Ana içeriğe atla

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi · Esas 2022/616 · Karar 2026/1514

Eklenme tarihi: 23 Temmuz 2026 13.07.2026 Yayınlanma
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 13.07.2026 Esas No: 2022/616 Karar No: 2026/1514

Anahtar kelimeler: eser

T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/616 - 2026/1514
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/616
KARAR NO : 2026/1514
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2021
NUMARASI : 2020/840 Esas - 2021/1043 Karar

DAVACI : ... İnş. Nakliyat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : ... Alüminyum Doğrama Cam ve İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Ayıba Karşı Tekeffül
DAVA TARİHİ : 29/12/2020
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 02/02/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 14/07/2026
KARARIN YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarih ve 2020/840 Esas - 2021/1043 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ile ilgili istinaf karar incelemesinde:
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Sözleşmede işveren olarak anılan müvekkili ile taşeron olarak anılan ... Alüminyum Doğrama San. ve Tic, Ltd. Şti. arasında taşeronluk sözleşmesi yapıldığını, buna göre müvekkili şirkete ait Merkez Mah., ... Sok, No:23, Diş Kapı No: 15/A adresinde bulunan ... konutları projesinin kompozit kaplama ve silikon cephe işlerinin taşeron firma tarafından yapıldıktan sonra işin tesliminin yapıldığını, taşeron firma tarafından yapılan işlerin teslimi sırasında açık bir ayıp bulunmadığını, ancak 2019 yılında meydana gelen şiddetli yağmur ve dairelerin kat malikleri tarafından kullanılmaya başlanması ile birlikte gizli ayıpların ortaya çıktığını, müvekkili şirketin bu durumu hemen taşeron firmaya ilettiğini, ancak taşeron firma tarafından gizli ayıpların onarımı için veya oluşan zararın tazminine ilişkin herhangi bir girişimde bulunulmadığını, müvekkili şirket tarafından .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/7 Değişik İş dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL alacağın zararın tespi edildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacının süresinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının inşaat sektöründe faaliyet gösteren müteahit firma olduğunu, inşaat işlerinde profesyonel bilgi ve deneyimine sahip olduğunu, teslim edilen işin ayıplı olup olmadığını tespit edebilecek veya inceleme yaptırabilecek imkana sahip olduğunu, davacının talep ettiği bir çok alacak kalemi ile ilgili dava ehliyetine sahip olmadığını, dairelerin satışı ile daireden kaynaklanan hakların yeni malik alıcılara geçtiğini, 2016 yılında yapılan işin üzerinden 3 kış mevsimi geçtikten sonra gizli ayıptan bahsetmenin mümkün olmadığını, delil tespitinde tespit edilen hususların davacının imalat hatalarından kaynaklandığını, keza davacının mimari projeye aykırılıkları nedeniyle de sorun oluştuğunu, mimari projede balkon olarak gözüken yerin davacı tarafından projeye aykırı olarak çocuk odası olarak yapıldığını, balkon ile çocuk odasına yapılacak imalatın farklı olacağının yadsınamaz bir gerçek olduğunu, talep edilen imalat eksikliğine dair taleplerin miktar olarak fahiş ve piyasa rayiçlerine aykırı olduğunu, delil tespit dosyasında hesaplanan tutarların afaki olduğunu ve piyasa rayici ile örtüşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
"Dosyamız arasına getirtilen tapu kayıtlarının incelenmesinde, uyuşmazlık sebebi imalatın yapıldığı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 533 ada, 13 parsel sayılı ana taşınmazda mevcut A ve B bloklardaki bağımsız bölümlerin tamamının dava tarihinden önceki tarihlerde olmak üzere dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edilmiş olduğu görülmüştür.
Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça, taraflar arasındaki eser sözleşmesi niteliğinde bulunan 18/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında davalı tarafça ikmal edilen Merkez Mah., ... Sok., No:23, Dış Kapı No:15/A adresinde bulunan ... konutları projesinin kompozit kaplama ve silikon cephe işlerinin ayıplı olduğu ve söz konusu ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu ileri sürülerek bundan kaynaklanan zararının giderilmesi talep edilmiş ise de, imalatın yapıldığı ana taşınmazda mevcut tüm bağımsız bölümlerin ayıbın ortaya çıkmasından ve dava tarihinden önce davacı tarafından dava dışı üçüncü kişilere satılarak devredilmiş olduğu, dolayısıyla davacının ayıp sebebiyle dava konusu taşınmazların rayicinden daha düşük bedelle satıp devrettiğine dair dosya kapsamına yansıyan bilgi ve belge bulunmadığı gibi davacı tarafın da buna yönelik bir iddiasının bulunmadığı, öte yandan imalatın yapıldığı bağımsız bölümleri davacıdan satın alan üçüncü kişilerin davacıdan ayıp sebebiyle zararlarının giderilmesini talep ettikleri ve bu zararların da davacı tarafından giderildiğine dair bilgi ya da belgenin dosya kapsamına yansımadığı, sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının yaptığı imalatın ayıplı olduğu sabit olsa dahi dava tarihi itibariyle henüz davacının bundan kaynaklanan bir zararının bulunmadığı," gerekçesiyle,
"Davacının davasının şimdilik REDDİNE," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili 02/02/2022 tarihli istinaf dilekçesinde:
1-Taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi yapıldığını, yapılan bilirkişi incelemesi ve Yerel Mahkeme kararından da anlaşılacağı üzere davalı tarafça yapılan işin ayıplı olduğu, meydana gelen ayıbın süresi içerisinde davalı tarafa bildirildiği hususlarında bir tartışma kalmadığını,
2-Dava konusu alacak ile ilgili herhangi bir zamanaşımı tartışmasının söz konusu olmadığını,
3-Her iki bilirkişi raporunda da eserde meydana gelen ayıbın gizli ayıp olduğu ve süresi içerisinde bildirimde bulunulduğu hususunun tespit edildiğini,
4-Bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme ve imalattaki ayıp oranı esas alınarak hesaplama yapılmış ise de bu hesaplama yönteminin hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin itirazlarının süresi içerisinde 04.11. 2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/4337 E., 2015/2485 K. 11.05.2015 tarihli kararında ayıbın meydana geldiği tarihteki güncel zararın tespit edilmesi gerektiği, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2009/1814 E., 2010/1643 K., 23.03.2010 tarihli kararında da gizli ayıpların keşif tarihi itibariyle ayıbın giderilme bedelinin tespit edilmesi gerektiği şeklinde olduğunu, dolayısıyla bilirkişi heyetince esas alınan hesaplama yönteminin her iki Yargıtay kararı ile çeliştiği ve davacının aleyhine sonuç doğurduğunu, bu sebeplerle iş bu istinaf başvurularının kabulü halinde itirazları doğrultusunda tekrar bilirkişi incelemesi yapılmasını ve meydana gelen ayıbın güncel giderilme bedelinin tespit edilmesini talep ettiklerini,
5- Davacının bahse konu binayı yapan müteahhit olarak daire sahiplerine ve arsa sahibine karşı sorumluluğunun sabit olduğunu, bağımsız bölüm maliklerinin yaşanan herhangi bir sorunda müteahhit olarak davacıyı muhatap alıp bütün sorunların muhatabı olarak davacıyı gördükleri/göreceklerinin hem hayatın olağan akışı hem de yürürlükteki amir mevzuat hükümleri ile sabit olduğunu, bahse konu ayıbın ortaya çıkması ile bütün bağımsız bölüm sahiplerinin davacıyı arayıp muhatap aldıkları ve sorunun çözülmesini istedikleri, davacının da sorunun çözümü için davalı ile irtibata geçtiği, ancak davalı tarafça sorunun çözülmemesi sebebiyle davacı tarafından bahse konu sorunun çözüldüğünün dosya kapsamından açıkça anlaşılacağını, herhangi bir üçüncü kişi veya arsa sahibinin bahse konu sorunun çözümünde yer almadıklarını, bu sorun sebebiyle üçüncü kişiler veya davacı arasından hukuki bir ihtilaf meydana gelmeden davacı tarafından sorunun giderildiğini, davalı tarafın aksi yönde bir iddiasının da söz konusu olmadığını, bu sebeplerle Yerel Mahkemenin bu gerekçesinin usule, yasaya, dava konusu olayın gelişim şekline ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
6-Ayıbın meydana gelmesi ile bir zarar meydana geldiğini, bu ayıbın meydana gelmesi ile bahse konu dairelerin satışı veya satılmamış olması tartışma konusu yapılmaksızın ayıptan doğan hakların kullanımına bir etkisinin bulunmadığını, meydana gelen ayıbın davacı tarafından giderildiğini, aksi yönde herhangi bir iddianın bulunmadığını, Yargıtay 15. HD 25.06.2007 tarih, 2007/853 -2007/4314 sayılı kararında; "iş sahibi davacının alacağı sözleşmeden kaynaklandığından BK'nın 360. maddesi hükmünce ayıplı imalat bedelini ve bundan doğan zararını yükleniciden talep edebilmesi için ayıpları kendisinin giderdiği veya eseri başkasına satmış olması halinde kendisine karşı bu konuda dava açılıp alıcıya ödeme yaptığını ispat etmesine gerek bulunmamaktadır." şeklinde karar verilmiştir. İş bu kararın emsal niteliğinde ve iddialarını destekler mahiyette olduğunu, Yerel Mahkemece usule, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı bir karar verildiğini,
belirterek,
Sonuç itibariyle: İlk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, taraflarına ıslah ve harç tamamlama için süre verilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 04/02/2022 tarihli istinafa cevap dilekçesinde:
1- Davacının bilirkişi raporu doğrultusunda davasının kabul edilmesi gerektiği iddiasında olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerin gizli ayıbın nasıl oluştuğu, nasıl ortaya çıktığı, ortaya çıkma nedenleri, hangi sürede ortaya çıktığına dair denetime elverişli teknik bir inceleme yapmadıklarını, davacının imalat hatalarının bilirkişi tarafından değerlendirilmediği, gizli ayıp adı altında müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını,
2- Kat mülkiyeti tesis edilmiş binada bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satıldığını, dolayısıyla dairelerin satışı ile daireden kaynaklanan hakların yeni alıcılara geçtiğini, bu sebeple davacının dava ehliyetinin bulunmadığını,
3- Davacıdan bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerin, ayıplı daire aldığından bahisle davacıya rücu etmediklerini, ayıp sebebiyle zararlarının giderilmesini talep ettikleri ve bu zararların da davacı tarafından giderildiğine dair bilgi ya da belge bulunmadığını,
belirterek,
Sonuç itibariyle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas:
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesine konu işin ayıplı yapılmış olduğu iddiasıyla, ortaya çıkan zararın giderilmesi amacıyla açılmış maddi tazminat davasıdır.
Taraflar arasında imzalanan, 18/04/2016 tarihli sözleşme ile; davacının müteahhitliğini yaptığı Merkez Mah., ... Sok, No:23, Diş Kapı No: 15/A adresinde bulunan ... konutları projesinin kompozit kaplama ve silikon cephe işlerinin, sözleşme eki projelere uygun biçimde yapılması için davalı taşeron firmaya verilmesinin kararlaştırılmıştır.
Tarafların beyanına göre, işin bitirilip teslim edildiği hususunda taraflar arasında anlaşmazlık yoktur.
Davacı tarafça, işin tesliminden 3 yıl kadar bir zaman sonra 2019 yılında meydana gelen şiddetli yağmur ve dairelerin kat malikleri tarafından kullanılmaya başlanması ile birlikte gizli ayıpların ortaya çıktığı, davacının kat malikleri tarafından arandığı, davacı tarafça delil tespiti yapılarak sonrasında sorunun giderildiği iddia edilerek, gizli ayıp nedeniyle ortaya çıkan zararın davalı taraftan tazmini talep edilmiştir.
Davalı ise, davacının dava ehliyetine sahip olmadığını, dairelerin satışı ile daireden kaynaklanan hakların yeni malik alıcılara geçtiğini, delil tespitinde tespit edilen hususların davacının imalat hatalarından kaynaklandığını, keza davacının mimari projeye aykırılıkları nedeniyle de sorun oluştuğunu iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mahallinde istinabe yoluyla keşif yapılmış, alınan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuş, mahkemece itirazlar hakkında değerlendirme yapılmayarak itirazların reddine karar verilmiş ve "imalatın yapıldığı ana taşınmazda mevcut tüm bağımsız bölümlerin ayıbın ortaya çıkmasından ve dava tarihinden önce davacı tarafından dava dışı üçüncü kişilere satılarak devredilmiş olduğu, dolayısıyla davacının ayıp sebebiyle dava konusu taşınmazların rayicinden daha düşük bedelle satıp devrettiğine dair dosya kapsamına yansıyan bilgi ve belge bulunmadığı gibi davacı tarafın da buna yönelik bir iddiasının bulunmadığı, öte yandan imalatın yapıldığı bağımsız bölümleri davacıdan satın alan üçüncü kişilerin davacıdan ayıp sebebiyle zararlarının giderilmesini talep ettikleri ve bu zararların da davacı tarafından giderildiğine dair bilgi ya da belgenin dosya kapsamına yansımadığı, sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının yaptığı imalatın ayıplı olduğu sabit olsa dahi dava tarihi itibariyle henüz davacının bundan kaynaklanan bir zararının bulunmadığı," gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
"Dairemizin yerleşik uygulamasında da iş sahibinin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 360. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi) hükmünce ayıplı imalat bedelinin ve bundan doğan zararının yükleniciden talep edebilmesi için ayıpları kendisinin giderdiği veya eseri başkasına satmış olması halinde kendisine karşı bu konuda dava açılıp alıcıya ödeme yaptığını ispat etmesine gerek olmadığı kabul edilmektedir."(Yargıtay 15. HD. 25/02/2021 tarih, 2020/2940 E.-2021/526 K.)
"Gizli ayıplı imalâtın ortaya çıktığı andan itibaren makul bir süre içinde yükleniciye ihbarı halinde bedelinin zamanaşımı süresi içinde dava edilmesi mümkündür. İş sahibi davacının alacağı sözleşmeden kaynaklandığından BK’nın 360. maddesi hükmünce ayıplı imalât bedelini ve bundan doğan zararını yükleniciden talep edebilmesi için ayıpları kendisinin giderdiği veya eseri başkasına satmış olması halinde kendisine karşı bu konuda dava açılıp alıcıya ödeme yaptığını ispat etmesine gerek bulunmamaktadır."(Yargıtay 15. HD. 25.06.2007 tarih, 2007/853 E.-2007/4314 K., 27.02.2012 tarih, 2011/4331 E.-2012/1146 K.)
Yukarıda yer verilen emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, iş sahibi davacının alacağı sözleşmeden kaynaklandığından (BK’nın 360.) 6098 sayılı TBK 475 maddesi hükmünce ayıplı imalât bedelini ve bundan doğan zararını yükleniciden talep edebilmesi için ayıpları kendisinin giderdiği veya eseri başkasına satmış olması halinde kendisine karşı bu konuda dava açılıp alıcıya ödeme yaptığını ispat etmesine gerek bulunmadığı gözetilip, mahkemece yargılamaya devam edilerek, tarafların iddialarını ispata yönelik olarak sunmuş oldukları delilleri toplanıp elde edilecek hukuki sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerindedir.
Sonuç itibariyle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a.6 maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarih ve 2020/840 Esas - 2021/1043 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talebi halinde DAVACIYA İADESİNE,
4-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 61,20 TL posta masrafı toplamı 281,90 TL'nin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 ve 362/1-g bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/07/2026


Başkan Üye Üye Katip

\*e-imzalıdır.\* \*e-imzalıdır.\* \*e-imzalıdır.\* \*e-imzalıdır.\*

" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır."

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar