Ana içeriğe atla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi · Esas 2026/1799 · Karar 2026/2003

Eklenme tarihi: 23 Temmuz 2026 06.07.2026 Yayınlanma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 06.07.2026 Esas No: 2026/1799 Karar No: 2026/2003

Anahtar kelimeler: meme

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3\. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1799
KARAR NO : 2026/2003
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/05/2026
NUMARASI : 2025/884 E - 2026/318 K
DAVANIN KONUSU: İstirdat
KARAR TARİHİ: 07/07/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... T.A.Ş. (...) sahip olduğu üretim lisansı (eski otoprodüktör lisansı) doğrultusunda, iştigal konusu olan çelik üretiminde kullanacağı elektriğin üretimi için tesisler kurduğunu, ihtiyaç duyduğu elektriğin önemli bir miktarını kendisinin ürettiğini, kalan kısmını ise ... Anonim Şirketi (...) ile imzalanan 01.09.2015 tarihli Piyasa Katılım Anlaşması ve buna bağlı olarak imzalanan Gün İçi Piyasası Katılım Anlaşması ve Gün Öncesi Piyasası Katılım Anlaşması kapsamında; ...’ tan satın aldığını, bu kapsamda satın alınan elektriğin bedelinin ...’a ödendiğini ve tüm fatura- landırma işlemlerinin ... tarafından yürütüldüğünü, Belediye Gelirleri Kanunu’nun 34. maddesine göre belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik tüketiminin Elektrik Tüketim Vergisine (ETV) tabi olduğunu,35.maddesinde ise elektrik tüketenlerin,ETV ödemekle mükellef olduğu, ancak Elektrik Piyasası Kanunu’na göre elektrik enerjisini tedarik eden kuruluşların, satış bedeli ile birlikte bu verginin tahsilinden ve ilgili belediyeye yatırılmasından sorumlu tutulduğunun açıkça belirtildiğini,yine ilgili Kanun'un 39. maddesinde " elektrik enerjisini tedarik eden kuruluşların tahsil ettikleri bu vergiyi, tahsil tarihini takip eden ayın 20. günü akşamına kadar belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve vergiyi aynı sürede ödemeye mecbur olduğunun" düzenlendiğini,
... tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilen Üsküdar 41. Noterliği’nin 20 Ağustos 2025 tarih, ... sayılı ihtarnamesi ile" dava dışı ... Belediyesi tarafından ...’a 2023 yılında, 2018 yılı Mart ayı ile 2023 yılı Eylül ayı arası dönemleri için 66 adet elektrik tüketim vergi ceza ihbarnamesi tebliğ edildiği, söz konusu ihbarnamelere karşı dava açıldığı, Zonguldak Vergi Mahkemesi’nde ... lehine iptal kararları verildiği, bu kararlara karşı Belediye tarafından istinaf yoluna başvurulması sonucu Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal kararlarının kaldırılmasına karar verildiği ve bunun neticesinde Belediye tara- fından 135.503.600,00 TL tutarlı ikinci vergi/ceza ihbarnameleri tebliğ edildiği, ayrıca Belediye'den 2023 yılı Ekim ayı ile 2025 yılı Temmuz ayı arası 22 aylık dönemi kapsayan dönem için müvekkili şirketin elektrik tüke- timine ilişkin elektrik tüketim vergisi beyanı bulunmadığı, eksik beyan edilen ETV tutarının ödenmesinin gerek- tiği, aksi halde resen cezalı tarhiyat yapılacağı, müvekkili şirket tarafından 2018 yılı Mart ayı ile 2023 yılı Eylül ayı arası dönemlerine ilişkin 66 adet vergi ceza ihbarnamesi toplam tutarı olan 135.503.600,00 TL ile 2023 yılı Ekim ayı ile 2025 yılı Temmuz ayı arasındaki 22 aylık ETV’nin ilgili belediyeye ödenmesi, aksi halde Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği 132/E maddesi uyarınca ödenmeyen tutarlar için müvekkilinin teminatlarının bozdurulacağı, faaliyetlerine devam edemeyeceği, portföyünün boşaltılacağı, öden- meyen alacaklar için takibe geçileceği ve tüm zararların müvekkilden tahsil edileceği"nin ihtar edildiğini,
Davacı şirketin varlığını sürdürüp, üretimine devam edebilmesi için elektrik olmazsa olmaz bir ihtiyaç olduğundan, Ek-2 İhtarnamenin tebliği üzerine öncelikle ... ile uzlaşı sağla- yabilmek adına görüşüldüğünü, "müvekkili şirketin elektrik tüketim vergisinin “mükellefi” olmakla birlikte “vergi sorumlusu” olmadığı,ihtarnamede söz edildiği gibi müvekkili şirketin doğrudan belediyeye beyanname verme ve ödeme yükümlülüğü bulunmadığı,bu yönde kesinleşmiş kararlar bulunduğu,öte yandan elektik tüketim vergi aslının müvekkili şirkete yansıtılabileceği, ancak vergi sorumlusu olduğu mahkeme tarafından kabul edilen ...’a tebliğ edilen vergi ziyaı cezasına müvekkili şirket sebebiyet vermediğinden, vergi ziyaı ceza tutarlarının müvekkiline yansıtılmaması gerektiğinin" bildirildiğini, bu görüşmeler neticesinde ...'ın müvekkili tarafından beyan verilemeyeceğini kabul ettiğini, ancak vergi cezasına yönelik itirazı kabul etmediğini ve müvekkil şirkete 05.09.2025 tarihinde bir ihtarname daha göndererek; "söz konusu yazıda belirtilen tutarların müvekkili tarafından kendilerine ödenmesi, ödenecek bu tutarların ... tarafından ... Belediyesi’ne ödeneceği, bu tutarların nihai tutarlar olmayıp avans niteliğinde olduğu,Belediye'ye beyan ve ödeme aşamalarında nihai tutarlar belli olacağından eksik kalması durumunda eksik tutarların müvekkilden talep edileceğini, fazla olması durumunda ise müvekkiline iade edileceği, ayrıca ödemelerin yapılmaması halinde müvekkilinin piyasa işlemlerinin sonlandırılması dâhil mevzuattaki tüm yaptırımların icra edileceği" hususunun da ihtar edildiğini,
Ek-3 yazının tebliği üzerine müvekkili şirketin üretim tesislerini işletebilmek için elek- triğe olan zaruri ihtiyacını, hisseleri borsada işlem gören halka açık bir anonim şirket olarak paydaş- larına karşı olan sorumlulukları gereği yüksek miktardaki teminatlarının bozdurulması ve/veya cebri icraya maruz kalınması halinde bankalar nezdindeki kredibilitesinin telafisi imkansız şekilde zarar görecek olmasını da gözeterek, ihtarnamede belirtilen yaptırımlara maruz kalmamak için zorunlu ola- rak ...’a vergi ziyaı cezası yönünden ihtirazi kayıt konulmak suretiyle 11.09.2025 tarihinde: dava konusu edilen 2018 Mart ayı ile 2023 yılı Eylül ayı arası dönemlere ilişkin 42.248.409,51 TL elektrik tüketim vergisi aslı, 51.004.780,96 TL gecikme faizi, 42.248.409,51 TL vergi ziyaı cezası olmak üzere toplam 135.501.600,00 TL, dava konusu edilmeyip Belediyenin yazı ile talep ettiği; 2023 yılı Ekim ayı ile 2025 yılı Ağustos ayı arası dönemlere ilişkin elektrik tüketim vergisi aslı, gecikme faizi ve diğer giderler için 49.637.951,40 TL ödediğini, İhtarnamede de belirttiği üzere,...’ın belediyeye olan borcunun tam olarak ne tutarda olduğunun netleşmesi için (nitekim ödeme yapılmadığı müddetçe gecikme faizi işlediğini) Belediyeye beyanname vermesi ve ödeme yapması gerektiğinden, müvekkilinden avans olarak önce- den talep edilen tutarların fazla mı ,yoksa eksik mi olduğu müvekkili tarafından da bilinmediğinden; diğer bir ifadeyle ...’ın dayattığı koşullarla hukuka aykırı ve yersiz ödeme yaparak uğradığı zarar tutarı kesinleşmediğinden ...’ın Belediyeye beyanname vermesi ve ödeme yapması beklenmek durumunda kalındığını, Bu çerçevede ... önce 16.09.2025 tarih, ... nolu fatura ile; dava konusu edilmeyip Belediyenin yazı ile talep ettiği; 2023 yılı Ekim ayı ile 2025 yılı Ağustos ayı arası dönemlere ilişkin elektrik tüketim vergisi aslı, gecikme faizi ve diğer giderler için avans olarak ödenen 49.637.951,40 TL’ye karşılık; 47.926.333,19 TL fatura kesmiş ve müvekkiline tebliğ ettiğini, sonra- sında 03.10.2025 tarih, ... no’lu 42.248.409,51 TL tutarlı fatura ile; dava konusu 66 adet vergi ve ceza ihbarnamelerine konu elektrik tüketim vergi ziyaı cezasının yansıtma bedeli faturası ile, 03.10.2025 tarih, ... nolu 94.729.138,72 TL tutarlı fatura ile; dava konusu edilen 66 ihbarnamedeki elektrik tüketim vergisi aslı, gecikme ve pişmanlık zammı vergisi yansıtma bedeli ile 66 davadan kesinleşen 16 adedinin yargılama giderine ilişkin yansıtma bedeli faturası düzenleyerek 08.10.2025 tarihinde müvekkile tebliğ ettiğini,
Davacı şirket ... 1. Noterliği’nin 14.10.2025 tarih, ... nolu ihtarnamesi ile Ek-8’de sunulan vergi ziyaı cezasının yansıtma bedeli faturasının tamamına, Ek-9’da sunulan elektrik tüketim vergisi aslı, gecikme ve pişmanlık zammı vergisi yansıtma bedeli ile 66 davadan kesinleşen 16 adedinin yargı- lama giderine ilişkin yansıtma bedeli faturasının ise yargılama giderlerine ilişkin 274.301,60 TL’lik kısmına itiraz edilmiş ve faturaların itirazlar doğrultusunda iptali ile 11.09.2025 tarihinde avans mahiyetinde ve ihtirazi kayıtla ödenen 42.248.409,51 TL vergi ziyaı cezası ile 274.301,60 TL yargılama gideri tutarının ticari avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini,
...'ın söz konusu İhtarnamenin tebliği üzerine 20.10.2025 tarih, ... sayılı yazısı ile EPDK’nın 04.09.2025 tarihli ve 13754 sıra numaralı kararı uyarınca Şirketimizin vergi sorumlusu olduğu, yine Kurul Karar’nda piyasa katılımcısından kaynaklanan ve yargı kararı doğrultu- sunda ödenmesine hükmedilen her türlü, vergi, harç, resim gibi yükümlülüklerin, bunlara ilişkin faiz, ceza ve diğer ek maliyetlerle birlikte piyasa işletmecisi tarafından ilgili tarafa yansıtılacağının belirtildiği, EPDK’nın bu kararının her iki tarafı ve tüm piyasa katılımcılarını bağlayıcı nitelikte bir idari işlem olduğu belirtilmek suretiyle talebimizin kabul edilmediğinin bildirildiğini,
Vergi ziyaı cezası ve yargılama giderleri müvekkil şirkete yansıtılamayacağını, vergi- lendirme işlemi dolayısıyla ortaya çıkan hukuki ilişkiye taraf olanların yetki ve sorumlulukları Ana- yasa ve kanunlar ile tespit edildiğini, bu çerçevede vergi ödemekle yükümlü olan “vergi mükellef- leri”nin yanı sıra bazı durumlarda vergi tahsilatını kolaylaştırmak ve hızlandırmak, bazı durumlarda vergi ile ilgili ödevlerin doğru bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak, bazı durumlarda ise vergi alacağını güvence altına almak amacıyla; vergi mükellefi ile iktisadi veya hukuki ilişki içinde olan bazı üçüncü kişiler de mükellef ile birlikte veya onun yerine vergi borcunun ödenmesinden sorumlu tutulduğunu, vergi mevzuatında bu kişilerin “vergi sorumlusu” olarak ifade edildiğini,Vergi Usul Kanunu (VUK) 8/2. maddesinde “Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.” şeklinde tanımlandığını, buradaki tanım, genel bir tanım olup bazı hallerde mükellef adına kesilen verginin vergi dairesine yatırılmasından sorumlu tutulan kişiyi, bazı hallerde asıl vergi borçlusu ile birlikte veya onun yerine geçerek vergiyi kendi malvarlığından ödemek durumunda olan kişiyi, bazı hallerde ise vergileme ile ilgili ödevlerin doğru bir şekilde yerine getiril- mesinden sorumlu tutulan kişiyi ifade etmekte olduğunu, Belediye Gelirleri Kanunu’nun elektrik tüketim vergisine yönelik hükümleri incelendiğinde; belediye sınırları içerisinde elektrik tüketimi vergiye tabi kılındığından ...’tan aldığı elektriği tüketen müvekkil Şirketin “verginin mükellefi” olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığını, bununla birlikte anılan kanun, elektrik enerjisini tedarik eden kuruluşların, satış bedeli ile birlikte bu verginin tahsilinden ve ilgili belediyeye beyan- name verilerek yatırılmasından sorumlu olduğunu düzenlediğinden ve ... Belediyesi ile taraf olunan davalarda mahkeme ...’ı vergi sorumlusu olarak kabul ettiğinden, Belediye Gelirleri Kanunu gereğince elektrik tüketim vergisini satış bedeli ile birlikte tahsil edip, Belediye’ye beyan ederek ödemekle yükümlü olan ... olduğunu, ...’ın Ek-9’da sunulan cevap yazısının ekinde iletilen; EPDK’nın müvekkil Şirket ile davalı Kurum arasındaki ihtilaf ortaya çıktıktan sonra alelacele alındığı belli olan 04.09.2025 tarihli, 13754 sayılı kararında her ne kadar elektrik piyasalarından yapılan alımlarda, söz konusu enerjinin tedarikçisinin ilgili lisans sahibi tüzel kişi olduğunun, diğer bir ifadeyle piyasadan satın alınan verginin sorumlusunun elektriği tüketim amaçlı satın alan tüzel kişiler olduğunun tespit edildiği belirtilmiş ise de EPDK’nın vergi sorumlusunu belirleme yetkisinin bulun- madığını, Anayasa'nın 38. maddesinde, ceza sorumluluğunun şahsi olduğunun belirtildiğini, cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmaması olduğunu, başka bir anlatımla kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmaması olduğunu, aksi halde, müvekkil şirket işlemediği bir fiilden kaynaklı olarak cezai işleme tabi tutulmuş olacağını,bu çerçevede vergi sorum- lusu sıfatıyla yükümlülüklerini yerine getirmeyen ...’a kesilen vergi ziyaı cezasının müvekkili şirketten talep edilmesinin hem hukuki dayanaktan yoksun hem de ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine açıkça aykırı olduğunu, davacı şirketin davalı ...’ın ileri sürdüğü yaptırımlardan kaçın- mak için zorunlu olarak vergi ziyaı cezaları ile yargılama giderlerini ...’a ödemiş ise de esasen davalı Kurum sorumluluğunda olan ilgili tutarların davacıdan tahsilinin hukuka aykırı olduğunu,
Davacı şirketin uyuşmazlığın çözümü için dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını beyanla;
Müvekkili şirketten hukuka aykırı şekilde tahsil edilen vergi ziyaı cezası ile yargılama giderleri tutarlarının geri alımı (istirdadı) hususunda işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu belirterek fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile müvekkilinden yersiz ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen 42.248.409,51 TL vergi ziyaı cezası ile 274.301,60 TL yargılama giderinin, davalı Kuruma ödendiği 11.09.2025 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davacı şirkete iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ...'ın elektrik piyasasında elektrik alıp sattığını, elektriği üreten, satan ve alan katılımcıları buluşturan platformu işlettiğini, piyasada ticaret yapan katılımcılar arasında mevzuat hükümleri uyarınca aracı konumunda olduğunu, yani tedarikçi sıfatı ve görevinin bulunmadığını,
... aleyhine "Piyasa İşletmeciliği Kapsamında Gerçekleştiği" ve EPDK Kurul kara- rının icrası olan faturalarla işlemlerine karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış ve "Menfi Tespit ve İstirdat" talepli tüm davaların yargı yolu dava şartının bulunmaması gerekçesiyle usulden reddedil- diğini ve bu şekilde kesinleştiğini, 16 Ekim 2025 tarih, 33049 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Danıştay 13. Dairesinin 2025/1757 E. 2025/2631 Karar sayılı kararda ( Kanun yararına bozma ile);" ...'ın piyasa işletmeciliği faaliyeti kapsamındaki faturalandırma işlemine karşı açılan davalarda görevli yargı yerinin idari yargı olduğuna" hükmedildiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu' nun ...'a açılan davalarda görevin idari yargıda denildiğini, yine Danıştay 13. Dairesi'nce doktrindeki karma ölçütü esas alarak ...'ın elektrik
piyasası işletmecisi olarak yaptığı işlemlerin denetiminin idari yargı görev alanına girdiğinin hüküm altına alındığını,
Dava konusu vergi yargılanmasını gerektirdiğinden davanın bu nedenle de Vergi Mahkemelerinde görülmesinin gerektiğini,
Karadeniz Ereğli Belediye Başkanlığı 2018- 2023 tarihleri arasındaki dönem için ... T.A.Ş.'nin tedarik ettiği elektrik enerjisi nedeniyle Belediye Gelirleri Kanunu'nda düzenlenen Elektrik Tüketim Vergisinin (ETV) ödenmesi gerektiğini düşünerek hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde davacı ...'ı ETV yönünden vergi sorumlusu olarak değerlendirdiğini, bu kapsamda ... T.A.Ş.'nın elektrik tüketimlerini dikkate alarak 66 adet ayrı ayrı vergi ve ceza ihbarnamesi düzenleyip ...'a gönderdiğini, ...'ın haklı olarak ETV sorumlusu olmadığı, ...'ın tedarikçi olmadığı sebepleriyle vergi ve ceza ihbarnamelerinin hukuka aykırı oldukları ve iptali talebiyle Zonguldak Vergi Mahkemesi'nde 66 dava açtığını, bu davalarda ...'ın vergi sorumlusu olmadığı gerekçesi ile "DAVANIN KABULÜNE" karar verildiği, bu kararların davalı Belediyenin istinafı sonrasında Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi'nce kal- dırıldığını, temyiz yolu açık olan kararlar için taraflarınca Danıştay 9. Dairesi'nde temyiz yoluna başvurulduğunu, halen temyiz incelemelerinin devam ettiğini, bu dosyaların bekletici mesele yapıl- masının gerektiğini, elektrik tüketim vergisinin mükellefi elektriği tüketen bu verginin yatırılmasından elektriği tedarik edenin sorumlu olduğunu, davacının görev ve faaliyet alanının 6446 sayılı kanunun 11. maddesinde düzenlendiğini, bu hüküm uyarınca davacı kurumun piyasa işletim lisansı aldığını, ...'ın piyasa işletmecisi olduğunu, sadece piyasa işletimi yapan davacının piyasada aracı bir kuruluş, bir borsa olduğunu, 6446 sayılı elektrik piyasası kanunun amaç, kapsam ve tanımlar başlıklı 3.maddesi GG, ĞĞ, HH bentlerinde tedarik tedarikçi, tedarik şirketlerinin tanımlandığını, davacının ...'tan elektrik satın aldığı iddiasının elektrik piyasası mevzuatına, doktrin piyasa kurgusuna aykırı olduğunu, ...'ın davacıya elektrik tedarik ettiği, sattığı iddiasının her bakımdan gerçek dışı olduğunu, davacı kurumun piyasa işletmecisi olduğunu, elektrik enerjisi alım satımı yapmadığını, davacıya da elektrik satmadığını, davacının elektrik tüketim vergisinin mükellefi olduğunu kabul edip vergi sorumlusu olduğunu inkar ettiğini,
Davacının Karadeniz Ereğli Belediyesi'ne süresinde beyanname vermeyip, ETV vergi- sini ödememesi nedeniyle Belediye tarafından hatalı ve hukuka aykırı şekilde ...'ın muhatap alın- dığını ve davacının tedarikçi konumuna sorulmaya çalıştığını, davacının kendi kullanmak üzere hem elektrik ürettiğini, hem de elektrik satın aldığını, satın aldığı elektrik tüketim vergisi yönünden piyasa işletmecisi davalı ...'ın kesinlikle vergi sorumlusu olmadığını, davacının ödemesi gereken vergi, vergi ziyaı cezası ve davacının yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sebep olduğu vergi ziyaı cezasından ve buna ilişkin görülen dava dosyalarının yargılama giderlerinden davacının sorumlu olduğunu, elektrik piyasasında tedarikçi tanımının kimleri kapsadığını en net şekilde ifade edecek kurumunun EPDK olduğunu, EPDK'nın yorum yoluyla vergi sorumlusunu belirlemediğini, değiştir- mediğini, tamamen elektrik piyasası mevzuatı sınırları içerisinde kalarak tedarikçinin kim olduğuna ilişkin açıklama getirdiğini, kararda vergi hukuku ile en ufak bir kural koyma değiştirme bulunma- dığını, davalı ...'ın ETV yönünden vergi sorumlusu olmadığını, davacının bahsettiği mahkeme süreçlerinin henüz devam ettiğini, davalı şirketin elektrik tüketim ve hava gazı vergisinden sorumlu tutulamayacağı hususunda kesinleşmiş yargı kararının mevcut olduğunu, doktrinde de piyasa işlet- mecisi ...'ın ETV'den sorumlu olmadığına dair kaynakların bulunduğunu beyanla;
HMK 114/1-b ve 115/2 hükümleri uyarınca davanın usulden reddine,
Aksi takdirde huzurdaki dava konusu ile ilgili olan ve halen temyiz incelemesi devam eden Danıştay 9. Dairesi 2025/4234, 2025/4254, 2025/4257, 2025/4259, 2025/4240, 2025/4256, 2025/4266, 2025/4235, 2025/4239, 2025/4267, 2025/4243, 2025/4247, 2025/4242, 2025/4261, 2025/4245, 2025/4238, 2025/4241, 2025/4250, 2025/4251, 2025/4214, 2025/4249, 2025/4265, 2025/4236, 2025/4246, 2025/4231, 2025/4235, 2025/4264, 2025/4244, 2025/4253, 2025/4263, 2025/4269, 2025/4248, 2025/4274 Esas sayılı dosyaların bekletici mesele yapılmasına, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce: Davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden REDDİNE karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde:İşbu davanın sebebi, konusu ve dayanağının Elektrik Piyasası mevzuatından ne de EPDK'nın kararından kaynaklanmadığını, davalı ...'ın kaybettiği davalar gereği ödemekle yükümlü olduğu bir kısım borçları, müvekkili şirkete hukuka aykırı şekilde ve "ticari olarak" rücu etmesinden kaynaklandığını , talebin istirdata yönelik olduğunu, taraflar ara- sında tamamen özel hukuk hükümlerine tabi bir alacağın söz konusu olduğunu, davalının, müvekkile idari bir yaptırım uygulamadığını, ceza kesmediğini veya piyasa işletiminden kaynaklanan bir borç tahakkuk ettirmediğini, uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğunu beyanla karrın kaldırılmasını istemiştir.
İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan incele- yebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere, dava ( yargılama) şartları denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği yargı yolunun caiz olması dava şartıdır.
Aynı Kanun'un 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olma- dığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2016 tarih 2016/1992 E., 2016/3088 K nolu ilamında
"2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir.
Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetki- sine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev ala- nına girer.
Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklan- maktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır.
Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haber- leşme gibi.
Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin nite- liğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir."
Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen iş- lemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı merci- lerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur." denilmiştir.
Somut olaya gelince, davacı ve davalı taraf anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak ...'ın yaptığı dava konusu ETV vs ilişkin işlemi EPDK'nun kurul kararlarının icrası ve elektrik piyasası mevzuatındaki emredici kuralların uygulanması sonucunda özel hukuku aşan yetkiler ve kamu gücü kullanılarak yapılmış bir işlemdir. Hal böyle olunca uyuşmazlığın çözümü idari yargının görev alanına girmektedir. (Dairemizin 2023/2838 E- 2023/3203 K. Nolu 31.10.2023 tarihli ve 11. Hukuk Dairesi' nin 2024/ 5883E- 2025/3713 K. Nolu 31/10/2023 tarihli ilamı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/07/2026

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar