Ana içeriğe atla

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · Esas 2025/454 · Karar 2025/4460

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 23.12.2025 Yayınlanma
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 23.12.2025 Esas No: 2025/454 Karar No: 2025/4460

Anahtar kelimeler: Komplikasyon

**6\. Hukuk Dairesi         2025/454 E.  ,  2025/4460 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2043 E., 2024/3495 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/55 E., 2024/128 K.


Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının alt yüzünün gevşemiş olması sebebiyle görüştüğü davalı doktorun bu operasyonu sorunsuz halledeceği, istediği sonuca ulaşacağı ve bir komplikasyon olmayacağı konusunda taahhütte bulunması üzerine davalıya muayene olup yüz germe operasyonuna karar verdiğini, alt yüzle ilgili operasyon isterken doktorun daha iyi olacağı ve komplikasyon oluşmayacağı konusunda güvence vererek üst yüze de ikna ettiğini, ameliyat esnasında müvekkilinin izinsiz gıdısının da alındığını, çenesinin altının boydan boya yarıldığını, ameliyat sonrasında müvekkilinin üst dudağını rahat hareket ettiremediğini, taburcu olduktan sonra da yüzünün inanılmaz derecede şiştiğini ve iki ay kadar çiğneme yapamadığını, geçirdiği operasyona rağmen müvekkilinin yüzünün hala gevşek olduğunu, yapılan işlemin hiçbir işe yaramadığını, 24 ay geçmesine rağmen hala yoğun his kaybı olduğunu, doktorun onamsız, izinsiz boyna müdahalesi yüzünden davacının ağır mağduriyet yaşadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 22.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.


II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacıya ameliyatın riskleri ve olası komplikasyonlarının ayrıntılı bir şekilde anlatıldığını, ameliyat sırasında ve sonrasında herhangi bir tıbbi uygulama hatası veya komplikasyon yaşanmaksızın ameliyatın başarıyla gerçekleştirildiğini, yüz ve boyun bölgesindeki şikayetin giderildiğini, ameliyat ile ilgili olarak herhangi bir şikayette de bulunmadığını, davacının yüzüne gerek ameliyat öncesinde yaptırdığı gerek ise bu ameliyat sonrasında uzmanlık vasfı olmayan ve ehil olmayan kişilerce çok sayıda müdahale gerçekleştirildiğini, müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından sorumluluk yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Adli Tıp Kurumu ve üniversite bilirkişi heyetinden alınan raporlara göre; hasta dosyasında davacıya ameliyat öncesi yapılan bilgilendirme ve onam formunda, hem üst yüz hem de boyun germe ameliyatı yapılacağının yazılı olduğu, davacı tarafından onam formunun kendi el yazısı ile "okudum, anladım, kabul ediyorum" yazılarak imzalanmış olduğu görülmekle davalı hekimin yapılacak olan operasyonlara ilişkin aydınlatılmış onam ve bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiği, nitekim epikriz raporunda da işlem yapılacak alanların boyanarak anlatıldığı ve davacının genel olarak yüz yapısının gevşek olduğu bilgilendirmesinin yapıldığının not olarak yazıldığı, bu nedenlerle davacının boyun bölgesine rıza dışı müdahale edildiği iddiasının yerinde olmadığı, davalı hekim tarafından yapılan yüz ve boyun germe ameliyatı tekniğinin davacı hastanın taleplerine uygun olduğu, davacının yüz ile boyun bölgesinin gerektiği gibi gerilmiş olduğu, davacının yüzünde ya da boynunda herhangi bir kalıcı sorun olmadığı ve ameliyatın sonucunun başarılı olduğu anlaşılmakla davalı hekime operasyon sürecine ilişkin herhangi bir kusur atfedilemediği, bununla birlikte neticeye ilişkin olarak davacının tüm cildin gergin olması beklentisinin tıbben mümkün olmadığı ve bu şekilde bir netice meydana gelemeyeceğinin onam formunda yazılarak davacıya açıklandığı, davacının da bunu kabul ederek ameliyat olduğu değerlendirildiğinde vadedilen neticenin gerçeklemediği iddiasının yerinde olmadığı, davalı hekimin yaptığı işlemlerin ayıplı olmadığı, komplikasyon yönetiminin doğru yapıldığı, davacının bir kısım kişisel taleplerinin tıbben mümkün olmadığı gibi bünyesel özelliklerinden kaynaklandığı ve bu hususta davacının bilgilendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; alınan Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, dosyadaki delillerin, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, tüm iddiaları ve işlemleri kapsar onam evrakının dosyada bulunmadığının değerlendirilmediğini, hastanın bilgilendirildiği iddiasının ispatının hekime ait olduğunu, olası komplikasyonlara ilişkin müvekkilinin aydınlatılmadığını, alınan Adli Tıp Kurumu raporunun bağlayıcılığının bulunmadığını ve buna ilişkin itirazlarını tekrar ettiklerini, davalının müvekkilinin boynuna onay almadan kendiliğinden işlem yaptığını, davalının sadakat ve özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dosyada ameliyat için olsa bile risklere ait onam olmadığını, ameliyat öncesi davacının aydınlatılmış onamının alınmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ayıplı olduğu ileri sürülen eser sözleşmesi niteliğindeki boyun germe ve orta yüz germe ameliyatları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacının tüketici olması nedeniyle harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar