Ana içeriğe atla

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · Esas 2023/1864 · Karar 2024/4484

Eklenme tarihi: 23 Temmuz 2026 27.11.2024 Yayınlanma
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 27.11.2024 Esas No: 2023/1864 Karar No: 2024/4484

Anahtar kelimeler: liposuction

**6\. Hukuk Dairesi         2023/1864 E.  ,  2024/4484 K.**


**"İçtihat Metni"**




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/297 E., 2023/321 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret




Davacı vekili, davalı ...’nın müvekkilini on beş yaş gençleşme vaadi ile yüz germe ameliyatı için ikna ettiğini, operasyonun 07.11.2013 tarihinde uygulandığını ve müvekkilinin 08.11.2013 tarihinde taburcu olduğunu, ne var ki, yüz germe ameliyatı neticesinde müvekkilinin yaşadığı hissizlik, batma ve duyma kaybı şikayetlerinin geçmediğini ileri sürerek, 6.400,00 TL maddi ve 6.000,00 TL manevi tazminatın 07.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, aydınlatılmış onam formunda bütün olasılıklar konusunda davacının bilgilendirildiğini, operasyonun usulüne uygun yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, davacının yüzde kırışıklık ve çene altında yağ birikmesi şikayetleriyle kendisine başvurduğunu, ameliyatla ilgili tüm bilgilerin ayrıntılı şekilde verildiğini, ameliyatın tıbbi usullere uygun ve titizlikle yapıldığını, davacının son kontrol muayenesine gelmediğini ve herhangi bir şikayette bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, kişinin isteği üzerine yapılan submental liposuction ve klasik yüz germe operasyonunun tekniğinin doğru olduğu, operasyondan sonra gelişen yanaklarda hissizlik ve elektrik çarpması hissinin her türlü dikkat ve özene rağmen yüz germe ameliyatlarından sonra gelişmesi beklenen durumlardan olduğu, dava konusu operasyondan sonra geliştiği iddia olunan işitme kaybı ile operasyon arasında neden sonuç ilişkisinin kurulamadığı, bilirkişi raporunun denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmişir.

Mahkeme kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2021 tarihli, 2020/1854 Esas, 2021/619 Karar sayılı kararı ile, davacı yanın gerek yüz germe ve gerekse yağ dokusu alınması ile ilgili isteminin davalı doktor tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen yüz germe ve yağ dokusu alma ile ilgili olarak; hekimin edimini yerine getirip getirmediği ya da komplikasyon olup olmadığı, komplikasyon konusunda aydınlatma görevinin yerine getirilip getirilmediği ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı hususları tartışılıp değerlendirilmek üzere yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporunun düzenlendiği, davalı hekimin yaptığı cerrahi işlemde tıbbi kusur bulunmamış olup, hastada yaşanan durumun literatürde tanımlanmış bir komplikasyon olduğu, hastanın yakınmalarını doktoruna uygun şekilde aktarmadığından dolayı yeterli bilgiye ulaşamamış olabileceği, his kusuru komplikasyonunun yönetiminde cerrahın hastaya iyileşme sürecini izah etmek ve beklemesi gerekliliğini bildirmek dışında aktif bir rol oynamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Taraflar arasında düzenlenen sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasındaki tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır.

Davacı, yüz gerdirme ve çene altı yağ aldırma gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.

Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince düzenlenen raporda cerrahi yanlış uygulama olmadığı, hastanın cerrahi sonuçtan beklentisinin gerçekçi olmadığı, bahsi geçen yanaklarda devam eden his kusurlarının literatürde tarif edilmiş, gelişebilecek komplikasyonlar arasında yer aldığı, 6-12 ay içerisinde kendiliğinden geçtiği; bazı olgularda ise kalıcı his kusuru oluşabileceğinin bilindiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamından davacının geçirdiği operasyon ile kararlaştırılan amaca uygun bir görünüm sağlanmadığı gibi, operasyondan sonra gelişen yanaklarda hissizlik durumunun literatürde tarif edilmiş, gelişebilecek komplikasyonlardan olmasına rağmen 07.11.2013 tarihli onam formunda yer almadığı, tahsili talep edilen maddi ve manevi tazminatın miktarı da dikkate alındığında davanın davacının tüm talepleri bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.11.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar