Ana içeriğe atla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi · Esas 2026/840 · Karar 2026/940

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 23.06.2026 Yayınlanma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 23.06.2026 Esas No: 2026/840 Karar No: 2026/940

Anahtar kelimeler: tapu

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/840
KARAR NO: 2026/940
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2026/16 Esas ve 10/09/2026 tarihli ara karar
DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili talep dilekçesinde; Taraflar arasında 07.01.2012 tarihinde .... Şti. Satış Vaadi Sözleşmesi ile, İstanbul İli, ... İlçesi, .... Pafta ... Ada, .. Parsel numarasında kayıtlı bulunan, ...Projesinden ... Blok ...Kat . Nolu daire, bedeli olan 105.000 TL'nin tamamı ödenmek suretiyle davacı tarafından satın alındığı, ancak dava konusu taşınmaz halen teslim edilmediği belirtilerek davaya konu bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, aksi takdirde dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren davalının tacir olmasından dolayı ticari faizi ile birlikte, rayici belli olmadığı takdirde satış bedellerinin şimdiye kadar işleyen tüm faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, sözleşmeye göre teslim tarihi olan 30.06.2012 tarihinden itibaren, bilirkişi marifetiyle rayiç kira bedeli belirlenerek, bedelin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline , tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, davaya konu olan bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesini ve tespit edilen bedelin 30.06.2012 tarihinden itibaren güncel değeriyle ticari faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davanın açıldığı Bakırköy 1.Tüketici Mahkemesi tarafından 24/05/2024 tarihli tensip tutanağı ile ''1-Dava konusu İstanbul İli ... İlçesi, .... Pafta . Ada, ... Parsel . Blok ...Kat .... No'lu bağımsız bölüm üzerine davalı kayıtlı olması halinde 3. Kişilere satılmasını ve devredilmesini önlemek amacıyla dava sonuna kadar davalıdır şerhi işlenerek İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,'' dair karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 1.Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 2024/187 E. 2025/17 K. Sayılı ilam ile davanın kabulüne ve tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, davacı adına tapuya tescili halinde her aşamada talep halinde kaldırılmasına dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin değerlendirilmesi sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2025/1104 E 2025/1269 K. Sayılı ilamı ile , iş bu dava açılmadan önce davalı şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleştiği, buna göre açılan davanın iflas masasının olduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası olarak görülmesinin gerektiği belirtilerek davalının istinaf talebi hakkında HMK 353/1-a-3. Maddesi uyarınca duruşma yapmaksızın kesin olmak üzere karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen istinaf ilamından sonra Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi tarafından 01/07/2025 tarihinde verilen görevsizlik kararından sonra dosya Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmiştir. 09/04/2026 tarihli celsede davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini belirtmiştir.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 10/09/2026 tarihli ara karar ile ''....Davalı vekili tarafından ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talep edilmiş ise de, kararın kaldırılması ya da değiştirilmesini gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine'' dair karar verilmiş ve iş bu ara karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Yapılan incelemede iş bu dava dosyasının 17/09/2026 tarihine talik edildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; İflas kararı kayıt - kabul davasına dönüştüğünden tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, BAM 7. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında vurgulandığı üzere, somut uyuşmazlık tapu iptal ve tescil davası niteliğinde olmayıp para alacağına dönmüş olduğundan ve artık mülkiyet devri hukuken mümkün değilken, dava konusu taşınmaz üzerinde tasarrufu kısıtlayıcı nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğini, görevli olmayan mahkemenin tedbir kararı da veremeyeceğini, verilen kararın taleple bağlılık ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, eldeki davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü mahkemece kabul edilmiş ise de, talepten fazlasına karar verildiğini, bu durumun açık bir çelişki doğurduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 235 inci maddesi gereğince açılmış olan kayıt kabul istemine ilişkindir.
Somut davada, taraflar arasında ..01.2012 tarihinde .... Şti. Satış Vaadi Sözleşmesi ile İstanbul İli, ... İlçesi, .. Pafta . Ada, . Parsel numarasında kayıtlı bulunan, ...Projesinden . Blok ....Kat . Nolu daire, bedeli olan 105.000 TL'nin tamamı ödenmek suretiyle davacı tarafından satın alındığı, satış vaadi sözleşmesinde davacının satın almış olduğu bağımsız bölümlerin en geç 30.06.2012 tarihinde sözleşmeye uygun şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, teslim tarihinin üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen dava konusu taşınmazın halen davacıya teslim edilmediği belirtilerek taşınmazın tapu iptallerinin yapılarak davacı lehine tescil edilmesini, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren davalının tacir olmasından dolayı ticari faizi ile birlikte, rayici belli olmadığı takdirde satış bedellerinin işleyen tüm faizi ile birlikte davalıdan tahsili için karar verilmesini, ayrıca, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, sözleşmeye göre teslim tarihi olan 30.06.2012 tarihinden itibaren, bilirkişi marifetiyle rayiç kira bedeli belirlenerek, bedelin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili için karar verilmesini, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, davaya konu olan bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesini ve tespit edilen bedelin 30.06.2012 tarihinden itibaren güncel değeriyle ticari faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/852 Esas ve 2021/317 Karar sayılı dosyasında .... Şti. Hakkında iflas kararı verildiği, dairemizin 2021/788 esas ve 2021/1272 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilen karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine mahkeme ilamının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/1525 esas ve 2022/6173 karar sayılı ilamı ile 19/12/2022 tarihinde kararın onandığı, kararın 29/12/2022 tarihinde kesinleştiği, 2. Alacaklılar Toplantısının 10/05/2023 tarihinde gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Düzenlenen bilirkişi heyet raporunda, tapu kaydında taşınmazın davalı müflis şirket adına kayıtlı olduğu ve üzerinde çok sayıda haciz, tedbir kararı olduğu belirtilmiş ve güncel değeri tespit edilmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak davalı tarafın istinaf talebinin haklı olup/olmadığının incelenebilmesi amacıyla öncelikle konusu para olmayan alacakların masaya kaydının İİK madde 198 uyarınca incelenmesi gerekmektedir.
İİK'nun 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekmektedir.
Konusu para olmayan alacakların kaydı İİK nun 198. Maddesinde açıklanmıştır. İİK'nın "Mevzuu para olmayan alacakların paraya çevrilmesi" başlıklı 198.maddesinde; "Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir.
Borçlar Kanununun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur." hükmü yer almaktadır.
''Müflisin, şahsi borçlusu bulunduğu masaya dahil iflas alacağının konusu paradan başka bir şey ise, bu alacak-ona eşit bir kıymette- bizzat alacaklı tarafından iflas tarihi itibariyle Türk parasına çevrilir ve alacak para alacağı olarak iflas masasına yazdırılır.
''Paraya çevrilecek konusu para olmayan alacaklar, masaya karşı ayni haklardan değil, şahsi haklardan doğan alacaklardır. Bu alacaklar müflisten bir malın teslimini, bir işin yapılmasını , bir akdi yükümlülüğün yerine getirilmesini talep hakkı veren alacaklar olup, müeccel, taliki şarta veya belirsiz vadeye bağlı olmasının önemi yoktur.
Müflisin sadece ''şahsi haklardan'' doğan borçları para alacağına dönüştürülür. Ayni borçları iflasın açılması ile para alacağına dönüşmez. Örneğin, müflisin elindeki bir malla ilgili olarak mülkiyet hakkı , iddia edenler masaya karşı istihkak iddiasında bulunarak malı masadan aynen alabilirler (İİK. M. 228)
İflastan önce tapu kütüğüne şerh verilmiş kişisel haklar (M.K. m. 1010) iflasta para alacağına çevrilmez. Bu haklar , iflas masasına ve taşınmazı devralan üçüncü kişilere ileri sürülebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, tapuya tescil edildikten sonra satıcının iflas etmesi halinde iflas idaresi sözleşmeyi yerine getirmek zorundadır.
Müflisin taraf olduğu sözleşmelerde, iflas idaresi konusu para olmayan alacağı ''para olarak'' ödemek yerine müflisin taahhüdünü aynen yerine getirmeyi masa menfaatine uygun bulabilir. Diğer bir anlatımla, müflisin borçlarını ödemek üzere müflisin yerine sözleşmeye girebilir.
Kanunlarda aksine bir hüküm olmadıkça müflisin, iflastan önce yaptığı sözleşmeler, iflasın açılması ile kendiliğinden sona ermez. Sözleşmenin diğer tarafı borcunu tam olarak yerine getirmiş , müflis borcunu yerine getirmemişse , borcunu yerine getiren taraf alacağını iflas alacağı olarak masaya yazdırır. Alacağın konusu paradan başka bir şey ise, diğer taraf alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırır. (bkz. Mahmut Coşkun, Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, s:951-952)
İflasın sözleşmelere etkisi :
''......Buna karşılık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden (EBK m.213-YBK m.237,II, Noterlik K. M. 60/3) sonra (ve satış vaadi sözleşmesinin tapu kütüğüne şerh verilmesinden önce ), satıcının iflası halinde yukarıda söylenenler uygulanır. Yani, alcı , satıcının iflasından önce satış bedelini ödemişse , taşınmazın iflas anındaki değerini para alacağı olarak iflas masasına yazdırır. Alıcı, satış bedelini henüz ödememişse , iflas masasına BK m. 82'ye (YBL m. 98'e) göre süre vererek , teminat gösterilmezse , satış vaadi sözleşmesini feshedebilir. İflas idaresi sözleşmeye girerek , satış vaadi sözleşmesini aynen icra edebilir. Fakat, alıcı, iflas idaresini, satış vaadi sözleşmesini aynen ifa etmeye zorlayamaz.
Ancak, satış vaadi sözleşmesi (satıcının iflasından önce )tapu kütüğüne şerh verilmiş ise (Tapu K. M. 26,V,VI)alıcı, (satış bedelini masaya ödemek suretiyle )iflas idaresini, satış vaadi sözleşmesini aynen ifa etmeye (yani taşınmazın mülkiyetini kendisine nakletmeye ) zorleyebilir. İflas idaresi satış sözleşmesi düzenlenmesi (ferağ verilmesi) için tapu memuru önünde beyanda bulunmaktan kaçınırsa , alıcı, iflas idaresine karşı tescil (ferağa icbar) davası (MK. M. 716 ) açabilir. (Prof.Dr Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s:1251)
Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nin 2018/4944 E. 2019/6930K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere, hangi hakların tapu kütüğüne şerh edileceğini kanun belirlemiştir. Dolaysıyla kanunun belirlemediği bir hak tapu kütüğüne şerh edilemez. Tapu kütüğüne şerh edilebilecek şahsi haklar ise, TMK’nin 1009. maddesinde arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerh edilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer hakların tapu kütüğüne şerh edilebileceği hükme bağlanmıştır.
Bilindiği üzere, şerh bulunduğu hukuki durumu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirmek, hukuki duruma aleniyet kazandırmaktır. Bu yönü ile şerh bir bakıma ayni etki özelliğini gösterir.
Yargıtay 14 Hukuk Dairesi'nin 2006/12554 E. 2006/16442 K. Sayılı ilamında;
''....Ticaret Kanunu gereği tacir sayılan gerçek kişiler ile tüzel kişiler hakkında iflasa kararı ticaret mahkemelerince verilir. Bu kararın bütün hüküm ve sonuçları iflas kararında gösterilmiş olan iflasın açılma anından itibaren işlemeye başlar ve bütün alacaklılar için de hüküm ve sonuç doğurur. İflas kararı sonucu iflasın açılmasıyla müflise dönüşen borçlunun haczedilebilen bütün mal, alacak ve hakları kendiliğinden iflas masasını oluşturur. Masa, müflisin bütün mal ve alacaklarını mevcudat defterine geçirir. İİK. 184. madde hükmü gereği, iflasın açılmasından sonra kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar da masaya girer. Müflis hakkında iflas öncesinde açılan hukuk davaları da ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar durur. İflas kararından sonra da müflis ve iflas masasına karşı, masaya giren mal ve haklara ilişkin dava açılamaz. Masadan bir hak iddiasında olanlar hak ve alacaklarını masadan istemeleri (İ.İ.K.m.219) gerekir. Alacakların masa tarafından kabulü halinde alacak sıra cetveline geçirilir. İflas İdaresi istenen hak ve alacakları kabul etmez ise, İİK.nun 235.maddesine dayanılarak sıra cetveline itiraz davası açılabilir. Alacaklar tapu sicilinde kayıtlı olması halinde masa tarafından kendiliğinden kabul edilir. Alacak konusunun para olmaması halinde, bu alacaklar paraya çevrilerek iflas masasına yazdırılır. Müflisin, iflas öncesi yaptığı satış sözleşmeleri iflasın açılması ile son bulmamaktadır. Müflisin satıcı olduğu taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iflas ile son bulmayan sözleşmelerdendir. Alıcı, satıcının iflasından önce satış bedelini ödemiş ise, taşınmazın iflas anındaki değerini para alacağı olarak iflas masasına yazdırır. Alıcı, satış bedelini henüz ödememiş ise, iflas masasına BK. 82.maddeye göre süre vererek, teminat gösterilmezse, satış vaadi sözleşmesini feshedebilir. Alıcı iflas idaresini satış vaadi sözleşmesini aynen ifa etmeye zorlayamamakla beraber, sözleşmemenin tapu kütüğüne şerh verilmesi halinde aynen ifa için ferağa icbar davası açabilir. İflasın kapanmasına kadar, geç kalan alacaklar İİK.236.madde hükmü gereği deftere kaydettirilebilir.'' yer almaktadır.
Yukarıda yer alan bilgiler ışığında inceleme yapıldığında, müflisin satıcı olduğu anlaşılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin dosya kapsamına alınarak sözleşmenin tapu kütüğüne şerh verilip/verilmediği incelenmelidir. Nitekim, dosyada yer alan bilgilerden müflis şirket hakkında verilen iflas kararından önce 2012 yılında davacı ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığı ileri sürülmüştür. Tapu kütüğüne şerh verilmiş olması halinde, alıcının yani davacının iflas idaresini satış vaadi sözleşmesini aynen ifaya zorlayabileceği göz önünde bulundurularak tedbire itirazın reddi yoluna gidilmelidir. Aksi halde ise, alıcı iflas idaresini aynen ifaya zorlayamayacağından, taşınmazın iflas anındaki değerini para alacağı olarak iflas masasına yazdırabilecektir. İş bu nedenle, dosyada yukarıda açıklanan eksikliklerin giderilerek yapılan açıklamalar ışığında hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; bu aşamada verilen tedbir kararın devamı ile 10/09/2026 tarihli ara kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/..... Esas ve 10/04/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı tarafça yatırılan 2.002,00 -TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı tarafından yatırılan 732,00-TL istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2026

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar