Ana içeriğe atla

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi · Esas 2026/1213 · Karar 2026/1184

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 29.06.2026 Yayınlanma
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 29.06.2026 Esas No: 2026/1213 Karar No: 2026/1184

Anahtar kelimeler: tapu

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1\. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1213
KARAR NO : 2026/1184

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/162
DAVA :TAPU İPTALİ VE TESCİL
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/06/2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2026 tarih 2026/162 Esas sayılı ara kararına karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olup dosya heyetçe incelendi;
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalarının KABULÜNE, inançlı işlem nedenine dayanarak davalılar adına tescil edilen;.... İli, .... İlçesi, .... Ada, . Parselde kayıtlı 1-3-4-5-10-14-15-17-20 nolu bağımsız bölümlere ait TAPU KAYDININ İPTALİ ile müvekkiller adına TESCİLİNE, bunun mümkün olmaması durumunda fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile inançlı işlem nedeniyle şimdilik uğranılan 100.000,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen TAZMİNİNE, davaya konu taşınmazların 3. kişilere devrinin önlenmesi için TAPU KAYITLARINA TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KONULMASI, bunun mümkün olmaması halinde tapu kayıtlarına ilgili taşınmazlara ilişkin davalıdır şerhi düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların taşınmazlar üzerindeki tasarrufları, sözleşmenin hükümleri ve ilgili mevzuat çerçevesinde hukuka uygun olduğunu, davacıların iddiaları ve talepleri, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2026 tarih 2026/162 Esas sayılı ara kararı ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF:
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar;
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesinin 23/02/2026 tarihli ihtiyati tedbirin reddine dair ara kararının kaldırılmasına, inançlı işlem nedenine dayanarak davalılar adına tescil edilen; .... İli, .... İlçesi,... Ada, ... Parselde kayıtlı 1-3-4-5-10-14-15-17-20 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına olmadığı takdirde tapu kayıtlarına davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe:
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil olmadığında tazminat istemine ilişkindir.
2\. Değerlendirme:
HMK'nın 394. maddesinde "Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.
İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir." hükmü yer almaktadır.
HMK'nın 394. maddesinde, ihtiyati tedbire itiraz nedenlerinin sınırlı olarak sayıldığı, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edilmesi mümkündür.
İhtiyati tedbir 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir . Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür . Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilebilecek hükmün icrası , mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddenin; meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir.
İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Madde de bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü ve ya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir .
HMK'nın 390/3 maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." Aynı kanunun 392/1. maddesinde, "İhtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, davanın inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil olmadığında tazminat istemiyle açıldığı, dava dilekçesi içeriği ve ekleri ile dosyadaki mevcut kayıtlara göre bu aşamada ihtiyatî tedbir için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleştiğinin ortaya konulamadığı, 6100 sayılı HMK'nin 389 ve devamı maddelerindeki koşulların mevcut olmadığı, davanın açıklanan niteliği ve ihtiyati tedbir talebine konu hususların yargılama sırasında değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde 6100 sayılı HMK'nin 389 ve devamı maddelerindeki koşulların mevcut olmadığı gözetilerek ihtiyatî tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince verilen karar esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
V. KARAR: Açıklanan Sebeplerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2026 tarih, 2026/162 Esas sayılı ara kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-İstinaf gider avansının artan kısmının davacıya İADESİNE,
4-İstinaf giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/06/2026

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar