Ana içeriğe atla

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi · Esas 2026/826 · Karar 2026/990

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 01.07.2026 Yayınlanma
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 01.07.2026 Esas No: 2026/826 Karar No: 2026/990

Anahtar kelimeler: tapu

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14\. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/826
KARAR NO : 2026/990

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/931
DAVA TARİHİ : 20.11.2025
İSTEM TARİHİ : 19.02.2026
İSTEM TARİHİ : 03.03.2026
İSTİNAFA KONU ARA
KARAR TARİHLERİ : 24.02.2026 - 04.03.2026
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil -Alacak
İSTEM : İhtiyati Tedbir
TALEP : İhtiyati Haczin Kaldırılması
KARAR TARİHİ : 02.07.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 02.07.2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/931 Esas sayılı dosyasından verilen 24.02.2026 - 04.03.2026 tarihli ara kararlarının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalılar .... Şti ve ... vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalılar arasında görülen davada dava dilekçesi ile birlikte dava konusu taşınmazlara ihtiyati tedbir konması talebin de bulunulduğunu, mahkemece ihtiyati tedbir yönündeki talebin kabul edildiğini ve tespit edilen teminat bedeli yatırıldığını, taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kaldırıldığını, dava istinaf aşamasında iken davalılarca taşınmazlar satılmaya başlandığını, Kuşadası Tapu Müdürlüğünce satışı yapılan taşınmazların kayıtları mahkemeye gönderildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırılmasından sonra davalının talebi ile bu kez taşınmazlardaki ''davalıdır şerhinin'' kaldırılması talep edildiğini ve mahkemenin 14.01.2026 tarihinde Kuşadası Tapu müdürlüğüne ''Davalıdır şerhinin'' kaldırılması için müzekkere yazdığını, ihtiyati tedbir ve tesis edilen tedbir niteliğindeki kararların tamamında gözetilen hukuki yarar yargılama sonucunda tarafların hakkının güvence altına alınması olduğunu, koşulların oluşması halinde ilk derece mahkemesi kararları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararları temyiz kanun yoluna tabi olduğunu, dolayısı ile tarafların haklarını korumaya ve güvence altına almaya yönelik tedbir kararlarının olağan kanun yollarının tüketilmesi tarihine kadar devam ettirilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararları Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla ortadan kaldırılabileceği gibi Bölge Adliye Mahkemesi kararları da hukuksal koşulların oluşması halinde Yargıtay denetimine tabi olduğunu, olağan kanun yolları tüketilmeden ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye mahkemesinin kararlarına yansıyan ve kesinlik arz etmeyen kanaatleri doğrultusunda konulan tedbirlerin kaldırılması hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki kararı nedeniyle dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesinde iken yapılan satış kayıtları dava dosyasında mevcut olduğunu, davalı tarafın dava konusu taşınmazların kaydındaki davalıdır şerhinin satışa engel olduğu yönündeki iddiası tamamen yersiz olduğunu, mahkemenin tesis ettiği karar hukuka aykırı olduğunu, 'davalıdır şerhi'' tarafların 3. kişilere karşı koruma sağlayacağını, her ne kadar davalıdır şerhi kanunlarda düzenlenmemiş ve tasarrufu kısıtlayıcı etki doğurmasa da üçüncü kişilere yönelik bilgilendirici etkisi dolayısıyla olası uyuşmazlıklarda üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldıracağını, mahkemece olağan kanun yollarına rağmen davanın tapu iptal ve tescil yönünden reddedileceği peşin hükmüyle karar tesis ettiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ve akabinde davalıdır şerhinin de kaldırılması telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını, davalının, dava konusu taşınmazların tamamını elden çıkarma gayesiyle hareket ettiğini, davalı kooperatif müvekkilden mal kaçırma gayesiyle muvazaalı şekilde diğer davalıya aynı gün içerisinde taşınmazların tamamını devrettiğini, şimdi de diğer davalı taşınmazları elden çıkarmakta olduğunu, kanun yolunda hükmün değişmesi halinde ortaya telafisi imkansız zararlar ortaya çıkacağını, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı talep etme zorunluluğu hasıl olduğundan dava konusu taşınmazların üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 2025/931 Esas sayılı dosyasından verilen 24.02.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...Davacı vekilinin açtığı davanın öncesinde mahkememizin 2022/406 esasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonunda 2024/185 karar sayılı 27.03.2024 tarihli karar ile davaya konu taşınmazların tapu iptali ve tescili talebi yönünden davanın reddine karar verildiği, iş bu kararın istinafı üzerine yukarıda ayrıntısı açıklandığı şekilde İzmir BAM. 14. Hukuk Dairesi'nin 2024/1451 esas, 2025/1418 karar sayılı kararı ile davacı taraf sözleşmedeki edimlerin tamamını yerine getirmediğinden sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümlerin tapu iptali talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek mahkememiz hükmünün diğer yönleri bakımından kaldırma kararı verildiği, mahkememizin önceki hükmündeki tapu iptal ve tescil talebi yönünden verilen red kararının istinaf talebinin kabul edilmediği, kaldıki tüm dosya kapsamı nazara alındığında dava konusu taşınmazların kaydına tedbir konulmasını gerektirir yaklaşık ispat şartlarının da gerçekleşmediği anlaşılmakla talebin reddine'' dair ara karar verilmiştir.
Davacı vekili ihtiyati tedbir-haciz talepli ıslah dilekçesinde özetle; davanın HMK''nun 180. Maddesi uyarınca tamamen ıslahını, .... ili, .... ilçesi, ... ada, ... parselde bulunan;1, 2, 3, 4, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 38, 39, 40, 41, 43, 44, 47, 48, 51, 52, 53, 55 ve 56, bağımsız bölümlerin tapu kaydına iradi ve cebri satışları önlemeye yönelik tedbir konulmasını, öncelikle davalı adına kayıtlı bulunan1,2, 3, 4, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31,32, 33, 34, 35, 36, 38, 39, 40, 41, 43, 44, 47, 48, 51, 52, 53, 55 ve 56, Tapu Kayıtlarının iptal ile müvekkilimiz adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazların karar tarihine en yakın rayiç bedelinin işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 2025/931 Esas sayılı dosyasından verilen 04.03.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "..Dosyada mahkememizin 2022/406 esas, 2024/185 karar sayılı 27.03.2024 Tarihli karar sayılı kararı sonrası verilen BAM kaldırma kararı, BAM kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu nazara alındığında davacının davalılardan ....Şti. Yönünden alacağının varlığını yaklaşık olarak ispat ettiği anlaşılmakla iş bu davalı yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Dosyada davacı tarafın 624.000,00-TL teminatı mevcut ise de, bu teminat mektubunun miktarı mahkememizce hükmedilen 303.450,00-TL teminat miktarından yüksek olması nazara alınarak yeni teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararının verilmesine, ancak davacı tarafça ara karardan sonra dosyadaki teminatın ihtiyati haciz kararında nazara alınmasını talep etmeleri halinde bu hususun değerlendirilmesine'' dair ara karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili ile Davalılar .... Şti ve .... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 16.03.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili ile davalılar arasında görülen davada taraflarınca dava dilekçesi ile birlikte dava konusu taşınmazlara ihtiyati tedbir konması talebinde bulunulduğunu, mahkemece ihtiyati tedbir yönündeki taleplerinin kabul edildiğini ve taraflarınca da tespit edilen teminat bedelinin yatırıldığını, bu kez yerel mahkemece kararla birlikte taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, davanın istinaf aşamasında iken davalılarca taşınmazların satılmaya başlandığını, Kuşadası Tapu Müdürlüğü'nce satışı yapılan taşınmazların kayıtlarının mahkemeye gönderildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırılmasından sonra davalının talebi ile bu kez taşınmazlardaki ''davalıdır şerhinin'' kaldırılmasının talep edildiğini ve yerel mahkemece talep yerinde görülerek 14.01.2026 tarihinde Kuşadası Tapu müdürlüğüne ''Davalıdır şerhinin'' kaldırılması için müzekkere yazıldığını, kararın taraflarınca istinaf edilmediğini, ancak yerel mahkemenin ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhinin kaldırılması yönündeki kararı karşısında tekrar ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, ancak talebin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.02.2026 tarihli ara kararı ile reddedildiğini, ara kararın hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki kararı nedeniyle dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesinde iken yapılan satış kayıtlarının dava dosyasında mevcut olduğunu, davalı tarafın dava konusu taşınmazların kaydındaki davalıdır şerhinin satışa engel olduğu yönündeki iddiasının tamamen yersiz olduğunu, yerel mahkemenin bu doğrultuda tesis ettiği kararın da hukuka aykırı olduğunu, ''Davalıdır şerhi'' nin tarafların 3. kişilere karşı korumasını sağlayacağını, her ne kadar davalıdır şerhi kanunlarda düzenlenmediğini ve tasarrufu kısıtlayıcı etki doğurmasa da üçüncü kişilere yönelik bilgilendirici etkisi dolayısıyla olası uyuşmazlıklarda üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldıracağını, yerel mahkemenin olağan kanun yollarına rağmen davanın tapu iptal ve tescil yönünden reddedileceği peşin hükmüyle karar tesis ettiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ve akabinde davalıdır şerhinin de kaldırılmasının telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını, davalının, dava konusu taşınmazların tamamını elden çıkarma gayesiyle hareket ettiğini, davalı kooperatifin müvekkilinden mal kaçırma gayesiyle muvazaalı şekilde diğer davalıya aynı gün içerisinde taşınmazların tamamını devrettiğini, şimdi de diğer davalının taşınmazları elden çıkardığını, kanun yolunda hükmün değişmesi halinde ortaya telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağını, iş bu nedenle Aydın Ticaret Mahkemesinin 24.02.2026 tarihli arar kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu,
Yukarıda belirttikleri ve re'sen gözeteceği nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulüne Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.02.2026 tarihli hukuka aykırı kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilerek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalılar .... Şti ve.... vekili tarafından verilen 18.03.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Daha önce yerel mahkemece müvekkillerinden .... yönünden davanın reddine karar verdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında belirtildiği gibi "04.04.2016 tarihli sözleşme davalı tarafça feshedildiğinden ve davacı taraf sözleşmedeki edimlerin tamamını yerine getirmediğinden dolayı sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümlerin tapu iptali talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. denildiğini, yine Bölge Adliye Mahkemesi denkleştirici adalet ilkesine göre hesap yapılarak davacının bir alacağı var ise ödenmesi gerektiğini ve borçtan ....'ın sorumlu olmadığını sadece .... Şti'nin sorumlu tutulabileceğini belirterek yerel mahkeme kararını kaldırdığını, bu nedenle öncelikle her iki müvekkili yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini bu talepleri kabul edilmezse müvekkili .... yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasının gerektiğini, bilirkişinin, müvekkilinin 428.000 TL borçlu olduğunu beyan ederek bu rakamı sözleşme tarihi olan 01.11.2016 tarihinden, 22.04.2022 dava tarihine kadar geçen sürede 428.000.00 TL'nin güncel para değerinin, denkleştirici adalet ilkesine göre TÜFE, YG-ÜFE, Dolar, Euro, Asgari Ücret, Gram Altın ve dava konusu gayrimenkul kriterlerindeki artışlar dikkate alınarak yapılan hesaplamada 2.023.240,69 TL olduğunu tespit ettiğini, davacı tarafın da bu hesaba göre davasını ıslah ettiğini, davacı tarafın davasını ıslah ettiğini, ancak müvekkilinin borcunun olmadığını, hatta 370.000 TL alacaklı olduğunu, daha önceki mahkeme kararında ....'a havale edilen 250.000 TL + .... Şti'ne havale edilen 200.000 TL + ... Kooperatifine ödenen 250.000 TL= 700.000 TL den 9 dairenin rayiç bedeli olan 272.000 TL düşülerek müvekkillerinden .....Şti nin 428.000 TL borç olduğunun belirtildiğini, ... Kooperatifine ödenene 250.000 TL'den müvekkilinin sorumlu olmadığını, bu ödemeyi kabul etmediklerini, bilirkişinin ana borcu yanlış tespit ettiğinden ve dairelerin devir tarihindeki emsal bedellerini tespit ederek düşmediği için denkleştirici adalet ilkesine göre hesapladığı 2.023.240,69 TL'nin de hatalı olduğunu, müvekkillerinin borcu olmaması, dairelerin müvekkili ..... adına tescilli olması ve 3. kişi olması, daha önce .... yönünden davanın reddedilmiş olması ve yine reddedilecek olması, müvekkillerinin borcu olmaması nedenleri ile müvekkili .... adına tescilli olan taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz uygulanacak olması müvekkilini mağdur edecek ve dairelerini hacizli olarak satması mümkün olmayacağını, ticari hayatı etkilenecek büyük maddi zararlara uğrayacağını, bu nedenle ihtiyati haciz kararının kanuna uygun olmadığını,
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/921 Esas sayılı, 04/03/2026 tarihli davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin kararının usul ve esas yönünden kanuna aykırı olması nedeni ile her iki müvekkili yönünden kaldırılmasına bu talepleri kabul edilmeyecek olursa müvekkili .... yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
İlk derece mahkemesince verilen "ihtiyati tedbir isteğinin reddine ilişkin" 24/02/2026 tarihli ara kararının davacı vekili tarafından; "ihtiyati haciz isteğinin kabulüne ilişkin" 04/03/2026 tarihli ara kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesinde: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu taşınmazların kaydına tedbir konulmasını gerektirir yaklaşık ispat şartlarının gerçekleşmediği, HMK.'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir yasal koşulları oluşmadığı anlaşıldığından Mahkemece verilen 04/03/2026 tarihli "İhtiyati tedbir isteğinin reddi" yönündeki ara kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.
04/03/2026 tarihli ihtiyati haciz isteğinin kabulüne ilişkin karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi, 04/03/2026 tarihli ara karara karşı itiraz olarak ele alınarak; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 265. maddesi gereğince 04.03.2026 tarihli ara kararına karşı itirazın duruşmalı olarak değerlendirilip, gerekçeli ara karar yazılarak taraflara tebliği sağlandıktan sonra istinaf incelemesi yapılabileceğinden anılan ara karar yönünden dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/931 Esas sayılı dosyasından verilen 24.02.2026 ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/931 Esas sayılı dosyasından verilen 04.03.2026 tarihli ara kararına karşı itirazın duruşmalı olarak değerlendirilip, gerekçeli ara karar yazılarak taraflara tebliği sağlandıktan sonra yeniden Dairemize gönderilmek üzere, dosyanın Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE,
3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı vekili tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar .....Şti ve .... tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince bu davalılara iadesine,
6-Davalılar ....Şti ve .... vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri maddeleri uyarınca, kesin olarak 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar