tarafından müvekkil şirkete karşı açılan ve henüz kesinleşmeyen itirazın iptali davasını gerekçe gösterdiğini, ancak kesinleşmeyen bir hükmün delil olarak kullanılamayacağını, davacının davacı sıfatı bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, zira icra dosyasındaki asıl alacaklının davacı.... olmayıp, dava dışı ..... İnş. San. Tic. A.Ş. olduğunu, alacak temlik işleminin iyiniyetten uzak ve haksız kazanç elde etme amacıyla yapıldığını, davacının alacağı temlik aldığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkil şirket tarafından üretilen ürünlerin dava dışı ..... İnş. San. Tic. A.Ş.'den tedarik edilen ambalajlara konularak ihraç edildiğini, ilk incelemede bir sorun tespit edilemediğini, ancak ihracat sonrası müşterilerden ambalajların ayıplı olduğuna dair şikayetler geldiğini, bu şikayetler üzerine ambalajların gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığını, dava dışı şirketin haksız ve yalan beyanlarda bulunarak mahkemeyi yanlış yönlendirme çabası içerisinde olduğunu, tarafına ulaşmış ayıp ihbarı ya da sözleşmeden dönme veya fesih iradesi bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ambalajlardaki ayıpların öğrenilmesi üzerine dava dışı şirket yetkilileri ile şifahi görüşmeler yapıldığını, onların hatayı kabul ederek ayıplı ürünleri iade alacaklarını belirttiğini, bu doğrultuda 05/10/2024 tarihli iade faturaları düzenlenerek dava dışı şirkete iletildiğini, sözlerinde durmamaları üzerine Gaziantep..... Noterliği'nin 12/11/2024 tarihli ihtarnamesi ile ambalajların gizli ayıplı olduğu, iade alınması gerektiği ve müvekkilin uğradığı zararların tazmin edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin davacı şirkete ulaştığını ancak cevap verilmediğini, bu durumun ayıp ihbarı, sözleşmeden dönme ve fesih iradesinden en başından itibaren haberdar olduklarını gösterdiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği "davacı tarafa süresinde gönderilmiş bir ihtarname ya da ayıp ihbarının bulunmadığı" şeklindeki gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun gizli ayıplara ilişkin 223. maddesi uyarınca gizli ayıbın hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin gerekli kontrolleri yaptığını, ancak gizli ayıbın müşterilerin şikayetleri üzerine yapılan incelemelerle anlaşıldığını ve derhal davacı tarafa hem sözlü hem de yazılı olarak bildirildiğini, mahkemenin bu gerekçesinin hatalı bir değerlendirme olduğunu, zira ilgili kanun hükümlerinde gizli ayıp bildirimi için kesin bir süre öngörülmediğini, faturaların defterlere işlenmiş olmasının hukuki sorunun bu olmadığını, hukuki sorunun gizli ayıplı ürünün bulunup bulunmadığı ve bildirimin yapılıp yapılmadığı olduğunu, gönderilen ve gizli ayıp içeren ürünlerin makul süre içerisinde dava dışı şirkete bildirildiği hususunda şüphe bulunmadığını, ticari defterlere işlenen faturaların gerekçeleri de faturaya işlenmek suretiyle iade faturası düzenlenerek dava dışı şirkete bildirildiğini, bu nedenle "faturanın müvekkil şirketin defterlerine işlenmiştir" şeklindeki gerekçenin hukuken itibar edilemez nitelikte olduğunu, davacı tarafın başlatmış olduğu icra takibi ve itirazın iptali davasında haksız ve kötü niyetle alacak talebinde bulunduğunu belirterek, davanın husumet yokluğundan reddini, mahkeme aksi kanaatte ise yetkisizlik kararı verilmesini, yetkisizlik kararı verilmemesi halinde davanın esastan reddine, davacı taraf hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2024 yılına ait BA BS formları, davacının vergi dairesi kayıtları, Mahkememizin..... esas sayılı dava dosyası ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında faturalara dayalı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturalara dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 14.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 15.10.2024 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
30/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanunla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde yapılan değişiklikle, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Göreve ilişkin kurallar, dava şartıdır. (HMK m.114/1-c) Mahkeme, dava şartlarının yerinde olup olmadığını yargılamanın her aşamasında gözetir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığı hususu re’sen değerlendirilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin görev kapsamına giren ticari davaların neler olduğu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde belirlenmiştir.Buna göre:
a-TTK 4/1 maddesinde altı bent halinde sayılan hususlardan doğan davalar,
b-Özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar, (Kooperatifler Kanunu madde 99 gibi)
c-Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev sahasına girer.
Eldeki davada, davacı, davadışı takip alacaklısından takibe konu alacağı temlik aldığı, davadışı takip alacaklısı ile davalı arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce, ilgili ticaret sicil müdürlüğü ve ilgili vergi daireleri ile yapılan yazışma sonucunda davacının mükellef kaydının ve tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu bağlamda, somut uyuşmazlığa bakma görevi genel mahkemeler olan Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir. 6100 sayılı HMK’nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu dikkate alınarak, davanın usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/06/2026
Katip ..... e-imzalı Hakim ..... e-imzalı