Anahtar kelimeler: istihkak
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/286
KARAR NO : 2026/1278
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2024/140 Esas-2024/756 Karar
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 26/11/2024
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
DAİRE KARAR TARİHİ : 18/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/140 Esas 2024/756 Karar sayılı dosyasından verilen 26/11/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin alacaklarının sağlanması amacıyla İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2024/441 Esas sayılı dosyası ile davalı-borçlu aleyhine ilamsız takip yoluyla icra takibine girişildiğini, davalı-borçlunun vekili aracılığıyla icra takibine süresi içerisinde borcu olmadığını belirterek itiraz ettiğini, müvekkili ile davalı arasında bir süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin satılanlara karşılık karşı tarafa 09.10.2023 düzenleme, 08.12.2023 ödeme tarihli, 114.000,00 TL bedelli fatura kesmesine ve malı vermesine rağmen alacağını alamadığını, bu sebeple davalı-borçlu aleyhine önce İzmir 27. İcra Müdürlüğü’nün 2024/441 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, borçlu vekili aracılığıyla icra takip dosyasına haksız olarak itiraz ettiğini ve takip dosyasını durdurduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız ve dayanıksız olup süre kazanmaya yönelik olduğunu belirterek asıl alacak ve faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2024/441 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2024/441 Esas sayılı dosyasının asıl alacağa işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte devamına, davalı-borçlunun icra dosyası asıl alacağının %20'sinden aşağıda olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı vekilinin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Amme alacağı ödemeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların sorumlulukları" başlıklı 22/A maddesine göre ödeme yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı firmanın vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi idareye göndermediğini, ödeme yapılabilmesi için bu belgenin idareye ibraz edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 34. Maddesi uyarınca idarede nakit yetersizliği olması durumunda ilgili mevzuata uygun olarak muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeme yapıldığını, davacı tarafın yasal zorunluluğu yerine getirmek yerine doğrudan icra takibi başlattığını, davacı tarafın kanundan doğan sorumlulukları yerine getirdiği taktirde idare tarafından ödeme yapılacak iken idare aleyhine icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, mevcut şartlarda ödememe yapılmamasının davacının kusurundan kaynaklandığını, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın esastan reddi ile haksız davaya neden olan davacı yanın kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
Mahkemece, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hususunda Kanunun 22/A maddesinde " Maliye Bakanı aşağıdaki ödeme ve işlemlerde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile kesintilere asgari tutar ve oran getirmeye, kapsama girecek olan amme alacaklarını tür, tutar, ödeme ve işlemler itibariyle topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamı giren kurumlar ile kamu tüzel kişiliğine haiz kurum ve kuruluşların ( mesleki kuruluşlar ve vakıf yüksek öğretim kurumları hariç ) mal veya hizmet alımları ile yapım işleri nedeniyle hak sahiplerine yapılacak ödemelerde" düzenlemesinin bulunduğu söz konusu düzenleme doğrultusunda davacı yükleniciye bakiye alacağının ödemesinin yapılabilmesi için vergi borcu olmadığına dair yazının davacı tarafça ibraz edilmesi gerektiği, 6183 sayılı yasa ile 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu maddeleri gereğince vergi borcu bulunmadığına dair yazı ibraz edilmeden davalı idare tarafından ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, bu husus göz önüne alındığında da davacı tarafça yapılan icra takibinin haksız ve yersiz olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın reddine, icra takibinin kötü niyetli olduğunun davalı tarafça iddia ve ispat edilemediği anlaşıldığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
\-bilirkişi raporuyla müvekkili şirketin davalı kurumdan takip miktarı kadar alacaklı olduğunun tespit edildiğini,
\-kamu kurumlarında ödeme sürecinin “borcu yoktur yazısı” ibrazına bağlı şekilde yürütüldüğünü, kamu ihale ve 6183 sayılı Kanun kapsamında vergi borcu yokluğu belgesinin ödeme şartı olarak değerlendirildiğini, yerel mahkemenin bu gerekçeyle davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, müvekkilin vergi borcu yoktur yazısını sunmadığının kabulünün eksik incelemeye dayandığını,
\-mahkemenin bu hususta araştırma yapmadığını ve süre vermediğini, bu yazının ödeme aşamasında sistem üzerinden alınarak kuruma sunulduğunu, müvekkilinin 08.01.2024 ve 17.01.2024 tarihlerinde vergi borcu yoktur yazılarını davalı kuruma sunduğunu ve ödeme talebinde bulunduğunu, buna rağmen ödeme yapılmadığını,
\-tüm yasal şartların yerine getirilmesine rağmen davalı kurumun borcunu ödemediğini, bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki kayıtların alacağı doğruladığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesi gereğince davacı şirket tarafından davalıya satılan ürünler sebebiyle davalı şirket adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince 6183 sayılı yasa ile 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu maddeleri gereğince vergi borcu bulunmadığına dair yazı ibraz edilmeden davalı idare tarafından ödeme yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan mal alımına ilişkin sözleşme gereğince sözleşme konusu malın davacı tarafça davalıya teslim edildiği ve teslim edilen mal karşılığı davacı tarafından 09.10.2023 tarihli 08.12.2023 ödeme tarihli 114.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, fatura bedelinin davalı tarafça ödenmediği, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davacı tarafça alacağın tahsiline yönelik olarak bu faturaya dayalı davalı aleyhine İzmir 27. İcra Müdürlüğü’nün 2024/441 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptali ile takibin devamına yönelik eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 34. Maddesi uyarınca idarede nakit yetersizliği olması durumunda ilgili mevzuata uygun olarak muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeme yapılacağını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Amme alacağı ödemeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların sorumlulukları" başlıklı 22/A maddesine göre ödeme yapılması için zorunlu olan vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi davacının davalı idareye göndermediğini, davacı tarafın ödeme yapılabilmesi için belge ibraz etme yasal zorunluluğu yerine getirmek yerine doğrudan icra takibi başlattığını, davacı tarafın kanundan doğan sorumlulukları yerine getirdiği taktirde idare tarafından ödeme yapılacak iken idare aleyhine icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, mevcut şartlarda ödememe yapılmamasının davacının kusurundan kaynaklandığını,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hususunda Kanunun 22/A maddesi gereği davacı firmanın SGK ve Vergi borcunun bulunmadığını gösterir belgeyi davalı idareye ibraz edemediği için ödeme yapılamadığını savunmuştur.
Taraflar arasında sözleşme konusu malın teslimi ve borcun miktarı ile davalı tarafından ödeme yapılmadığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tarafların defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporuyla da davacı şirketin davalıdan takip dayanağı fatura miktarı kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un 22/a maddesine göre 5.000 TL'nin üzerindeki ödemelerde vadesi geçmiş vergi borcu olmadığına dair belge talep edilmesi yasal zorunluluktur ve belgenin geçerlilik süresi 15 gündür.
6183 sayılı Kanun'un "Amme Alacağı Ödenmeden Yapılacak İşlemler ile İşlem Yapanların Sorumlulukları" başlıklı 22/A maddesi ile 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri ile hak sahiplerine yapılacak ödemelerde Maliye Bakanlığı'na bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğu getirilmiştir.
Davalı tarafından davacı şirketten satın ve teslim alınan malların karşılığı olarak düzenlenen fatura bedelinin davacı şirkete ödenebilmesi için 6183 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmadığını gösterir belgenin davacı tarafça davalıya ibraz edilmesi yasal zorunluk olup, davacı tarafından vergi borcu bulunmadığına dair yazı ibraz edilmeden 6183 sayılı yasa gereğince davalı tarafından davacı şirkete ödeme yapılması mümkün değildir.
Davacı vekili yargılama sırasında geçmiş vergi borcunun bulunmadığını gösterir belgeleri davalıya sunduğuna dair bir iddiada bulunmamış ise de; istinaf dilekçesinde davacı şirket tarafından 08.01.2024 ve 17.01.2024 tarihlerinde vergi borcu yoktur yazılarının davalı kuruma sunulduğunu ve ödeme talebinde bulunulduğunu, buna rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, istinaf dilekçesi ekinde 6183 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca 08.01.2024 ve 17.01.2024 tarihli vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmadığını gösterir belgeleri ve bir takım mail adresinden yapılan yazışma çıktılarını sunmuş olup, sunulan belgelerden bu belgelerin takip dayanağı fatura bedelinin ödenmesi için davalıya icra takibinden önce sunulup sunulmadığı anlaşılamamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmadığını gösterir belgenin sunulması alacağın ödenebilirliğini ve muacceliyetini etkilediğinden dava şartı olup, mahkemece resen ve her aşamada gözetilmesi gerektiği halde bu hususta araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince davacı şirket tarafından takip dayanağı fatura bedelinin ödenmesi için davalı aleyhine icra takibi yapılmadan önce 6183 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca geçmiş vergi borcunun bulunmadığını gösterir belgelerin davalıya sunulup sunulmadığı usulünce araştırılarak , gerekirse bu hususta bilişim uzmanı bir bilirkişi marifetiyle tarafların mail hesapları incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava şartı niteliğindeki bu husus araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜ ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/140 Esas 2024/756 Karar sayılı dosyasında verilen 26/11/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-Dairemizin kararına uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılıp hasıl olacak sonuca göre yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.