Ana içeriğe atla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi · Esas 2025/1182 · Karar 2026/893

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 24.06.2026 Yayınlanma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 24.06.2026 Esas No: 2025/1182 Karar No: 2026/893

Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1182
KARAR NO: 2026/893
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2025
NUMARASI: 2023/82 Esas, 2025/459 Karar
DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT
KARAR TARİHİ : 25/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/08/2011 tarihli bir eser sözleşmesi bulunduğunu, davalının dava dışı ... A.Ş.'nin yüklenicisi olarak Şişli ... pafta, ... ada, . parsel üzerinde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilen binayla ilgili inşaat sözleşmesi olduğunu, davalı yükleniciyle müvekkili arasında ise imzalanan sözleşmenin alt yüklenicilik sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin bu sözleşmeyle inşaatın" elektrik tesisat işlerini " yüklenip, bu işi "anahtar teslim - götürü bedelli" olarak aldığını; müvekkiline yapılacak avans niteliğindeki ödemelerin teminatı olmak üzere de sözleşmenin 12. Maddesi gereğince ....'ye ait 25/01/2012 keşide tarihli ve 26/12/2018'e kadar geçerli olan 150.000 USD bedelli ... nolu teminat mektubunu davalıya verdiklerini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının haksız olarak 25/12/2018 tarihinde ve teminat mektubunun süresi sonuna bir gün kala teminat mektubunun bozdurulduğunu, müvekkili tarafından tahsil edilen teminat parasının davalıdan noter ihtarıyla geri istendiğini ancak davalının cevap ihtarı vererek müvekkilince yapılan işte sorun çıktığını, bu sorunlar tespit edilince dava dışı işveren ... ... A.Ş. ile yapılan mutabakatlar sonunda mektubun bozdurulduğunu paranın da ... ..... ... A.Ş.'ye ödendiğini belirterek teminat miktarını iade etmediğini, müvekkili tarafından elektrik tesisatı işlerinin tam olarak yapıldığını, kullanılan malzemenin de asıl iş veren ... tarafından onaylandığını, ... ile yapılan mutabakata uygun malzemelerin kullanıldığını, elektrik tesisatındaki arızaların dış yapıdan gelen su sızmasından kaynaklandığını, müvekkilinin bundan dolayı suçlanamayacağını, malzemede bir kısım ayıp varsa dahi bunun bedelinin 150.000 USD tutmayacağını beyan etmiş, haksız bozdurulan teminat mektubundan dolayı 550.000,00 TL kısmi alacaklarının davalıdan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dış cepheye ilişkin beyanlarının asılsız olduğunu, dış cepheden sızan su iddiasının ispata muhtaç olduğunu, bu hususu kabul etmediklerini, bizzat davacının eksik ve ayıp ifada bulunduğunu, teminat mektubunun da bu sebeple haklı olarak bozdurulduğunu belirterek davanın esastan da reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılamada, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya verilen teminat mektubunun davacının sözleşme kapsamında yüklendiği edimi eksik/ayıplı ifa ettiği iddiasına dayalı olarak davalı tarafından paraya çevrilmesi nedeniyle, teknik bilirkişiler tarafından işlerin eksik ve ayıplı olmadığı, teminat mektubunun paraya çevrilmesini gerektirecek bir durum olmadığının bildirildiği gerekçesiyle, davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği teminat bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devredilecek bir alacak olmadığı için öncelikli olarak alacağın temlikinin geçersiz olduğu, ayıplı ifanın replik dilekçesinde davacı tarafça da ikrar edildiği, ayıpların bildirime rağmen giderilmemiş olması nedeniyle son çare olarak teminat mektubunun nakde çevrildiği, bunun da davacıya bildirildiği, nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin ayıplı ifa nedeniyle tamamının ihbar olunan asıl iş sahibine ödemesinin yapıldığı, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda uzman olmadıkları ve incelemelerin eksik olduğu, ihbar olunan asıl iş sahibinden gerekli bilgi ve belgelerin mahkemece celbedilmediği, talep aşar mahiyette karar verildiği ve hükmedilen faiz türünün fahiş olduğu gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici sözleşme kapsamında tüm edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmasına rağmen iş sahibince nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle bedelin tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ayıplı ifa nedeniyle teminatın nakde çevrildiğini ve tamamının asıl iş sahibine ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuş, mahkeme ayıplı ve eksik iş olmadığı, teminatın nakde çevrilmesini gerektirir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş olup, verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 24.08.2011 tarihli elektrik tesisat işlerine ilişkin sözleşmenin 9.maddesinde iş süresinin 780 gün olduğu, 11.maddesinde anahtar teslim götürü bedelli sözleşme bedelinin 9.155.666,26 USD olduğu, 12.maddesinde yüklenicinin sözleşme bedelinin %6'sı oranında süresi kesin kabulden 6 ay sonra dolan kesin teminat mektubunu iş sahibine vereceği, teminat iadesinin 38.maddeye göre yapılacağı, 34.maddesinde iş süresi sonunda geçici kabulün yapılacağı, 37.maddesine kesin kabulün asıl iş sahibi ile yapılacak kesin kabulden sonra yapılacağı, 38.maddesinde asıl iş sahibi ile yapılan ana sözleşmeye ve işbu sözleşmeye göre işin kusursuz şekilde yapılması, geçici kabulü yapılan işin kesin kabule kadar olan 24 aylık sürede tespit edilmiş eksik ve kusurları giderilmesi şartıyla, kesin kabul sertifikasının verilmesinden 21 gün sonra kesin teminatın iade edileceği, 39.maddesinde tüm işlerin kesin kabulden itibaren 5 yıl boyunca garanti altında olduğu kararlaştırılmıştır.
...tarafından 25.01.2012 tarihinde sözleşme kapsamında 31.03.2016 tarihine kadar geçerli 549.339,98 USD bedelli kesin teminat mektubu düzenlenmiş olup, 26.06.2018 tarihinde 150.000 USD bedelli teminat mektubu vadesinin aynı şartlar altında 26.12.2018 tarihine kadar uzatıldığı, davalı iş sahibince 25.12.2018 tarihinde teminat mektubunun nakde çevrilmesinin talep edildiği, banka tarafından 26.12.2018 tarihinde USD alış kuru üzerinden davalı iş sahibi hesabına 795.510 TL havale edildiği görülmüştür.
Davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine keşide edilen 31.12.2018 tarihli ve 21.02.2020 tarihli ihtarnamelerde nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle 150.000 USD'nin faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş, 11.03.2020 tarihli cevabi ihtarnamede ise asıl iş sahibince eksik işlere ilişkin yapılan nefaset kesintileri nedeniyle teminat mektubunun nakde çevrildiği ve tahsil edilen tutarın tamamının asıl iş sahibine ödendiği bildirilmiştir.
Davalı vekilince 25.10.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan belge örneklerinin incelenmesinde; ihbar olunan asıl iş sahibinin davalıya yönelik 20.09.2017 tarihli yazısında eksik işler listesindeki eksikliklerin giderilmesi halinde kesin kabul belgesinin düzenlenebileceğinin belirtildiği, davalının davacıya yönelik 26.09.2017 tarihli yazısında 02.11.2015 tarihinde geçici kabulü yapılan işin kesin kabulü için eksikliklerin giderilmesinin istenildiği, davacı tarafından davalı ve ihbar olunana yönelik yazılan 21.12.2017 tarihli taahhütname başlıklı yazıda eksikliklerin giderileceği ve ayıp çıkması halinde giderileceğini bildirmiş, asıl iş sahibinin davalıya yönelik 20.12.2018 tarihli yazısında kule ve meydan aydınlatmalarındaki sorunlar nedeniyle kesinti yapılıp fatura gönderileceği, fatura edilecek toplam 123.347,63 USD + KDV (=145.550,20 USD) ödemesinin yapılmasının istendiği (ihtilaf konusu olmayan sair hususlar haricinde), 28.12.2018 tarihinde davalı tarafından asıl iş sahibi hesabına 145.550,20 USD havale yapıldığı görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda özetle, davacı defterine göre davacının davalıdan 795.510 TL alacaklı olduğu, davalı defterine göre 795.510 TL davacı borcuna yazılarak tahsilatın yapıldığı, asıl iş sahibince 28.12.2018 tarihli 771.197,75 TL'lik elektrik işleri nefaset bedeli faturasının kayıtlı olduğu, ihbar olunan asıl iş sahibine ait fiziki envanter defteri incelenmeden elektronik defter kaydına göre eksik işlerin 3.kişilere yaptırıldığına dair kaydın olmadığı, yapılan işte ayıplı ve eksik ifa olmadığı, nefaset indirimi yapılmasını gerektirir durum olmadığı görüşü bildirilmiştir.
Dava konusu olan alacak yargılama aşamasında TBK'nın 184.maddesi uyarınca yazılı şekilde devredilmiş olmakla, temliğin geçersizliğine dair istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 15. HD'nin 2019/1698-2020/120 E-K sayılı kararı).
Özetlenecek olursa; eser sözleşmesinde iş sahibi, ayıbın varlığını, miktarını, niteliğini (açık ayıp/gizli ayıp), derecesini (kabul edilemeyecek derecede olup olmadığı) ve bedelini, itiraz halinde ise süresinde ayıp ihbarının yapıldığını tanık dahil her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda davalı iş sahibi ayıplı ifa nedeniyle teminatın nakde çevrildiğini ve nakde çevrilen bedelin nefaset kesintisi kapsamında asıl iş sahibine ödendiğini iddia etmişse de, keşfe dayalı düzenlenen bilirkişi raporundaki yapılan işte ayıplı ve eksik ifa olmadığına dair teknik görüş ve tüm dosya kapsamı itibariyle, ayıplı ifa iddiasının davalı iş sahibince yasal ve kesin delillerle ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, ihbar olunan asıl iş sahibine ait defter kayıtları ile ayıbın varlığının, miktarının, niteliğinin ve derecesinin ispatı mümkün değildir. Bu haliyle davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf taleplerinin de reddi gerekmiştir.
TBK'nın 99.maddesinde yabancı para borcuna ilişkin olarak sözleşmede aynen ödeme hükmü olmaması halinde alacaklının alacağını aynen veya ödeme günündeki rayiç üzerinden talep edebileceği hüküm altına alınmış olmakla; 150.000 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığının avans faizi ile birlikte tahsiline yönelik mahkeme kararı doğru olup, davalı vekilinin bu kapsamdaki istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../05/2025 tarih ve 2023/.. Esas, 2025/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 177.174,28 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan (615,40+43.679,00=)44.294,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 132.879,88-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar