Anahtar kelimeler: tapu
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6\. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1229
KARAR NO: 2026/1434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2025
NUMARASI: 2023/645Esas- 2025/483Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 24/06/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/645 Esas 2025/483 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ...yılında davalı kooperatife üye olduğunu ve düzenli olarak belirtilen ödemeleri gününde ödediğini, davalı kooperatif yönetim kurulunun aldığı ... ve...sayılı karar ile davacının kooperatif üyesi olarak kaydının yapıldığını ancak davacıya bugüne kadar herhangi bir daire teslimi yapılmadığını, yapılan görüşmeler sonucunda davacıya daire teslimi yapılabilmesi için bugün ki daire fiyatlarının çok üzerinde yeni maliyet fiyatları çıkarılarak ek ödeme talep edildiğini, kooperatif adına kayıtlı dairelerin üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini, öncelikle davalı kooperatif tarafından yapılan daireler üzerinde bilirkişi heyeti ile tespit yapılarak dairelerin maliyet hesaplarının belirlenmesi, belirlenecek rakam üzerinden davacının yaptığı ödemelerin hesaplanarak eksik ödeme söz konusu ise tamamlatılması yönünden hüküm kurulması, kooperatifin iyi niyetli olmayan davranışlar sergilendiğini ve güven ilişkisinin sona erdiğini, bu nedenlerle davacıya teslim edileceği belirtilen daireler üzerine tedbir konulmasını, davacı adına tescilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini istediklerini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu ve reddi gerektiğini, davacının üzerine düşen borçlarını yerine getirmediğini, davacı tarafça davalı kooperatife aidat ödemeleri mevcut olduğunu, dairenin teslimi için talep edilen ödemelerin ek ödeme olmayın davacının ödemesi gereken miktar olduğunu, geçici maliyet raporu ile miktarın belirlendiğini, daha sonra kesin maliyet çıkarılmış ve üyelere bildirildiğini, kooperatifin her bir üyesine adil ve aynı maliyetlerin sunulduğunu, maliyet raporundaki bedelin karşılığı haklı olarak talep edildiğini, davacıya verilen ... günlük süre içinde maliyet raporu ile beraber sunulan daireleri kabul etmediğinden bu dairelerin diğer ortaklara tahsis edildiğini, alınan maliyet raporuna da itiraz edilmediğini, Kayseri 2. ATM'nin 2019/352 Esas sayılı benzer dosyasında davanın reddine karar verildiğini, davacının kooperatifçe belirtilen miktarda ödeme yapması halinde kendisine tapu devrinin yapılacağının taahhüt edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu dava ile haksız kazanç elde etmeye çalışıldığını, iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Toplanan deliller, davacının ıslah dilekçesi ve BAM kaldırma kararı sonrası alınan ek rapor doğrultusunda, davacının davalı kooperatiften 03/01/2023 tarihinde istifa ettiği, devir dışında ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacaklarının o yılın bilançosuna göre hesaplanarak bilanço tarihinden itibaren 1 ay içerisinde geri verileceğine ilişkin kooperatif ana sözleşmesinin 15.maddesi çerçevesinde mahsup edilecek gelen gider payı çıkarıldıktan sonra davacıya iadesi gereken tutarın benimsenen bilirkişi raporu ile birlikte tespit edildiği ve bu raporun dosya kapsamına uygun olduğu göz önüne alınarak davacının ıslah ile ileri sürdüğü alacak talebi yerinde görülmüş olup; davalı kooperatifin ... yılına ait genel kurul toplantısının... tarihinde yapıldığı ve davacı alacağının bu çerçevede dava tarihi ve ıslah tarihinden sonraki bir tarih olan 28/05/2024 tarihinde muaccel olacağı göz önüne alınarak davacının alacağının muaccel olduğu bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline dair davanın kabulüne karar verilmiş...." gerekçesiyle Davanın KABULÜ İLE; 129.586,36-TL çıkma payı alacağının, alacağın muaccel olduğu 28/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece ikinci kez verilen ıslah dilekçesine dayanılarak karar verilmiş olup işbu karar haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira daha önce istinaf mahkemesince bozma öncesi davacı vekili tarafından verilen 06.03.2023 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiş olup işbu dilekçede bedel bulunmadığını, mahkemece yapılması gereken sadece ıslah harcını tamamlatmakken yeniden ıslah için süre verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olup ikinci kez yapılan ıslah talebi ile karar verilmesi açıkça bozma nedeni olduğunu, istinaf mahkemesince bozma öncesi davacı vekili tarafından verilen 06.03.2023 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiş olup işbu dilekçede bedel bulunmadığını, mahkemece yapılması gereken sadece ıslah harcını tamamlatmakken yeniden ıslah için süre verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olup verilen dilekçe de kabul edilemediğini, istinaf mahkemesince 06.03.2023 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek karar kaldırıldığını, bu durumda davacı tarafça 2. Kez ıslah yapılmış olup dava değerinin 10.000TL'den 144.050TL'ye çıkarılmasına yönelik verilen ikinci ıslah talebinin reddi gerektiğini, yerel mahkemece ikinci ıslah dilekçesinin talep sonucunun ve vakıaların değiştirilip genişletilmesi iddianın genişletilmesi yasağı kapsamına girip girmediği araştırılmaksızın haksız ve hukuka aykırı şekilde ıslah dilekçesi kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, kural olarak tahkikat aşamasında iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi mümkün olmadığını, bu durumun istisnası mevcut olup uyuşmazlıkta da istisnanın şartları gerçekleşmediğinden davacıların talepleri kabul edilemez olduğunu, iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağı nedeniyle dilekçeler aşamasından sonra yapılamadığını, bu değişikliklerin yapılabilmesi karşı tarafın açıkça buna izin vermesine bağlı olduğunu, aksi takdirde bu türden talepler dilekçeler aşamasından sonra mahkemeye verilen yeni dilekçelerle ileri sürülse, duruşmada dile getirilse dahi mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, adeta hiç dile getirilmemiş talepler gibi hüküm verilirken yok sayıldığını, bu nedenle Sayın Yerel Mahkemece verilmiş olan karar yerinde olduğunu, ayrıca davanın ve ikinci ıslah dilekçesinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte belirtmek gerekir ki; davacı, dava değerini açıkça 144.050,00 TL olarak belirlediğini beyan etmesine rağmen, yerel mahkemece davanın kabulü ile 129.586,36 TL çıkma payı alacağına hükmedildiğini, bu durumda, yerel mahkemece davanın tam kabulüne karar verilmesi mümkün değildir. işbu hukuka aykırı karar yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve diğer fer’î haklar bakımından doğrudan sonuç doğurmakta olup, hatalı değerlendirme sonucunda davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin yanlış şekilde yükletilmesine sebebiyet verdiğini, kaldı ki davacının ikinci ıslah dilekçesinin yanında bir de 03.04.2025 tarihli beyan dilekçesinin de kabul edilmesi üçüncü bir ıslah dilekçesinin kabulü anlamına geldiğini, işbu husus yerel mahkemece, müvekkilin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini açıkça gösterdiğini, davacı tarafın ikinci ıslah dilekçesinin yanı sıra 03.04.2025 tarihli beyan dilekçesinin de mahkemece dikkate alınması, fiilen üçüncü bir ıslah dilekçesinin kabulü sonucunu doğurduğunu, ıslah tarihi itibarıyla ıslah edilen alacak kalemleri zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı itirazımız bulunduğunu, ancak yerel mahkeme işbu hususta hiçbir değerlendirme yapmadan doğrudan davanın kabulüne karar vermişse de davanın reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse dahi önceki talepte yüksek ıslah bulunduğundan kısmen kabul red kararı verilmeli ve tarafı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, izah edilen ve re’sen belirlenecek sair sebeplerle; Eksik inceleme ve subjektif algılamalar dayalı, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/645 Esas ve 2025/483 Karar sayılı 22/05/2025 tarihli ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalının ikinci ıslah iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı taraf, müvekkil tarafından sunulan 06.03.2023 tarihli dilekçenin bir ıslah dilekçesi olduğunu, sonrasında yapılan işlemlerin ise "..." yasağına takıldığını iddia ederek kararı istinaf ettiğini, dosya kapsamı ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin daha önceki kaldırma kararı ile açıkça çeliştiğini, ilgili kaldırma kararında, söz konusu dilekçenin bir ıslah iradesi taşıdığı tespit edilmiş ancak harç ve değer gibi usuli eksikliklerin giderilmesi gerektiği hüküm altına alındığını, bu kapsamda mahkemece verilen süre içerisinde eksikliklerin tamamlanması, 6100 sayılı HMK m. 176 anlamında yeni bir ıslah değil, usulüne uygun şekilde başlatılmış bir ıslah işleminin tamamlanması niteliğinde olduğunu, ıslah kurumu, tarafların karşı tarafın izni olmaksızın usuli işlemlerini bir defaya mahsus düzeltmelerine imkan tanıdığını, somut olayda da müvekkil, BAM kararı doğrultusunda hareket ederek usuli eksiklikleri gidermiş ve tek bir ıslah hakkını hukuka uygun şekilde kullandığını, talebin değiştirilmesinin ıslahın doğasına uygun değildir ve iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, davalı tarafın, başlangıçta talep edilen aynen ifa isteminden vazgeçilerek çıkma payı alacağına dönülmesini iddianın genişletilmesi yasağına aykırı bulması hukuken kabul edilemediğini, ıslah kurumunun temel amacı zaten tarafların talep sonuçlarını değiştirmesine imkan tanıyarak uyuşmazlığın çözümünü sağladığını, Kayseri BAM'ın kaldırma kararında da açıkça belirtildiği üzere, üyelik ilişkisinin yargılama sürecinde sona ermesiyle birlikte çıkma payına dönülmesi, davanın temelindeki uyuşmazlığın bir parçası olup HMK m. 176 uyarınca ıslah yoluyla gerçekleştirilmesi mümkün olan bir işlem olduğunu, müvekkilin talebini somutlaştırması ve hukuki nitelendirmeyi dosyanın geldiği aşamaya göre güncellemesi, davanın esasına yönelik bir hak arama özgürlüğü olduğunu, davalı tarafın bu durumu usule aykırı bir genişletme olarak nitelendirmesi, ıslahın yasal işlevini görmezden gelmek anlamına geldiğini, bu nedenle yerel mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi usul ve yasaya tam uyumlu olduğunu, dava değeri 144.050-TL olarak belirlenmişken, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda 129.586,36-TL üzerinden hüküm kurulmuş olması bir kısmi ret değil, teknik bir hesaplama neticesi olduğunu, kooperatif kayıtlarının incelenmesi sonucunda genel gider paylarının mahsup edilmesi yasal bir zorunluluk olduğunu ve bu mahsup işlemi sonucunda ulaşılan rakam, alacağın netleşmiş hali olduğunu, bu durum, davalının iddia ettiği gibi davanın reddedilen bir kısmı olduğu anlamına gelmediğini, aksine alacağın miktarının mahkemece denetlenen bilirkişi raporuyla kesinleşmesi gerektiğini, ayrıca davalı tarafın 03.04.2025 tarihli dilekçeyi üçüncü ıslah olarak nitelemesi de tamamen hatalı olduğunu, söz konusu dilekçe, bilirkişi raporuna karşı sunulmuş ve alacak miktarının netleştirilmesine yönelik bir beyan dilekçesi olduğunu, bir dilekçenin hukuki mahiyeti başlığıyla değil, içeriğiyle belirlenir; dosyadaki beyanlar incelendiğinde yeni bir ıslah iradesi bulunmadığı, sadece mevcut talebin teknik rapor doğrultusunda beyan edildiği görüleceğini, arz ve izah edilen nedenlerle; Davalı tarafın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun REDDİNE, Usul ve yasaya uygun olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/645 Esas 2025/483 Karar sayılı kararının ONANMASINA, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, davacı kooperatif üyesi tarafından, davalı kooperatif aleyhine açılan ve kooperatif ana sözleşmesi gereğince davalı kooperatif tarafından davacıya devri taahhüt edilen taşınmazın tapu iptali ve tescili talebine ilişkindir.
Davacı vekilinin 06/03/2023 tarihli beyan dilekçesi ile davacının kooperatif üyeliğinden istifa etmesi nedeniyle kendisine tahsis edilecek olan taşınmaz için tapu iptali ve tescil yönündeki taleplerinden vazgeçerek davanın davaıcı tarafından kooperatife yapılan tüm ödemelerin iadesini talep ettiği, anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılan ıslahın yapılabilmesi için hâkimin onay vermesine veya karşı tarafın muvafakatini almaya gerek yoktur. Hâkim, sadece ıslahın koşullarını inceler ve yapılan ıslahın geçerli olup olmadığım değerlendirir. Islah nitelik olarak değerlendirildiğinde, taraflardan birinin tahkikat aşamasında yapmış olduğu usul işlemini düzeltmesidir.
Şu hâlde kanunun aradığı şartlara ve usulüne uygun olarak yapılan ıslah, tek taraflı irade beyanı ile kullanılan ve sonuç doğuran bir usulî işlemdir; mahkemenin ya da karşı tarafın rızasına bağlı değildir (.../... /.../..., s.525). Davacının kötü niyetle davasını ıslah ettiğine dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı vekilinin talebinin davanın ıslahına yönelik olup ıslah dilekçesine göre inceleme ve araştırma yapılması gerekimiştir.
Davacının 21.02.2024 tarihinde 2.290,00 TL tamamlama harcı yatırdığı dava değerini 144.050,00 TL olarak belirlediği görülmüştür.
Mahkemece davanın kabulü ile 129.586,36 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş olup davacının 21.02.2024 tarihinde 2.290,00 TL tamamlanma harcı yatırarak dava değerini 144.050,00 TL olarak belirlediği sabittir.
6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda davacı tarafça dava değeri 144.050,00 TL olarak belirlenip tamamlama harcı yatırılmasına rağmen mahkemece davanın kabulü ile 129.586,36 TL'nin davalıdan alınması şeklinde hüküm verilmesi , çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5194 Esas 2021/5309 Karar) Bu nedenlerle davalının istinaf isteminin bu aşamada kabulü gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ,
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/645 Esas 2025/483 sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 24/06/2026