Ana içeriğe atla

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · Esas 2024/1067 · Karar 2025/1468

Eklenme tarihi: 23 Temmuz 2026 14.04.2025 Yayınlanma
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 14.04.2025 Esas No: 2024/1067 Karar No: 2025/1468

Anahtar kelimeler: liposuction

**6\. Hukuk Dairesi         2024/1067 E.  ,  2025/1468 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2208 E., 2023/2285 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/184 E., 2023/284 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... muayenehanesine gidip muayene olduktan sonra 28.09.2015 tarihinde karın gerdirme ve yağ aldırma ameliyatı olduğunu, ameliyat sonrası tüm kontrollere gelip tavsiyelere uymasına rağmen ameliyattan beklediği ve kendisine vaat edilen sonucu alamadığını, zamanla çeşitli rahatsızlıklarının ortaya çıktığını, müvekkilinin yetkili kişiler ile iletişim kurarak şikayetini ve memnuniyetsizliğini dile getirdiğini ancak sonrasında bir netice alamadığını, özellikle dizlerinde oluşan ağrılar sebebiyle tedavi olmak zorunda kaldığını, müvekkilinin yılın belirli zamanlarında Almanya'da ikamet ettiğini, Türkiye'deki başarısız ameliyat sonrası müvekkilinin sürekli rahatsızlıkları olduğunu ve psikolojik tedavi görmek zorunda kaldığını, ameliyat sebebiyle hem maddi hem manevi zarara uğradığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere şimdilik 11.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ... Estetik Cerrahi Saç Ekimi ve Lazer Polikliniği'nin Sağlık Bakanlığı'na bağlı mesul müdürü ve işletme sahibi uzman doktorlardan oluşan bir poliklinik olduğunu, doktorların uzmanlık alanlarının plastik cerrahi olduğunu, davacının bu sağlık merkezine gelerek karın bölgesinin sarkmasından ve sarkık görüntüsünden ve vücudunun bazı bölgeleri özellikle bacak bölgesindeki yağlanmadan dolayı yürümekte zorlandığı gibi sağlık sıkıntıları yaşadığını söylemesi ve estetik müdahale talep etmesi sonucu operasyonun yapıldığını ancak davacının ameliyat sonrası kontrollere gelmediğini ve uyarılara uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp Kurulu'nun raporunda, kişiye isteği üzerine 28.09.2015 tarihinde yapılan karın ve alt ekstremitelere liposuction uygulanması + abdominoplasti ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğunun, ameliyat sonrası erken dönemde komplikasyon gelişmediğinin, kişinin kontrol muayenelerine düzenli gelmediğinin, hekimin takibinden çıktığının, bu süre içinde sigara kullandığının ve kilo aldığının anlaşıldığı, saptanan skar dokularının ameliyatın doğal sonucu niteliğinde olduğunun, deri ve doku sarkmalarının her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon niteliğinde olduğunun, kilo artışının bahsi geçen komplikasyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırdığının, davacının hekimin takibinden çıkması sebebiyle hekimin komplikasyon sürecini yönetme imkânının bulunmadığının, hekimin hatasının bulunmadığının değerlendirildiği, akademik ünvana sahip bilirkişilerce hazırlanan raporda; hastanın ameliyat öncesinde komplikasyonlar yönünden uyarıldığı ve davalı hekimin ve hastanenin dikkat, özen eksikliği, kusurlu uygulaması veya organizasyon eksikliğinin bulunmadığı yönünde görüş bildirmeleri karşısında davalıların kusurlu olmamaları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay kararlarında; "plastik cerrahi işlemleri eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilir ve hekim istenilen sonucu yerine getirmekle yükümlüdür." ibaresinin yer aldığını, eser sözleşmelerini diğer iş sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisinin sonuç sorumluluğu, yani iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdü olduğunu, ayrıca dosya kapsamında bilirkişi ek heyet raporu alınsa da heyette bulunan tüm kişiler plastik cerrahi uzmanı olmadığından mevcut bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleyi kapsayan hukuki ilişki bulunduğu, sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tıbbi zorunluluk sebebiyle gerçekleştirilen tedaviye ilişkin vekalet sözleşmesinden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlandığından meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Komplikasyonlarda ise, aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır.
Yukarıda yer verilen ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği, hüküm ve sonuçları gözardı edilerek karara varılmıştır. Zira taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi olup, eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Taahhüt edilmesi sonucu ortaya çıkmaması halinde edim ifâ edilmiş sayılamaz.
Bu halde mahkemece yapılacak iş; yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak davalının eser sözleşmesi kapsamında sonuç taahhüdünü gerçekleştirip gerçekleştirmediği, davacının ameliyat sonrası kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği ve bunun sonuca etkileri hususlarında rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olup bu hususlar gözardı edilerek, inceleme ve yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar