Ana içeriğe atla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi · Esas 2025/1019 · Karar 2026/2935

Eklenme tarihi: 14 Temmuz 2026 09.06.2026 Yayınlanma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 09.06.2026 Esas No: 2025/1019 Karar No: 2026/2935

Anahtar kelimeler: istihkak

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1019
KARAR NO : 2026/2935
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/01/2025
NUMARASI : 2023/203 Esas - 2025/21 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 27/08/2021 tarihli ön sipariş formu ile siparişini alarak üretimini yapmış olduğu 96100 akrilik 21806 Forest Ense etiketli 600 adet Hırkanın son ütüsünü yaptırmak üzere ...e irsaliye ile teslim ettiği, müvekkiline ait ürünlerin ütüsü bitirilip de teslim edilerek ihraç aşamasına gelmiş ürünlere ve daha bir çok firmaya ait olan başkaca ürünlerle birlikte söz konusu İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 16/09/2021 tarihinde haciz konularak muhafaza altına alındığını, haczedilen menkullere ilişkin 16/09/2021 tarihinde istihkak iddiasında bulunulduğunu, İstihkak iddiasına karşı gecikmesinde zarar bulunulacağından İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/1329 Esas sayılı dosyasında istihkak davası açıldığını, İcra Müdürlüğü'nce İİK.nun 97/1. maddesindeki prosedür işletilerek istihkak iddiası konusunda bir karar verilmek üzere dosya İcra Mahkemesine gönderildiğini, davacı 3.kişinin bu karardan önce 22.09.2021 tarihinde istihkak davası açtığını, Mahkemenin 22.10.2021 gün ve 2021/1343-1403 E.K. Sayılı kararı ile İİK 97 prosedürü işletilmesinin hatalı olduğunu, alacaklıya istihkak davası açması için 7 günlük süre verilmesi için icra müdürlüğüne iade edildiğini, yine davaya konu İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası Mahkememizin 15.10.2021 gün ve 2021/1323-1332 E.K. Sayılı kararı borçlular ....ltd. Şti. ve ... yönünden takibin iptaline karar verildiğini, İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin gerekçesinde de bahsedildiği üzere "...Bu durumda 22.09.2021 tarihinde henüz Mahkeme veya Müdürlük tarafından alacaklıya dava açması için herhangi bir süre verilmediğinden 3. kişinin bu tarih itibarı ile açtığı davasında hukuki yararı olduğu tartışmasızdır. Ancak, alacaklı tarafından istihkak davası açılmamış olması sebebi ile 3. kişinin istihkak iddiası alacaklı tarafından kabul edilmiş olacağından haczin bu tarih itibari ile resen kalktığı ayrıca takip dosyasının da iptal edildiği gözönüne alınacağından ve artık geçerli bir haciz de kalmadığı için 3.kişinin açtığı istihkak davası konusuz kalmıştır. Bu maddi ve hukuki olgular karşısında geçerli bir haciz kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava konusuz kaldığından davacı 3.kişi lehine maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin haciz ve muhafaza aşamasında malların kendisine ait olduğu, ihraç aşamasına gelip son ütülerinin yapıldığı, mallara haciz ve muhafaza işlemi yapılması halinde malları bir daha üretip gönderemeyeceği, söz konusu malların gönderilememesi sebebiyle başkaca siparişlerin de iptal edileceği ve zararının büyüyeceği, haciz yapıldığı an malların çöp haline geleceği bu sebeple haciz yapılmaması gerektiği defaten söylendiğini ve davalının duruma itibar etmeyerek haciz ve muhafaza işlemi yaptığını belirterek; arz ve izah edilen sebeplerle; talep ettiğimiz zararın miktar ya da değerini bu aşamada tam ve kesin olarak belirleme olanağı bulunmadığından fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak ve HMK md. 107/2 gereğince dava konusu zararın tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğu anda artırmak kaydıyla HMK md.107/1 gereği şimdilik zarar tazminatı alacağı için mümkün olduğu takdirde 100 EURO nun fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı mümkün olmadığı takdirde 2.071,49 TL'nin 16/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi nispetinde faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, arabuluculuk görüşmelerine katılmamanın sonuçlarına ilişkin hükümlerin davalı için uygulanmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Maddi tazminat konulu huzurdaki davası İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki 16/09/2021 tarihinde uygulanan haciz işleminden kaynaklanmakta olduğu, iş bu hacizde istihkak iddiasında bulunan 3. şahıs olduğunu, haciz işleminin müvekkilinin haklı olan alacağına kavuşması için ve mağduriyetinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini, yapılan haciz işlemi usule yasalara ve hukuka uygun olduğunu, haciz işlemi borçlu ile 3. şahıs arasındaki var olan organik ve fiili bağ sonucunda gerçekleştirildiğini, gelinen adresin ....... Ltd. Şti olduğu vergi levhasından ve adresin tabelasında görüldüğünü, dosya borçlusu ....... Ltd. Şti'nin yetkilisi aynı zamanda da dosya borçlusu ... haciz mahallinde hazır olduğunu, mahalde borçluya ati evraklara rastlandığını, mahalde dosya borçlusu olan...' e ait haciz tutanakları ve borçlu şirketin vergi levhası ile ... Ltd. Şti.'ye ait fatura ve tahakkuk fişinin görüldüğünü, davacının istihkak iddiasına yönelik ilgili icra müdürlüğünce İİK 96 ve 97 maddeleri gereği dosya için İcra Hukuk Mahkemesine sevkine karar verildiğini, fakat İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/1343 esas sayılı dosyasından İİK 99. Maddeye göre işlem yapılmasına karar verildiğini, aslen İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/1343 esas sayılı dosyasından borçlu ...Ltd. Şti. ve ... tarafından takip iptal edildiğinden ötürü istinaf yapılamadığını, davacı ... Ltd. Şti her ne kadar dava dilekçesinde müdürlükçe verilen İİK 97. maddesi kararının mahkemece hatalı olduğu gerekçesi ile kaldırıldığını ifade etse de Yagıtay kararlarına göre mahkeme icra müdürlüğü tarafından verilen İİK 97. kararını İİK 99. maddesine çeviremeyeceğini, icra müdürlüğünün İİK 97. maddesine göre gönderdiği dosyaya mahkeme İİK 99. maddesine karar verip dava açma külfetini alacaklıya yükleyemeceğini, aslen istihkak iddiasında bulunan davacı hacizli menkullere yönelik mülkiyet iddiasını da ispat edemediğini, davacı huzurdaki davası ile son derece kötü niyetli, haksız kazanç sağlama gayesinde olduğunu, istihkak davası sonucunda aleyhlerine karar verilmesi durumunda dahi tüm maddi zararlardan sorumluluğunun bulunmadığını zaten davacı tarafından kazanılmış ve kesinleşmiş bir istihkak davası bulunmadığını, bu sebeplerle huzurdaki taraflarına yöneltilen haksız haciz ve muhafaza işlemi iddiasına dayalı tazminat davasını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, haciz takip borçlusunun resmi adresinde gerçekleştirilmiş olduğu borçlu mahalde ve adreste borçluya ait evraklar görüldüğünü, davacı tarafından hacizli menkullerin mülkiyetinin taraflarına ati olduğuna ilişkin kazanılmış ve kesinleşmiş bir dava bulunmadığını, bununla birlikte davacı haciz ve muhafaza işleminden bir ay sonra talepleri doğrultusunda muhafaza altındaki hacizli malları iade alabilecekken bu yönde hiçbir girişimde bulunmayı da huzurdaki davayı ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının İstanbul 36. İcra Müdürlüğü nezdindeki icra dosyasında yapılan haciz işlemi ile davacıya ait malların haksız haczi sebebiyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, haczin haksız olup olmadığı, var ise davacının zararının miktarı ile davalının bundan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
İncelenen İstanbul 8.İcra Hukuk Mahkemesinin 202/1343E sayılı dosyasında istihkak dava dosyasında, İstanbul 36. İcra
müdürlüğünün ...E sayılı dosyasından takibin iptaline karar verildiği, dolayısıyla hazcin hukuksuz olduğu, 600 adet hırkanın davacıya ait olmadığına dair bir iddianın bulunmadığı, sunulan irsaliyenin yeterli olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul 36. İcra müdürlüğünün ...E sayılı dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısının dosyamız davalısı olduğu, davalıların... ... Ltd, ..., ... ve ... .. Ltd. Şti olduğu, bonoya dayalı takip yapıldığı ve borçlu adresinde haciz yapılarak davaya konu malların muhafazaya alındığı anlaşılmıştır.
Davacının malları haksiz haciz edildiği ve 1 ve 2 nolu siporişlerinin iptal edildiği, bu sebeple hem 1 nolu siparişe konu malların zayi olması sebebiyle zarar, hem de 2 nolu siporişin iptali sebebiyle mahrum kalınan kar sebebiyle davacının tazminat hakkı doğduğu anlaşılmaktadır.
6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 11. Fıkrasında; Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır" düzenlemesi mevcuttur. Eldeki davaya konu arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığı, bu durumda belirtilen yasal düzenleme gereğince işlem yapmak ve yargılama giderini paylaştırmak gerektiği anlaşıldığından, oranlama ile davacıya düşen yargılama giderinin yarısının davalıya yükletilmesine, davalı lehine hesaplanan vekalet ücretinin ise yarısına karar verilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi tarafından ek rapor üzerinden yapılan hesaplamada; zayi edilen mallar sebebiyle davacının 10.200,00 EURO zarara uğradığı, ayrıca iptal edilen siparişlerden kaynaklı mahrum kalınan karlar sebebiyle zararının 13.310,00 EURO olduğu, böylece toplam zararın 23.510,00EURO ettiği, bu zarara haksız takip ve haciz sebebiyle davalının sebep olduğu, ütü için irsaliyeyle ...'e bırakılan mallar haksız haciz ve muhafazaya alınmış olması sebebiyle davalının zarara gidermekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davacının davasının kısmen kabulü ile, 23.510,00 Euro'nun 16/09/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a md. gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısma ilişkin talebin reddine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibin iptaline karar verilmesinin takibin iptali davacı 3. şahsın lehine karar verildiği yahut haczin haksız olduğu manasına gelmediğini, dosya kapsamındaki haciz işlemi hukuka uygun olup gidilen haciz mahalinin, borçlunun birden fazla resmi aidiyeti ile kesişen adresi olduğunu, mülkiyet karinesini ispatlayamayan davacı şirket lehine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı lehine sonuçlanan bir istihkak davası bulunmadığını, tazminat koşullarının oluşmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Haksız hacizden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).
Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.
Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. sayılı ilamı).
Dosyada mevcut delil durumuna göre; İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 11.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu ile hükme esas alınan 03.11.2024 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu ve bu çelişki giderilmeksizin gerekçesi açıklanmaksızın 03.11.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesince her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmek suretiyle sonuca gidilmesi, gerektiğinde yeniden bilirkişi raporu alınmasının düşünülmesi suretiyle yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/203 Esas 2025/21 Karar sayılı, 15/01/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7- İstanbul 7. İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 1.567.552,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar