Ana içeriğe atla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi · Esas 2022/543 · Karar 2026/773

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 03.06.2026 Yayınlanma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 03.06.2026 Esas No: 2022/543 Karar No: 2026/773

Anahtar kelimeler: kışkırtıcı

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/543
KARAR NO:2026/773
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/11/2021
NUMARASI:2017/883 Esas, 2021/951 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :04/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili; Davalılardan ...'in müvekkili ile sözleşme imzalayan şirket olduğunu, diğer davalı ...'in ise ilgili sözleşmenin kendilerine devrolduğunu bildiren şirket olduğunu, sözleşmeye göre ...'in izdivaç formatındaki programın yapımcılığını üstleneceğini ve ...'in programın sunuculuğunu üstleneceğini, müvekkilinin yayın süresince görevini ifa ettiğini ve sunuculuk bedeline hak kazandığını, müvekkillerinin sözleşmede belirtilen tüm hak ve yükümlülükleri eksiksiz şekilde ifa ettiklerini, buna rağmen icra dosyasına konu edilen alacağın ödenmediğini, davalı ...'in müvekkili ...'a psikolojik şiddet ve mobbing uyguladığını, davalıların sözleşmeyi ihlal ettiklerini, müvekkilinin sözleşme gereği hak ettiği 791.672,62 TL'nin taraflarına ödenmediğini, karşılıklı ihtarnamelerin keşide edilmesinin akabinde ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi üzerine davalılar aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine itiraz ettiklerini, sözleşmenin ...'den ...'e usulsüz ve hukuki zemine oturmayan bir şekilde devredildiğini, ...'in sözleşmeyi devraldığını iddia edip, borcu ödememek amacı ile haksız itirazları sebebi ile itirazın iptalinin gerektiğini belirterek, bu nedenlerle icra takibine itirazların iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı ... vekili; Aktif ve pasif husumete ilişkin itiraz ettiklerini, müvekkilinin davada taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi sözleşmenin 4.15 maddesi kapsamında diğer davalı ...Ş.'ye devrettiğini, davacıların devir işlemine hem onay hem de rıza gösterdiklerini ve muvafakat ettiklerini, davacıların her gün yayın yaptığı bir programın yapımcısının kim olduğunu bilmeme gibi bir ihtimalin söz konusu olamayacağını, icra takibine dayanak faturalar incelendiğinde, davacı...'in faturaları aylardır müvekkiline değil diğer davalı ...'ya kestiğini, bu nedenle devri bilmemesinin imkan dahilinde olmadığını, müvekkilinin davacılara herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini ve davacılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili; Aktif husumet yokluğundan dolayı davacılardan ...'ın davasının usulden reddini talep ettiklerini, ilgili sözleşmenin müvekkiline devredildiğini, sözleşmenin devrinden sonra davacılardan ...'in ...'ın sunuculuk hak edişleri için müvekkiline faturalar kestiğini, müvekkilinin de sunuculuk bedeli olarak ...'e belirlenen meblağları ödediğini, davacıların devir sonrasında diğer davalıya fatura kesmediklerini, davacıların devre ilişkin bilgilerinin olmadığı beyanlarının gerçek dışı olduğunu, yayıncı kuruluş ... tarafından müvekkiline kesilen yansıtma faturaların nazara alındığında müvekkilinden mahsup edilen cezaların toplamda 1.119.918,73 TL olduğunu, davacılardan ...'in de ... cezalarından davacı ... kadar sorumlu olduğunu, davacıların taraflar arasındaki sözleşmedeki düzenlemelere dayalı olarak, faturada yer alan ücretlere hak kazanmadığını, davacı sunucunun sözleşmeyle kendisine yüklenen edimi gereği gibi yerine getirmediğini, beklenen azami özeni göstermediğini, gerekli önlemleri almadığını, programı koordine edemediğini belirterek, bu nedenlerle davanın reddini ve davacılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı hizmet ilişkisi bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalıların yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların davalılara tebliğ edildiği, davalı ... vekilince işbu davaya konu icra takibine dayanak faturaların davacılardan ...'in davalı ...'e kestiği faturalar olduğu, davalılar arasındaki devir sözleşmesinden de davalı ...'in diğer davalı ...'e devrolduğunun anlaşıldığı, bu nedenle pasif husumete ilişkin itiraz edildiği, davalı ...'in pasif husumetinin bulunmadığı, diğer davalı yönünden yapılan inceleme de ise davacı ve davalının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu, taraf ticari defterleri arasında fark olduğu, farkın nedeninin ... tarafından kesilen cezanın davacıya yansıtılan kısmının davacı... defterlerinde bulunmamasından kaynaklandığı, esasen taraflar arasındaki fatura içeriği sunuculuk hizmet bedeli hususunda da uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın temelini davacı ... tarafından yapılan izdivaç formatında ki televizyon programına ... tarafından kesilen faturaların dava değeri kadar olan kısmının davacıya yansıtılıp yansıtılamayacağı, davacı ...'ın sunuculuk hizmetinde kusurun bulunup bulunmadığı, kesilen cezalardan sorumlu olup olmadığı hususlarında olduğu, alanında uzman sektör bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre sunucunun kusurunun bulunmadığı, kesilen cezalara ilişkin tüm kayıtların incelenmesi ve cezaların içeriğinin değerlendirilmesinde cezaların program formatına ilişkin olduğu, sunucuya kusur izafe edilemeyeceği, sunucunun bu halde özen borcunu yerine getirdiği, bu halde sunucunun dava konusu hizmeti yerine getirdiği ve hizmet bedeline hak kazandığı, davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği, her ne kadar icra takibinde davacının işlemiş faiz talebi olsa da, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarname tebliğ evrakının sunulmadığı, o halde davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, takibe konu alacak likit nitelik taşıdığından davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabul edildiği, davacılar tarafından cari hesaba dayalı olarak açılan iş bu davada davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen reddine karar verilmiş ise de davacıların kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verildiği gerekçesiyle, davalı ...'nun İstanbul 21. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasındaki 791.672,62 TL asıl alacak ve işleyecek temerrüt faizi oranı olan avans faizi oranına itirazların iptaline, davalı ... açısından fazlaya ilişkin istemin reddine, 791.672,62 TL'nin % 20'si olan 158.334,52 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, davanın davalı ... açısından pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine, kötü niyet ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, dair oy çokluğu ile karar verilmiştir.Davalı ...Ş. vekili istinafında;
1-)Sunucunun canlı yayındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğine ilişkin savunmalarının dikkate alınmadığını, dava konusu programın canlı yayın olduğunu, sözleşmenin 4.7. maddesi uyarınca sunucunun mevzuata uygun davranma ve üçüncü kişilerin mevzuata aykırı davranışlarına müdahale etme yükümlülüğü bulunduğunu, yerel mahkemenin ise bu açık sözleşme hükümlerini göz ardı ettiğini, ayrıca ... Enstitüsü bünyesinde hazırlanmış akademik çalışmada belirtildiği üzere, canlı yayın programlarında sunucunun moderatör ve otorite konumunda olduğunu, tartışmaları yöneten ve müdahale eden kişinin sunucu olduğunu, bilirkişilerin ise sunucuyu yalnızca “mikrofon tutan kişi” gibi değerlendirdiğini, bunun sektör gerçeklerine ve ... kararlarına aykırı olduğunu,
2-)... ceza kararlarında cezaların sunucunun davranışları nedeniyle verildiğinin açık olduğunu, bilirkişi raporlarında ... kararlarında yer alan açık tespitlerin göz ardı edildiğini, oysa ... kararlarında sunucunun tartışmalara müdahale etmemesi, olayları provoke etmesi, kışkırtıcı tutumu ve programı yönetememesi nedeniyle cezaların verildiğinin açıkça yazıldığını, bu kapsamda 01.12.2016, 04.01.2017, 15.02.2017, 01.03.2017 ve 14.03.2017 tarihli ... kararlarında; sunucunun olaylara seyirci kaldığı, tartışmaları önlemediği ve zaman zaman provoke ettiği gerekçelerinin yer aldığını,
3-)Teknik bilirkişi raporlarında da sunucunun müdahalede bulunmadığının tespit edildiğini, 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda bazı yayınlarda sunucu uyarısının hiç bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, diğer yayınlarda ise yapılan uyarıların yeterli olup olmadığının değerlendirilmediğini, sözleşmenin 4.7. maddesine göre ihlale rağmen sorumlu tutulmamak için gerekli müdahalelerin yapıldığının sunucu tarafından ispat edilmesi gerektiğini, bilirkişilerin ise ispat yükünü tersine çevirdiğini,
4-)Yerel mahkemenin sözleşme hükümlerini uygulamamasının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, sözleşmenin 4.7. maddesinde sunucunun ... mevzuatı ve diğer düzenlemelere uygun davranmayı, programda hukuka aykırı fiillerin önüne geçmeyi ve gerekli müdahaleleri yapmayı açıkça taahhüt ettiğini, buna rağmen mahkemenin “sunucunun sorumluluğu bulunmadığı” sonucuna varmasının sözleşmeye ve somut olaya aykırı olduğunu,
5-)Dosyadaki bilirkişi raporlarının yetersiz ve hatalı olduğunu, kişisel kanaat içerdiğini, dosyaya sunulan emsal bilirkişi raporları ile emsal mahkeme kararlarının ise dikkate alınmadığını, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1011 E., 2021/570 K. sayılı dosyasına sunulan emsal rapor ve kararların, somut olay bakımından daha isabetli değerlendirmeler içerdiğini,
6-)30.10.2017 tarihli emsal bilirkişi raporunda; ... cezalarının sunucunun olaylara müdahale etmemesi, programı yönetememesi ve idaresindeki eksiklikler nedeniyle verildiğinin tespit edildiğini, canlı yayınlarda sunucunun programı yönlendirme ve kontrol altında tutma yükümlülüğünün bulunduğunun, sektörde ... cezalarının sunucuya yükletilmesinin yerleşik uygulama olduğunun ifade edildiğini, ayrıca davacının ... cezaları nedeniyle zarara uğradığının ve bu miktarların davalıya yansıtılmasının isabetli olduğunun da belirtildiğini,
7-)19.02.2020 tarihli emsal bilirkişi raporunda da ... cezalarının sunucunun yetersiz müdahalesi, olaylara seyirci kalması ve gerekli önlemleri almaması nedeniyle oluştuğunun, sunucunun yayın sırasında programı yönetme, gerektiğinde yayına ara verme veya müdahale etme yükümlülüğü bulunduğunun, sektörde ... cezalarının sunuculara yansıtılmasının olağan uygulama olduğunun ifade edildiğini, ayrıca sunucunun sözleşme ile mevzuata uygun davranmayı taahhüt ettiğinin ve ayıplı ifa nedeniyle sorumlu tutulabileceğinin değerlendirildiğini,
8-)Sunucunun üstlendiği işi ... mevzuatına uygun şekilde yerine getirmemesi nedeniyle ayıplı ifada bulunduğunu, bu nedenle davacı iş sahibinin ... cezaları nedeniyle uğradığı zararları TBK m.475 kapsamında talep edebileceğini, sunucunun deneyimli bir kişi olmasına rağmen ihlalleri önlemediğini, bu nedenle kusurlu hareket ettiğini,
9-)13.01.2021 tarihli emsal ek raporda; canlı yayın sırasında yaşanan olaylara müdahale edilmemesi nedeniyle ... tarafından verilen cezaların sunucu kusurundan kaynaklandığının, yapım şirketinin ödediği ceza bedellerini sektörel uygulamalar doğrultusunda sunucunun alacaklarından mahsup edebileceğinin belirtildiğini, raporda ayrıca davacının sunucunun garantörü konumunda olduğunun ve taraflar arasındaki ticari ilişki ile muhasebe kayıtlarının da mahsup işlemini doğruladığının ifade edildiğini,
10-)10.09.2021 tarihli emsal mahkeme kararında; ... cezalarının sunucunun etkin olmaması ve programı yönetememesinden kaynaklandığının kabul edildiğini, yapımcı tarafından ödenen ceza bedellerinin sunucunun alacaklarından mahsup edilmesinin sözleşmeye, sektörel uygulamaya ve ticari ilişkiye uygun bulunduğunu, bu nedenle somut olayda da aynı sonuca ulaşılması gerektiğini,
11-)Sonuç olarak; ... cezalarının doğrudan sunucunun kusurlu davranışlarından kaynaklandığını, sözleşme hükümleri ve sektörel uygulamalar gereğince bu cezaların davalı sunucuya yansıtılmasının hukuka uygun olduğunu, yerel mahkemenin bilirkişi raporlarına dayanarak verdiği ret kararının hatalı olduğunu, aynı konuya ilişkin emsal davada alınan bilirkişi raporları ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1011 E., 2021/570 K. sayılı kararında uyuşmazlığın sektörel, sözleşmesel ve hukuki yönleriyle ayrıntılı biçimde incelendiğini, buna karşın eldeki davada düzenlenen bilirkişi raporlarının sözleşme hükümlerini ve sektör uygulamalarını dikkate almadan hazırlandığını belirterek,kararın müvekkili şirket aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasını ve yeniden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Dava, eser sözleşmesi gereği faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan 23/06/2016 tarihli sözleşme hükümleri, ...kararları, bilirkişi kök ve ek raporları, tarafların ticari defter ve kayıtları, yayın içerikleri ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;davaya konu uyuşmazlığın temelini, davacı sunucu tarafından sunulan televizyon programı nedeniyle... tarafından yayıncı kuruluşa uygulanan idari para cezalarının davacılara yansıtılıp yansıtılamayacağı hususunun oluşturduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında program formatı, yapım süreci, canlı yayın akışı, sunucunun program üzerindeki yetki ve müdahale alanı ile ... kararlarının gerekçeleri ayrıntılı biçimde incelenerek, yaptırıma konu ihlallerin münhasıran sunucunun kişisel kusurundan değil programın genel formatı ve yapım organizasyonundan kaynaklandığı, sunucunun içerik ve format belirleme yetkisinin bulunmadığı, yayın sırasında gerçekleşen ihlallerin yapım ve yayın organizasyonu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı sunucunun sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri yerine getirdiği ve hizmet bedeline hak kazandığı yönünde teknik ve sektörel değerlendirmelerde bulunulduğu, yerel mahkemece de bu raporların dosya kapsamı ile uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülerek hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı ...Ş. vekilince, sözleşmenin 4.7 maddesi uyarınca sunucunun mevzuata aykırı davranışları önleme ve gerekli müdahaleleri yapma yükümlülüğü bulunduğu,...kararlarında sunucunun tartışmalara müdahale etmediği ve olayları provoke ettiğine ilişkin ifadelerin yer aldığı, emsal bilirkişi raporları ile emsal mahkeme kararlarında ... cezalarının sunucuya yükletilmesinin yerleşik sektör uygulaması olarak kabul edildiği ileri sürülmüş ise de; dosyada mevcut ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, programın akışı, formatı, kurgu yapısı ve içerik yönetiminin yapımcı ve yayın organizasyonu kapsamında bulunduğu, sunucunun canlı yayın sırasında yalnızca anlık müdahale imkanına sahip olduğu, ... yaptırımlarının esasen program formatı ve yayın içeriğinden kaynaklandığı, bu nedenle davacı sunucuya kusur izafe edilemeyeceği, ayrıca davalı ... tarafından düzenlenen ... ceza yansıtma faturalarının davacılar yönünden bağlayıcı ve haklı bir mahsup nedeni oluşturduğunun da ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalı tarafça dayanılan emsal rapor ve kararların somut olay bakımından bağlayıcı nitelikte bulunmadığı, her uyuşmazlığın kendi maddi vakıaları, sözleşme ilişkisi ve delil durumu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarının oluşa, dosya kapsamına ve mevcut delillere uygun olduğu, hükmün yeterli gerekçeyi içerdiği görülmekle, davalı ...Ş. vekilinin yerel mahkeme kararının kaldırılmasına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ..A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/11/2021 tarih ve 2017/883 Esas, 2021/951 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 54.079,16-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 13.520,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 40.559,16 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar