Anahtar kelimeler: tapu
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1907
KARAR NO: 2026/865
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 11/05/2022
NUMARASI: 2018/323 Esas, 2022/408 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :23/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı ile müvekkili şirket arasında ...07.2006 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi akdedildiğini; bu sözleşmeyle müvekkilinin, davalı şirkete ait ... Mah. ... pafta, ... ada .... parselde kayıtlı 2087 m² arsa üzerindeki.. Blok inşaatının yapımını üstlendiğini; bu binanın inşası aşamasında her iki tarafın da finansman ihtiyacının doğduğunu, bu nedenle tarafların kendi aralarında 11.11.2008 tarihinde adi yazılı şekilde, gayrimenkul devrini ve muvazaalı kredi talebini içerir sözleşme ve taahhütname imzaladığını; takip konusu alacağın, bu geçersiz sözleşmeye ve buna bağlı teminat senedine dayandığını; söz konusu sözleşmede, müvekkili şirketin kaşe ve imzasının bulunmadığını, bu sözleşmeyle, keşidecisi ..., kefili ...'na teslim edildiğini; davalı ... ve diğer davalı ... şirketinin, 17.05.2017 tarihinde müvekkilleri aleyhine, geçersiz sözleşme ve bonaya dayanarak takip başlattığını ve başlatılan bu takibin usulsüz tebliğ sonucu kesinleştiğini; müvekkillerinin, takip alacaklılarına borcunun bulunmadığını, icra konusu senedin zamanaşımına uğradığını ve tahsil kabiliyeti bulunmadığını, senedin teminat amaçlı olarak davalıya verildiğinin kesin olduğunu; davalı tarafın, krediden gelen parayı müvekkiline vermediğinden ve kendisine düşen taksit bedellerini de ödemediğinden senedi icraya koymadığını, fakat daha sonra 200.000 Euro üzerinden ilamsız takip başlattığını, icra takibine konu protokolün muvazaalı bir satışa dair protokol olduğunu, bir kimsenin kendi muvazaasına dayanmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkillerinden ...'in krediyi çektiğini ve bu krediyi ödediğini, söz konusu dairenin tapuda müvekkil ...'e ait olduğunu beyan ederek, icra dosyasına yatan 75.312.20 TL'nin istirdatını, müvekkillerinin davalı tarafa dava tarihi itibariyle şimdilik 708,947.80 TL borçlu olmadığının tespitine ve davalıların, bonoda yazılı miktar olan 784.260.00 TL'nin % 20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketle, ... Mah. ... pafta, .... ada .... parselde kayıtlı 2087 m² arsa üzerine yapılmakta olan .... Blok inşaatının yapım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre inşaatın başlama ve bitirme süresinin ruhsat tarihinden itibaren 15 ay olduğunu, (ruhsat tarihi 23.01.2007), inşaatın sözleşmede kararlaştırılan bu sürede bitirilmemesi halinde, müteahhidin arsa sahibine ait bölüm başına 5 daire ve 1 dükkan için aylık 1.000 Euro ödemesinin kararlaştırıldığını ancak arsa sahibine ait bağımsız bölümlerin bina teslim sözleşmesine göre 01.07.2009 yılında teslim edildiğini, yüklenici davacı tarafın sözleşme şartlarını yerine getirmediğini, tazminat bedelinin müvekkillerine ödenmediğini, davacının beyan ettiği 11.11.2008 tarihli adi sözleşmenin gayrimenkul devrine ilişkin olduğunu, sözleşmede ... ve ...'in imzasının bulunduğunu, ayrıca senette de imzaları ve şahsi sorumlulukları ve borçlarının bulunduğunu, davacılar ile müvekkilleri arasında akdedilen 11.11.2008 tarihli sözleşme ve taahhütnamenin karma sözleşme olduğunu, kaldı ki sözleşme ve taahhütnamenin 5. paragrafında ...'in şirket olarak, ...'in şahsen taahhüt verdiğini ve şahsen borç yüklendiğini, yine sözleşmeye binaen verdikleri senedi .... ve ...'in şahıs olarak imzaladığını ve şahsen borç yükü altına girdiğini, davacılar, yapılan sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve buna dayalı verilen senedin geçersiz olduğunu beyan etmişler ise de davacıların geçersizliğini iddia ettikleri sözleşme ve taahhütnameye 11.11.2008 tarihinden 16.03.2018 tarihine kadar itiraz etmediklerini, davacılar sözleşme ile bağlı bulunmadıklarını bir. yıl içinde bildirmediklerinden sözleşmeyi onamış sayıldıklarını, davacılar 250.000 TL kredi çeklerini ve çekilen bu bedelin davalı müvekkili şirketin hesabına aktarıldığını iddia etmişseler de, bu bedelin müvekkili şirketin hesabına hiçbir zaman yatırılmadığını belirterek davanın reddine ve davacıların 9620 kötüniyet tazminatı ödemeye mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacılar vekili dava dilekçesinde, davalıların takibe konu ettikleri bononun teminat bonosu olduğunu ileri sürdüğünü, bu iddia doğrultusunda 11/11/2008 tarihli “Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı sözleşme incelendiğinde, sözleşmede “..., ...'ın almış olduğu riske karşılık ...'a, 200.000 “ikiyüzbin” Euro'luk senet verecektir; bu senet alınan riskin ve dairenin 1/2'sinin ...'a geri dönüş garantisidir” şeklindeki bir hükme yer verildiği, sözleşmedeki bu hükümden, davalıların takibe konu ettikleri senedin teminat amaçlı olarak düzenlendiği net bir şekilde anlaşıldığı, nitekim davalılar da takibe konu bonoyu, 11/11/2008 tarihli “Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı sözleşmeye istinaden aldıklarını kabul ettikleri, bir senedin teminat senedi olduğunun anlaşılması halinde, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir senetten farklı olarak, senedin dayanağı hukuki ilişkinin de incelenmesi gerektiği, davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili ...'in, ... Şubesinden 05/01/2009 tarihinde 250.000 TL kredi çektiğini, çekilen kredinin 11/11/2008 tarihli "Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı sözleşmede kararlaştırılan kısmının davalı ... şirketinin hesabına gönderildiğini, fakat davalı şirketin, 11/11/2008 tarihli “Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı sözleşmeye göre kredinin geri ödemesini gerçekleştirmediğini öne sürdüğü, davalılar ise çekilen kredi bedelinin kendilerine verilmediğini ileri sürdüğü, bilirkişi raporunun aksine uygulamada bankadan çekilen kredinin tapu dairesinde konutun mülkiyeti adına tescil ettirilip ipotek işlemleri tamamlandıktan sonra kredi bedelinin önce kredi borçlusunun hesabına yatırılıp sonra satıcının hesabına havale yapıldığı veya satıcıya elden ödendiği, davacı ...'in 19.11.2008 tarihinde kullandığı 250.000 TL tutarındaki konut kredisi bedelinin de ...'in hesabına yatırıldıktan sonra davalı satıcı ...'e ödendiğinin karine olarak kabulü gerektiği bunun aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği ancak davalının bunu yazılı belge ile ispatlayamadığı, delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanmadığı, davacıların " sözleşme ve taahhütname " başlıklı sözleşme gereği üzerilerine düşen edimi yerine getirdiği, davalıların kredi geri ödeme borcunu yerine getirmedikleri, kredi ödeme borcunu yerine getirdiklerini iddia etmedikleri, davacıların davalının almış olduğu riske karşılık 200.000 Euro bedelli senet düzenleyerek verdiği, dairenin banka borcu bittikten sonra tarafların bir araya gelerek ...'in ...'e dairenin ...'in ½ hissesine karşılık 100.000 Euro ödemesi halinde ...'in derhal dairenin devrini ...'a yapacağı, aksi durumda hiçbir hükme ve duyuruya gerek kalmadan ...'ın... senedini tahsile koyacağının hüküm altına alındığı, davalı ... Ketenlerin bankaya ödenecek olan kredinin geri ödemesinin 1/3'ünü ödemediği, dairenin ½ hissesine karşılık 100.000 Euro ödeme yapmadığı, sözleşme de belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmediği, dava konusu senedin davalılar tarafından takibe konulmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle, davacıların dava konusu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalılara borçlu olmadığı, somut olayda, ilgili bono kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilmediğinden yani davalılar alacak taleplerinde bononun düzenlenmesinin sebebini oluşturan sözleşmeye dayandıklarından, zaman aşımı süresi olarak genel 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı, zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı, yargılama aşamasında takip dosyasına yapılan kısmi ödemeler ve ayrıca her iki tarafına kabulünde olan 28.04.2021 tarihinde yapılan 980.000 TL'lik harici ödemeler yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğü, dava tarihinden önce yapılan 75.312,20 TL tutarlı ödeme için talep gibi dava tarihinden itibaren diğer ödemeler yönünden ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile ilgili davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtilerek, davanın kabulü ile, davacıların İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalılara 784.260,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davacılar tarafından iş bu icra dosyasına dava tarihinden önce yatırılan 75.312,20 TL'nin talep gibi 16.03.2018 dava tarihinden itibaren, 2.150,95 TL'nin 24/04/2018 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faiziyle davacı ...'e 257,00 TL'nin 30/09/2019 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faiziyle davacı ...'e15.062,38 TL'nin 02/04/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 02/05/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 01/06/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 02/07/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 01/08/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 03/09/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 02/10/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 01/11/2018 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 03/12/2018 tarihinden itibaren, 17.213,64 TL'nin 02/01/2019 tarihinden itibaren, 17.213,64 TL'nin 01/02/2019 tarihinden itibaren,17.213,64 TL'nin 03/03/2019 tarihinden itibaren, 17.213,64 TL'nin 01/04/2019 tarihinden itibaren 3.218,95 TL'nin 19/04/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 02/05/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 10/06/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 01/07/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 01/08/2019 tarihinden itibaren, 20.432,58 TL'nin 02/09/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 01/10/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 01/11/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 02/12/2019 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 02/01/2020 tarihinden itibaren,20.432,58 TL'nin 03/02/2020 tarihinden itibaren, haricen ödenen 980.000 TL'nin 28.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı ...'e davalılardan tahsili ile ödenmesine, davacıların koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV-İSTİNAF
Davalılar vekili istinafında, davacıların davada, borçlu olmadıklarının tespitini ve dava tarihine kadar ödenen 75.312,20TL.'nin kısmi istirdadı ile, 708.947,80TL.'nin menfi tespitini talep ettiğini, Mahkemenin ise davacıların talebi dışına çıkarak haricen ödenen 980.000,00TL.'nin müvekkillerinden tahsiline karar verdiğini, 11.11.20008 tarihli sözleşme ve taahhüt ile, davalı müvekkilinin davacının ekonomik dar boğazdan çıkabilmesi için taşınmazın tamamını davacıya sattığını, arada imzalanan bu sözleşme gereği taşınmazın 1/2'sinin davacıya, 1/2'sinin davalıya ait olacağını, bu sebeple davacı tarafın dairenin tamamı için konut kredisi olarak 250.000,00TL. konut kredisi çektiğini, bu kredinin 1/3'ünü davacının, davalı müvekkiline ödeyeceğini kabul ettiğini, söz konusu dairenin bankaya olan borcu bittikten sonra tarafların bir araya geleceğini, davalı ...'ın davacılar ...'e ait 1/2 hissine karşılık 100.000Euro ödemesine karşılık, dairenin devrini davacı, Davalı ...'a yapacağına dair adi yazılı 11.11.2008 tarihli sözleşmede düzenleme olduğunu, davalı ... şirketinin dairenin tamamını davacıya satmış ise de, aslında dairenin 1/2 sinin kredi çekilebilmesi için davacıya verdiğini, kalan 1/2'sini ise sözleşmede davalı müvekkile ait olduğunun kabul edildiğini, bu hususun sözleşmede Davacı ..., davalı ...'ın almış olduğu riske karşılık olarak ...'a 200.000 Euro'luk senet verdiği şeklinde düzenleme olduğunu, bu senedin 1/2 hissenin Davalı ...'a dönüş garantisi olduğunu, dairenin 1/2 sinin davacıda, kalan 1/2 sinin davalı müvekkile ait olduğunu, ve daire sözleşme gereği 100.000Euro karşılığı davalıya devredilmez ise dairenin tamamının karşılığı olarak zararın 200.000Euro bedel olduğunu, davacı tarafça 1/2 hissenin müvekkiline devredilmediğini, ayrıca 1/2 hisseye karşılık davacı tarafından sözleşmede üstlenilen edimlerin yerine getirilmediğini, ödeme iddiasına dair ispat külfeti davacı tarafta bulunmasına rağmen yerel mahkemece varsayımsal gerekçelerle değerlendirme yapılarak sonca gidildiğini, davacı tarafın sözleşme gereğince çekilen kredinin 1/3 kısmını davacı müvekkiline ödemesi gerekirken ödemediğini, ne de 1/2 kısmını davalı ...'a devretmediğini, böylece davacının temerrüde düştüğünü, davacı her hangi bir bedel ödemeden sebepsiz zenginleştiğini, 250.000,00TL. Kredi miktarının davacı tarafa yatığını, kredi hesabına yatan bedeli davalı müvekkiline havale ettiğini ya da elden ödediğini davacının belge ile ispatlayamadığını, çekilen kredinin davalı ... şirketine gönderildiğine dair bir belgeye rastlanmadığını, bilirkişi raporunda da kredinin 1/3 tutarının davalı hesabına yapıldığına dair belgeye rastlanmadığının belirtildiğini, davacının çekilen krediyi davalı ...'a ödediğini ispatla yükümlü olduğunu ancak ispat yükünün Mahkemece değiştirildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı sözleşmeye dayalı icra takibi sebebiyle menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı ... yüklenici, davacı ... yüklenicinin temsilcisi, davacı ... davacı ...'ın babası, Davacı ... icra takibine konu senette kefil, davalı ... şirketi arsa sahibi, icra takibine dayanak sözleşmede taraf, davalı ..., icra takibine konu bonoda alacaklı, icra konusu bononun dayanağı sözleşmeyi ... adına imzalayan yetkili kişidir.
Davacılar vekili davada, davacı yüklenici ... ile davalı ... arasında 26.7.2006 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, her iki tarafın finansman ihtiyacı doğduğundan taraflar arasında 11.11.2008 tarihli adi yazılı 6 no lu taşınmazın devrini ve muvazaalı kredi talebini içerir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, takibe konu alacağın ise bu sözleşmeye bağlı olan bir teminat senedi olduğunu, akdedilen 11.11.2008 tarihli sözleşmeye istinaden Davalı ...'in 250.000,00TL. Kredi çektiğini, bu bedeli arsa sahibi Davalı ... şirketinin hesabına geçtiğini,...'ın 1/3 kredi taksitini sözleşme gereği ödemediğini, sözleşmede Keten inşaata 1/2 sinin ati olduğunun belli olduğunu, babaları ...'in kredinin tamamını ödediğini, ve taşınmazı aldığını, müvekillerinin davalı şirket ve Atakan'a borçlu olmadığını, alacaklı olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı takibin iptali gerektiğini, senedin zaman aşımına uğradığını, sözleşme imzalandığında tarafların tam olarak şirketler mi, şahıslar mı olduğu tam olarak anlaşılamadığını, şirketlerin sorumlu olduğu düşünülürse diğer müvekkilleri hakkında sözleşmenin hüküm doğurmayacağını belirterek, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve yapılan ödeme olan 75.312,20 TL.'nin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacıların 11.11.2008 tarihli sözleşme gereği çektiklerini belirttikleri 250.000 TL. tutarlı krediyi müvekkilinin hesabına yatırmadığını, davacıların muvazaalı ve geçersiz olduğunu iddia ettikleri 11.11.2008 tarihli sözleşmeye 16.03.2018 tarihine kadar itiraz etmediklerini, davacılara ihtar gönderdiklerini, dava konusu taşınmazın tüm borçlarının ödenmesini ve ondan sonra 100.000 Euro'nun ödenip devir yapılacağını ihtar ettiklerini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, takibin dayanağı olan 11/11/2008 tarihli “Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı sözleşme incelendiğinde, sözleşmede “..., ...'ın almış olduğu riske karşılık ...'a, 200.000 “ikiyüzbin” Euro'luk senet verecektir; bu senet alınan riskin ve dairenin 1/2'sinin ...'a geri dönüş garantisidir” şeklindeki bir hükme yer verildiği, sözleşmedeki bu hükümden, davalıların takibe konu ettikleri senedin teminat amaçlı olarak düzenlendiği net bir şekilde anlaşıldığı, nitekim davalılar da takibe konu bonoyu, 11/11/2008 tarihli “Sözleşme ve Taahhütname” başlıklı sözleşmeye istinaden aldiklarınt kabul ettikleri, bilirkişi raporunun aksine uygulamada bankadan çekilen kredinin tapu dairesinde konutun mülkiyeti adına tescil ettirilip ipotek işlemleri tamamlandıktan sonra kredi bedelinin önce kredi borçlusunun hesabına yatırılıp sonra satıcının hesabına havale yapıldığı veya satıcıya elden ödendiği, davacı ...'in 19.11.2008 tarihinde kullandığı 250.000 TL tutarındaki konut kredisi bedelinin de ...'in hesabına yatırıldıktan sonra davalı satıcı ...'e ödendiğinin karine olarak kabulü gerektiği bunun aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği ancak davalının bunu yazılı belge ile ispatlayamadığı, delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanmadığı, davacıların " sözleşme ve taahhütname " başlıklı sözleşme gereği üzerilerine düşen edimi yerine getirdiği, davalıların kredi geri ödeme borcunu yerine getirmedikleri, kredi ödeme borcunu yerine getirdiklerini iddia etmedikleri, davacıların davalının almış olduğu riske karşılık 200.000 Euro bedelli senet düzenleyerek verdiği, dairenin banka borcu bittikten sonra tarafların bir araya gelerek ...'in ...'e dairenin ...'in ½ hissesine karşılık 100.000 Euro ödemesi halinde ...'in derhal dairenin devrini ...'a yapacağı, aksi durumda hiçbir hükme ve duyuruya gerek kalmadan ...'ın... senedini tahsile koyacağının hüküm altına alındığı, davalı ... Ketenlerin bankaya ödenecek olan kredinin geri ödemesinin 1/3'ünü ödemediği, dairenin ½ hissesine karşılık 100.000 Euro ödeme yapmadığı, sözleşme de belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmediği, dava konusu senedin davalılar tarafından takibe konulmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle menfi tespit ve icradan ve davadan sonraki ödemelerin istirdadına karar verilmiştir.
Dava konusu 11.11.2008 tarihli sözleşmeyi yüklenici ... adına ..., ... imzaladığı, ...'ın babası ...'inde imzaladığı ve davalı arsa sahibi ... adına yetkilisi ... imzaladığı, anlaşılmıştır.
11.11.2008 tarihli Sözleşmede, Davalı arsa sahibi ...'a ait 6 no'lu taşınmazın ...'e satış yapmasını alınacak kredinin 2/3ünün..., 1/3'ünü ...'ın kullanmasını,1/3'ünü ...'ın ,2/3'ünü ........ödenmesi ve ..., ...'ın almış olduğu riske karşılık 200.000Euro senet vereceği, bu senet alınan riskin ve dairenin 1/2'sinin ...'a geri dönüş garantisi olduğu, borç bittikten sonra taraflar bir araya gelerek ..., dairedeki ...'in 1/2 hissesine karşılık 100.000Euro ödemesi halinde derhal dairenin devrini ...'a yapacağı, aksi halde ...'ın... senedini tahisile koyacağı hususunda anlaşmışlardır.
İcra konusu bononun taraflar arasındaki 11.11.2008 tarihli sözleşmeye dayandığı ve davalı ...'nun alacaklı olduğu, davacı ...'in borçlu olduğu, davacı ...'in kefil olduğu ve vade tarihinin 11.11.2011 olduğu miktarının 200.000 Euro olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlık, takibe dayanak bononun dayanağı sözleşmenin geçerli olup olmadığı, bononun teminat bonosu olup olmadığı, davacının borçlu olup olmadığıdır.
Mahkemece bilirkişi raporundaki tespitlerin dikkate alınmadığı ve davacının karine olarak davalıya ödeme yaptığının kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin yazısı üzerine, ilgili banka tarafından verilen 12.01.2022 tarihli yazı cevabına göre, uygulamada konut kredisi bedeli müşterinin tapu dairesinde konutun mülkiyetini adına tescil ettirip ipotek işlemlerini tamamlamaları sonrasında, uygulamanın 2 şekilde olduğunu, bunlardan bir tanesinin, kredinin, kredi müşteri hesabına ve sonra da satıcı hesabına aktarılması olduğu, ikincisinin de satıcıya elden ödeme şeklinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bankanın bu yazı cevabından yola çıkarak, bu uygulamayı davacı lehine karine olarak etmesi doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yapılacak iş davanın esasının incelenerek, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davalılar vekilini istinaf talebini kabulüne kara verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../05/2022 tarih, 2018/.... Esas, 2022/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.