Anahtar kelimeler: tebligat
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1429
KARAR NO: 2026/1456
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/05/2026 ARA KARAR
ESAS NO: 2025/886
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İhtiyati haciz talep eden DAVACI vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;
"...AÇIKLAMALAR
Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ... tarihli sözleşme kapsamında ticari ilişki kurulmuş, bu kapsamda müvekkil tarafından davalıya mal/hizmet teslimi yapılmış ve karşılığında faturalar düzenlenmiştir.
Davalıya düzenlenen;
31.12.2024 tarihli, 936.000 TL bedelli faturadan bakiye kalan 436.000 TL,
31.01.2025 tarihli, 1.101.711 TL tutarında fatura, olmak üzere toplamda 1.537.711 TL ana alacak ile bu alacaklara işlemiş gecikme faizleri birlikte toplam 1.925.279,00 TL, davalıdan talep edilmiştir.
Davalı borcunu ödememiştir. Bunun üzerine müvekkil tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Takip borçlusu davalı, gerçeğe aykırı ve kötü niyetli şekilde borca itiraz ederek takibi durdurmuştur. Oysa ki, borç faturalar, sözleşme ve ticari defter kayıtlarıyla açıkça sabittir.
Davalının itirazı tamamen kötü niyetli olup, sırf ödemeyi sürüncemede bırakmaya yöneliktir. Davalı, müvekkil şirketin haklı ve kesinleşmiş alacağını ödememek için haksız itiraz yolunu seçmiştir.
İtirazın iptali davalarında mahkemece davalının haksız itirazı tespit edildiğinde, İİK m. 67/2 uyarınca %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi zorunludur.
Bu nedenlerle davalının itirazının iptali, takibin devamı ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER: İİK m. 67, TTK m. 1530, TBK, HMK ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası, ... tarihli sözleşme, ... ve ...tarihli faturalar, Ticari defter ve kayıtlar, Arabuluculuk dosyası ve son tutanağı (Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... Arb. Numaralı dosya)
gerek görülmeleri halinde bilirkişi, tanık, Banka dekontları, mesaj kayıtları, whatsapp mesaj ve fotoğraf kayıtları, mail ve yazışmalar, sözleşmeler, resim, fotoğraf, banka kayıtları, yemin ve ikamesi mümkün yasal her türlü delil.
SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle ve Sayın Mahkemece resen göz önüne alınacak olan sebeplere istinaden fazlaya ilişkin haklarımız her daim saklı kalmak kaydıyla şimdilik; İhtiyati haciz talebimizin teminatsız kabulüne akabinde
Davalının Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptaline,
Takibin kaldığı yerden dava talebimiz kadarının devamına,
1.537.711,00 TL ana para ile buna takip tarihine kadar işlemiş 313.935,52 TL faiz olmak üzere toplam 1.851.646,52 TL alacak yönünden takibin geçerli kabulüne,
Takip tarihinden itibaren yalnızca 1.537.711,00 TL ana para üzerinden TTK m.1530 uyarınca ticari temerrüt faizi işletilmesine,
İİK m.67/2 uyarınca davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımızın saklı tutulmasına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine,,..." karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İstenen ihtiyati haciz yönünden İlk derece mahkemesince verilen 04/05/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:
"...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ihtiyati haciz talebine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından 01/05/2026 tarihinde ihtiyati haciz harcı mahkememize yatırılmıştır.
İİK'nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir." Bu hükme göre, bir para alacağının vadesi gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İİK'nun 257. maddesinin 2. fıkrası uyarınca "vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa." Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
İİK'nun 258. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "... Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur..." Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağın vadesi gelmemişse, İİK'nun 257/2. maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla, sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilen bir seçenektir. İİK'nun 257/2. maddesindeki hususlar, bir vakıaya veya üçüncü kişilerle yapılan işlemlere dayandığından, bu konuda mahkemeye kanaat verilmesi için gerekli her türlü delilden yararlanmak mümkündür. Özellikle resmi makamlar tarafından düzenlenen ve bu konudaki tespitleri içeren resmi belgelerin dikkate alınması olanaklıdır.
Dilekçe ekinde sunulan belgeler incelendiğinde, ihtiyati haciz talep edenin aleyhine talep ettiği kişiden alacağının mevcut olduğunu ve miktarını gösterir daha geniş bir anlatımla İİK'nun 257. maddesinde sayılan yasal koşulların bulunduğu ispat etmeye elverişli, mahkemeye yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmaması, alacağın varlığı ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,
2-Kararın birer suretinin taraflara TEBLİĞİNE, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,,, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden DAVACI vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati haciz talep eden DAVACI vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
"...Müvekkil şirket ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunmakta olup, bu kapsamda müvekkil tarafından davalıya mal ve hizmet teslimi yapılmış, karşılığında faturalar düzenlenmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından dosyaya gönderilen muavin defter kayıtlarında davalının müvekkil şirkete borçlu olduğu açıkça görülmektedir.
Bununla da yetinilmeyerek, davalı tarafın müvekkile olan borcunu kabul ettiğini ve kısmi ödeme yaptığını gösteren, 30.01.2025 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli ...Bankası ... dekontu dosyaya sunulmuştur. Bu dekontun açıklama kısmında bizzat ... cari borcuna istinaden ibaresi yer almaktadır. Nitekim Sayın Mahkemece bankaya yazılan müzekkereye verilen 13.10.2025 tarihli cevapta da bu dekontun doğruluğu teyit edilmiştir. Ayrıca, dosyaya mahkemece kazandırılan Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi (BA/BS formları) kayıtları, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve mal teslimini resmi makamlar nezdinde doğrulamaktadır.
İcra ve İflas Kanunu madde 258 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında mahkemeye kanaat getirecek delillerin gösterilmesi yeterlidir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 06.06.2024 tarihli, 2024/929 Esas ve 2024/1008 Karar sayılı ilamında "İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir." kuralını benimsemiş ve dosyaya sunulan faturalar ile vergi dairesinden celp edilen BA formlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğine hükmetmiştir.
Somut olayımızda da BA/BS formları, faturalar, muavin defter kayıtları ve en önemlisi borcun ikrarı niteliğindeki kısmi ödeme dekontu bir arada değerlendirildiğinde alacağın varlığı yaklaşık olarak değil, neredeyse kesin olarak ispat edilmiştir.
Yine Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 06.11.2024 tarihli, 2024/22 Esas ve 2024/22 Karar sayılı ilamında "Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usûl hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Söz konusu hükümdeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir." tespitini yaparak ticari belgelerin ihtiyati haciz için yeterli olduğunu vurgulamıştır. Müvekkil şirketin sunduğu deliller, bu düşürülmüş ispat ölçüsünün çok ötesinde, kuvvetle muhtemel kanaati fazlasıyla oluşturacak niteliktedir.
Kısmi ödemeye ilişkin dekontların ve fatura örneklerinin ihtiyati haciz için yeterli olduğuna dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 19.09.2024 tarihli, 2024/1185 Esas ve 2024/1570 Karar sayılı kararında da hüküm kurulmuş olup, alacağın icra takibine konu edilmesi ve itiraza uğramasının ihtiyati hacze engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin delillerimizi yetersiz bularak yaklaşık ispatın sağlanmadığı yönündeki tespiti hukuki dayanaktan yoksundur.
2\. YARGILAMAYI GEREKTİRME GEREKÇESİ İHTİYATİ HACZİN RUHUNA VE KANUNA AYKIRIDIR
İlk derece mahkemesi, ret kararında alacağın varlığı ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesine dayanmıştır. Ancak ihtiyati haciz müessesesi, doğası gereği geçici bir hukuki koruma tedbiridir ve uyuşmazlığı esastan çözen nihai bir hüküm niteliği taşımaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 06.06.2024 tarihli, 2024/929 Esas ve 2024/1008 Karar sayılı ilamında ihtiyati haczin amacını "İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır." şeklinde tanımlamıştır. Bu geçici koruma tedbirinin uygulanabilmesi için davanın esasına girilerek tam bir yargılama yapılması beklenemez. Nitekim aynı dairenin 04.07.2024 tarihli, 2024/1037 Esas ve 2024/1166 Karar sayılı ilamında "Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir." denilerek ihtiyati hacizde yargılamayı gerektirme gerekçesinin hukuka aykırı olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Kanun koyucu, ihtiyati haciz şartları arasında yargılamayı gerektirmeme gibi bir unsur öngörmemiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 16.07.2025 tarihli, 2025/968 Esas ve 2025/1021 Karar sayılı ilamında bu hususu "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için 'alacağın yargılamayı gerektirmesi' şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir." şeklinde kesin bir dille karara bağlamıştır. Aynı kararda "İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır." ilkesi benimsenmiştir.
Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 08.02.2024 tarihli, 2024/228 Esas ve 2024/148 Karar sayılı ilamında "yasada, ihtiyati haciz kararı verilmesi için talebin yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir şart öngörülmediği, ihtiyati haczin şartlarının somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından" şeklindeki gerekçesiyle, ilk derece mahkemelerinin yargılamayı gerektirme şeklindeki basmakalıp ret gerekçelerini hukuka aykırı bularak kaldırmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 29.01.2026 tarihli, 2026/68 Esas ve 2026/165 Karar sayılı ilamında da "Alacaklı, alacağa ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanat getirecek deliller göstermeye mecburdur" hükmüne atıf yaparak, faturalar ve cari hesap ekstrelerinin sunulması halinde muaccel alacağın varlığı noktasında kanaat verici delilin sağlandığını kabul etmiştir.
Tüm bu emsal Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında, müvekkil şirketin alacağının faturaya, ticari defterlere, BA/BS formlarına ve kısmi ödeme dekontuna dayandığı, alacağın muaccel olduğu ve rehinle temin edilmediği sabit olup, İİK madde 257 ve 258 hükümlerinde aranan yasal şartlar eksiksiz olarak gerçekleşmiştir. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 06.11.2024 tarihli, 2024/22 Esas ve 2024/22 Karar sayılı ilamında belirtilen "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir." kuralı gereğince talebimizin kabulünü talep ediyoruz. İlk derece mahkemesinin uyuşmazlığın esasını çözer gibi kesin ispat arayışına girmesi ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebi reddetmesi usul ve yasaya açıkça aykırıdır.
NETİCE-İ TALEP: Yukarıda izah edilen nedenler ile Dairenizce re'sen gözetilecek hususlarla;
Haklı istinaf başvurumuzun KABULÜNE,
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/886 Esas sayılı dosyasından verilen 04.05.2026 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın KALDIRILMASINA,
Dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde, ihtiyati haciz şartları tam olarak gerçekleştiğinden, müvekkil şirketin alacağını teminat altına almak gayesiyle teminatsız olarak veya Sayın Dairenizce takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında davalı borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,
İstinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmesine." karar verilmesini ileri sürmüş ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçelerinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilen ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest davanın konusunun " İhtiyati haciz talebimizin teminatsız kabulüne akabinde, Davalının Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptaline,Takibin kaldığı yerden dava talebimiz kadarının devamına,1.537.711,00 TL ana para ile buna takip tarihine kadar işlemiş 313.935,52 TL faiz olmak üzere toplam 1.851.646,52 TL alacak yönünden takibin geçerli kabulüne,Takip tarihinden itibaren yalnızca 1.537.711,00 TL ana para üzerinden TTK m.1530 uyarınca ticari temerrüt faizi işletilmesine,İİK m.67/2 uyarınca davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmesi talebine ilişkin olduğu, davacının takip ve davaya konu para alacağının ileride tahsilinin güvence altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini istediği anlaşılmıştır.
İstinaf dilekçesine ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Davaya ve ilamsız icra takibine konu bir miktar para alacağı yönünden İİK 257 vd. Maddeleri gereğince ihtiyati haczin kabulü için alacağın varlığı ve miktarına dair hususlar yönünden olmak üzere yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların , bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı , dayanılan beyanların ve fatura ile ödeme dekontlarının bu aşama itibariyle İİK 257 vd maddeleri gereğince ihtiyati haczin kabulü için yaklaşık ispata yeterli olmadıkları, zira faturanın her zaman tek taraflı olarak davacı tarafça düzenlenebilen belgelerden olduğu bu nedenlerle söz konusu ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davacı vekilinin işbu talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/886 Esas sayılı, 04/05/2026 tarihli ARA KARARININ hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacıdan peşin olarak alındığından hakkında yeniden harçla ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 258/son bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/07/2026