Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1174 Esas
KARAR NO : 2026/1266 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/1207 (Derdest Dava Dosyası)
ARA KARAR TARİHİ: 15/04/2026 (Karar yazım tarihi:16/04/2026)
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle;Eldeki dava bakımından taraflarınca ileri sürülen taleplerin niteliğinin birbirinden farklı olduğunu, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespit edilmesi ve önlenmesi, bu fiillerin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve kararın ilanına ilişkin taleplerinin TTK m.5/A kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığını, Buna karşılık, haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararların tazminine yönelik maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise aynı hüküm uyarınca arabuluculuk şartına tabi olduğunu, Dolayısıyla somut davada taleplerin bir kısmının arabuluculuğa tabi iken, bir kısmı olmadığını, bu durumun HMK m.110 anlamında objektif dava yığılması niteliği taşıdığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre, objektif dava yığılmalarında taleplerden biri arabuluculuğa tabi değilse, diğer talepler arabuluculuğa tabi olsa dahi, arabuluculuk şartı yerine getirilmeden dava açılabildiğini, Bu sebeple huzurdaki davanın, usul yönünden herhangi bir eksiklik taşımadığının açık olduğunu, Davacı müvekkili şirketin .. Ltd. Şti.; yat ve tekne tasarımı, geliştirme ve inşası alanında faaliyet göstermekte olup, başta “...” serileri olmak üzere birçok özgün tasarım ve proje ile ulusal ve uluslararası alanda tanınırlık kazanmış, saygın ticari itibara sahip bir tersane işletmesi olduğunu, müvekkilinin bu marka değeri, uzun yıllara yayılan mühendislik, tasarım ...’ı, taşeron ilişkileri ve yüksek standartlı üretim altyapısı ile oluşmuş olup; ticari sır niteliğindeki tasarım ve üretim modelleri sayesinde sektörde ülkemizi tüm dünyada farklı yat ve tekne tasarımcılığı konusunda başarıyla temsil ettiğini, Davalı ...'ın, uzun yıllar boyunca müvekkili şirket ve müvekkili şirketle aynı aileye ait olan ...şirketinde bordrolu olarak çalışmış, son olarak “Tersane Müdürü” pozisyonunda görev yapmıştır. Davalı, bu görevi kapsamında tüm üretim süreçlerine, özgün tasarım modüllerine, özel mühendislik çözümlerine (..” serisine özgü açılır balkon detayı gibi), çalışma modellerine, taşeron ve tedarikçilerine, müşteri çevresine ve ticari sır niteliği taşıyan tüm kritik bilgilere doğrudan ve tam yetkiyle erişim sağladığını, Davalının bu pozisyonu; özen, sadakat ve sır saklama borcunu içeren, mutlak güvene dayalı bir hukuki ilişkiyi zorunlu kıldığını, ancak davalı .....'ın, müvekkili nezdindeki hizmet akdi devam ederken, müvekkilinin hiçbir bilgisi ve izni olmaksızın “.” ticari unvanlı şahıs işletmesini kurduğunu ve bu işletme üzerinden müvekkilinin ticari varlığına ve emeğine yönelik sistematik bir saldırı başlattığını, Davalının, bu işletme üzerinden müvekkilinin projelerini kendi eseri gibi tanıtmak, rakip firmalara müvekkile ait ticari sırları aktarmak ve müvekkilinin “..” serisi gibi özgün tasarımlarını taklit eden projelere danışmanlık vermek suretiyle bir dizi haksız rekabet ve haksız fiil gerçekleştirdiğini, Davalı ..'ın 10.11.2022 tarihinden 01.10.2025 tarihine kadar müvekkili şirket nezdinde “Tersane Müdürü” pozisyonunda bordrolu olarak çalıştığını, Ancak Davalı ..ın, müvekkili nezdindeki hizmet akdi devam ederken, müvekkilinin hiçbir bilgisi ve izni olmaksızın “.. ..” ticari unvanlı şahıs işletmesini kurmuş ve bu işletme üzerinden müvekkilin ticari varlığına ve emeğine yönelik sistematik bir saldırı başlattığını, Davalının müvekkiline ait üretim süreçleri, teknik bilgi, tasarım detayları, müşteri ve taşeron ilişkileri gibi ticari sır niteliğindeki verileri kendi adına ve rakip projeler lehine kullanarak TTK m.55/1-c-2 kapsamında iş sırlarının hukuka aykırı şekilde değerlendirilmesi fiilini işlediğini, Öte yandan, müvekkilinin yıllar içinde hayata geçirdiği projeleri kendi eseri gibi gösteren beyanlarda bulunması, bu projeleri dijital platformlarda kendisine mal ederek yayımlaması, TTK m.55/1-a-2 anlamında aldatıcı ve yanıltıcı açıklama teşkil ettiği gibi, sektörde müvekkili ile davalı arasında iltibas yaratmakta olup TTK m.55/1-a-4 kapsamında karıştırılmaya yol açan davranış niteliğinde olduğunu, tüm bu fiillerin, ticari hayatta dürüstlük kuralını düzenleyen TTK m.54’ün doğrudan ihlali olup, davalının müvekkilinin emeğini, itibarını ve ticari değerlerini birden fazla eylem ile kendi lehine yönlendirdiği açık bir haksız rekabet bütününü oluşturduğunu, Ancak bu yükümlülüğü davalı daha iş akdi devam ederken ihlal etmeye başladığın, Nitekim bir dizi ihlallerinin başlangıcını öncelikle; gerçekte tamamen müvekkili ... Tersanesi tarafından tasarlanıp inşa edilmiş olan projeleri, kendi firması tarafından gerçekleştirilmiş gibi göstermekle başladığın, Sitede, müvekkilinin kuruluşundan (2005) bu yana hayata geçirdiği bütün projelerin “...” hizmetiyle yapıldığına dair gerçeğe aykırı, aldatıcı ve mesnetsiz beyanlara yer vermiş ve vermeye devam ettiğini, davalının sadakat borcuna aykırı eylemleri, ttk kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, Davalının TTK m.54 vd. Maddeleri kapsamında ihlali gerçekeştirdiği eylemleri, birden fazla haksız rekabet halini oluşturduğunu, Davalının haksız rekabet kastını ve müvekkilin ticari itibarını ele geçirme yönündeki sistematik girişimini en çıplak haliyle ortaya koyan eylem, internet sitesinde “..” serisi yatlara ilişkin kullandığı tamamen asılsız, bilinçli olarak gerçeğe aykırı şu beyandır: “. ... ... ...”(. projeleri için ... ...’a proje yönetimi sağladık ve tüm bu projeler bizim yönetimimiz altında devam etmektedir.”) Bu beyanın, yalnızca gerçeğe aykırı değil; aleniyet kazanmış, sistematik ve planlı bir şekilde müvekkilin ticari itibarına el atan, yaratılan iltibası derinleştiren ağır bir haksız rekabet fiili olduğunu, davalının, müvekkile ait projeleri kendisine mal ederek iltibasa yol açtığı ve müvekkilinin ticari itibarına sonuçları ciddi rakamlara denk gelecek biçimde saldırılarda bulunduğunu, Hal böyle iken davalının eylemlerinin haksız eylemlerinin korunması hukuktan ve hakkaniyete ters düşeceğinin açık olduğunu, Davalı .... ve kurucusu olduğu “...mli işletmenin, yalnızca müvekkilinin özgün projelerini kendi faaliyeti gibi göstermekle yetinmeyerek, dijital mecralarda da dürüstlük kuralına aykırı eylemlerini sürdürdüğünü, Davalı,... gibi arama motorlarının ticari bilgi kartlarında, firma adresi olarak müvekkilinin faaliyet gösterdiği bölgeye benzer veya aynı konumları göstererek potansiyel müşterileri yanıltmakta ve müvekkile ait ticari itibar ve bilinirliği haksız biçimde kendi lehine kullandığını, bu durumun TTK m. 55/1-a-4’te düzenlenen “karıştırılmaya yol açan önlemler almak” fiilini oluşturduğunu, Bu yöntemle, potansiyel müşteri kitlesi, dijital aramalarda davalı firmayı müvekkilinin ticari işletmesi sanmakta; dolayısıyla müvekkiline ait ticari itibar ve bilinirlik, haksız biçimde davalı lehine kullanıldığını, Arama sonuçları ve harita kartları üzerinde gerçekleştirilen bu manipülatif yönlendirmeler, sektörde iltibas yaratmaya açık nitelikte olup, Türk Ticaret Kanunu’nun 55/1-a-2 ve 55/1-a-4 maddelerinde düzenlenen haksız rekabet halleri kapsamına doğrudan girdiğini, Özellikle “başkasının iş ürünleri ve faaliyetleriyle karıştırılmaya yol açan davranışlar” ile “gerçek dışı ve yanıltıcı açıklamalarda bulunmak” suretiyle gerçekleştirilen bu dijital eylemler, müvekkilin ticari itibarı, müşteri çevresi ve pazar payı üzerinde ciddi zararlara yol açtığını, Davalının dijital alanda sergilediği bu yanıltıcı beyan ve bilgi manipülasyonları, haksız rekabetin sistematik olarak sürdürüldüğünü göstermesi bakımından önem taşımakta olup, hem rekabet adaletini hem de ticari güveni ortadan kaldıran ağır ihlallerden olduğu izahtan vareste olduğunu, davalının bununla da yetinmeyerek, müvekkil şirketin o dönemki Teknik Müdürü olan ..’u, kendi şirketlerinin web sitesinde “Teknik Müdür” olarak gösterdiğini ayrıca ... çalışanlarını, müvekkilinin tershane çalışanlarını ve tasarım ortağı ... personelini ve taşeronları gibi kimseleri kendi menfaatine yönlendirmeye teşebbüs ettiğini, Bu eylem, hem kamuoyunu yanıltmaya hem de müvekkilinin kurumsal yapısını ve insan kaynağını kendi işletmelerinin bir parçası gibi sunarak haksız bir itibar devşirmeye yönelttiğini, davalının, sadakat borcunu en ağır şekilde ihlal ederek müvekkiline ait ticari sırları ve “...”ı rakipler lehine kullanması haksız rekabet oluşturduğunu, iş sözleşmesinin devam ettiği sırada sözleşmeye gerek olmadan kanunen işçinin rekabet etmeme borcu söz konusu olduğunu, davalının, işçinin sadakat borcunu ihlal ederek işverenin ticari varlığını içeriden hedef alan en ağır haksız rekabet biçimini oluşturduğunu, davalının eylemlerinin niteliği gereği, olayın tespiti ve hakikatin ortaya konulması açısından bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu olduğunu, davalının haksız eylemleri yüzünden müvekkilinin uğradığı zararların karşılanması zaruri olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, Davalının eylemlerinin TTK m. 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, Davalının haksız rekabet teşkil eden tüm fiillerinin men’ine (önlenmesine), Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına; bu kapsamda davalı tarafından yürütülen haksız rekabet fiillerine konu edilen ve gerçekte tamamen müvekkili tarafından tasarlanıp inşa edilmiş olan ....projeleri ile müvekkilinin özgün tasarımları olan ... serisi teknelere ilişkin olarak tufanandbrothers.com internet sitesi, sosyal medya hesapları, tanıtım broşürleri, kataloglar, dijital pazarlama içerikleri ve tüm diğer çevrimiçi–çevrimdışı tanıtım mecralarında yer alan, ‘'... tarafından yapılmış'’, ‘‘... tarafından yönetilmiş’', ‘'tarafımızca proje yönetimi sağlanmıştır’', ‘'firmamızın eseridir'' şeklindeki gerçek dışı, yanıltıcı, müvekkilin projelerini sahiplenen tüm beyan ve görsellerin derhal kaldırılmasına, halen erişilebilir durumda olanların ise müvekkili şirket adına düzeltilmesine veya tamamen yayından çıkarılmasına karar verilmesine, TTK m.56 uyarınca, davalının haksız rekabet yoluyla elde ettiği tüm menfaatlerin özellikle ... ve diğer üçüncü kişilerle yürüttüğü gizli ticari faaliyetlerden kaynaklanan Para giriş–çıkışları, sözleşme bedelleri, fatura karşılıkları ve her türlü ticari kazancı kapsayacak şekilde— bilirkişi marifetiyle ayrıntılı olarak tespit edilmesine, bu kapsamda belirlenecek hukuka aykırı şekilde elde edilmiş bütün menfaat tutarının tespiti ile şimdilik 1.300.000 TL maddi tazminat ve 1.000.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 2.300.000 TL’nin, haksız rekabet fiillerinin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,tensip zaptıyla birlikte derhal bilirkişi incelemesi yapılarak; davalının müvekkile ait projeleri kendi eseri gibi gösteren ve iltibas yaratan internet sitesi ile dijital platformlardaki yanıltıcı içerikleri kullanmasının, müvekkile ait ticari sır ve teknik bilgileri rakip projelerde değerlendirmesinin ve bu suretle haksız rekabet teşkil eden tüm ticari faaliyetlerinin İhtiyaten derhal durdurulmasına; bu kapsamda tüm yanıltıcı içeriklerin yayından kaldırılmasına ve müvekkilinin ticari bilgi, belge ve materyallerinin kullanılmasının önlenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 27/02/2026 tarih ve 2025/1207 sayılı ara kararında;
"... Mahkememizce bilişim uzmanı ve gemi inşaatı mühendisi bilirkişiden rapor alınmış, düzenlenen 25/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda ;''... Davalının, davacıya ait proje portföyünün tamamını kendisine ait olduğu ihtilâfsız “www...com” internet sitesinde çok sayıda görsel ve temel teknik bilgileri de gösterilerek kullandığı, dava dilekçesi ekinde sunulan 06.10.2025 tarihli noter tespit tutanaklarında yer alan ....'" projelerinin tespit sonrasında internet sitesinde kaldırıldığı, Davalının internet sitesinde projelerin tamamının proje yönetiminin kendisince yapıldığının, davacıya aidiyeti ile tanınan..." serisi teknelerde ayrıca tüm yapısal hesaplamaları ile atölye çizimlerinin, tam bir mühendislik planları seti ile birlikte davalı tarafından yapıldığı yönünde bilgiler verildiği, bir yat üretim şirketi olan davacının, üretimin esaslı unsuru olan proje yönetimi ve mühendislik hizmetlerini de kendisinin müşterilerine sağlamasının bekleneceği, ayrıca davalı beyan ve delilleri arasında bu hizmetlerin davacıya bir alt yüklenici sözleşmesi altında sunulduğuna dair bir unsur bulunmadığı, aksine davalının davacı taraf nezdinde istihdam edildiği dönemde yürüttüğü çalışmaları “...." isimli ayrı ve bağımsız bir kurumsal yapı altında verilmiş hizmetler gibi yansıttığı ve bunu yaparken davacıya ait projelere ait görselleri ve bir kısım bilgileri kullandığı, hususları tespit edilmiştir. Buna ilâveten, davacı beyanlarında, davacı işletmesine ait adres ve personel bilgileri gibi unsurların davalı tarafça hukuka aykırı şekilde kullanıldığı yönünde iddia ve deliller bulunmakta ise de heyetlerine tevdi edilen görevin kapsamı itibarıyla bu hususların inceleme dışı tutulduğu...'' belirtilmiş olmakla bu durumun davacı firma yönünden telafisi güç zararlara yol açabileceği yönünde yaklaşık ispat düzeyinde delil bulunduğu anlaşıldığından davacının ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada takdiren 250.000,00 TL teminat mukabilinde kabulüne dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle;
"1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,
\-Davalının kendisine ait “www ...com” internet sitesi ile dijital platformlardaki davacı şirkete ait projeleri kendi eseri gibi gösteren ve iltibas yaratanyanıltıcı içerikleri kullanmasının, davacıya ait ticari sır ve teknik bilgileri davacıya ait olmayan projelerde değerlendirmesinin İHTİYATEN DERHAL DURDURULMASINA;
Bu kapsamda 25.02.2026 tarili bilirkişi raporunda tespit edilen tüm yanıltıcı içeriklerin yayından kaldırılmasına ve davacıya ait icari bilgi, belge ve materyallerinin kullanılmasının tedbiren dava sonuna kadar önlenmesi yönünde teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
2-Takdiren 250.000,00 TL nakdi veya kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde ihtiyati tedbir kararının İNFAZINA,..." karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından itiraz yasa yoluna başvuruda bulunulmuştur.
İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili Mahkememizin 15/04/2026 tarihli mürafaa duruşmasında; Mahkemece itiraza uğrayan bilirkişi raporu dikkate alınarak tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, tedbir kararının açık olmadığını, davacı tarafından daha önce aynı gerekçe başka bir Mahkemeden talep edilen tedbir talebinin reddine karar verildiğinden ve değişen delil durumu olmadan yeniden tedbir talebinde bulunulması ve tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir kararı verilmesinin davalı açısından hakkaniyet aykırı olduğunu, davacının iki yıldır faaliyetinin bulunmadığını, bu sebeple telafisi güç ve imkansız zarar iddiasının dinlenemeyeceği, teminat miktarının yetersiz olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı oluşturulduğunu, hüküm kurmaya ve denetime elverişsiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 15/04/2026 tarih ve 2025/1207 sayılı ara kararında;
"....Dosya kapsamına göre, daha önce mahkememizce verilen 27.02.2026 tarihli tedbir kararının uygulanması aşamasında tedbirin sınırları konusunda belirsizlik oluşması ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle tedbirin sınırları ve içeriğinin net olarak belirlenmesi gerektiği, uyuşmazlığın içeriği değerlendirildiğinde, tedbir kararının tarafların üzerinde birlikte çalışıldığı ve davacıya ait oldukları konusunda uyuşmazlık bulunmayan “....erisi projeleriyle sınırlı olarak somutlaştırılmasına, ayrıca davalının, tedbir için öngörülen teminatın düşük olduğuna dair itirazında, dava ve tedbirin konusu ile ve tarafların nitelik ve ekonomik durumları yeniden değerlendirildiğinde haklı olduğuna kanaat getirilerek 250.000 TL teminatın takdiren 750.000,00 TL'ye yükseltilmesinin yerinde olacağı, bunun dışında tedbirin tamamen kaldırılmasına yönelik itiraz incelendiğinde ise, ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiren şartlarda bir değişiklik bulunmadığı, davalı tarafça sunulan delillerin tedbirin kaldırılmasını gerektirecek yeterlilikte olmadığı kanaatine ulaşılmakla itirazın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir..."gerekçesi ile,
''1-İhtiyati tedbir kararına itirazın teminat miktarının artırılması ve somutlaştırılması yönünden kısmen kabulü ile ;
\-Davalının kendisine ait “www....com” internet sitesi ile dijital platformlardaki davacı şirkete ait “.." ve “...' ve ''...'' serisi projeleri kendi eseri gibi gösteren ve iltibas yaratacan yanıltıcı içerikleri kullanmasının, davacıya ait ticari sır ve teknik bilgileri davacıya ait olmayan projelerde değerlendirmesinin İHTİYATEN DERHAL DURDURULMASINA;
2-Takdiren teminat miktarının 750.000,00 TL'ye artırılmasına, bu aşamada 500.000,00-TL nakdi veya kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde ihtiyati tedbir kararının İNFAZINA,.'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece itiraza uğrayan bilirkişi raporu dikkate alınarak tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, tedbir kararının açık olmadığını, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, davacı tarafından daha önce aynı gerekçe başka bir Mahkemeden talep edilen tedbir talebinin reddine karar verildiğinden ve değişen delil durumu olmadan yeniden tedbir talebinde bulunulması ve tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir kararı verilmesinin davalı açısından hakkaniyet aykırı olduğunu, telafisi güç ve imkansız zarar iddiasının somutlaştırılmadığını, davacının iki yıldır faaliyetinin bulunmadığını, bu sebeple telafisi güç ve imkansız zarar iddiasının dinlenemeyeceği, teminat miktarının yetersiz olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı oluşturulduğunu, hüküm kurmaya ve denetime elverişsiz olduğunu, uyuşmazlığı esastan halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; haksız rekabetin tespitine, men'ine, neticelerinin ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesi talepli davada davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece 27/02/2026 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 15/04/2026 tarihli ara kararı ile itirazın kısmen kabul edilerek tedbirin somutlaştırılmasına ve teminat miktarının arttırılmasına karar verildiği ve bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
TTK'nın 61/1 maddesine göre, dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.
HMK'nın 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3.maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
HMK'nın 394/2 maddesine göre ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalının, davacı şirket nezdindeki çalışması sırasında edindiği ticari sırları, iş modellerini ve mühendislik bilgilerini kullanarak haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek tedbiren haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin önlenmesini talep etmiştir. Davacı iddiaları dava dilekçesi ekinde sunulan SGK kayıtları, davalının internet sitesi ve sosyal medya hesap görüntüleri, davalıya ait internet sitesi noter e-tespit tutanakları, davacıya ait projelere ilişkin materyaller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği ve Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece bilirkişi raporu ile inceleme yaptırıldıktan sonra karar verildiği gözetildiğinde daha önce tedbir talebini reddeden Mahkemece dikkate alınan delil durumu gözetilerek verilen karardan farklı karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olmadığı, Mahkemece arttırılan teminat miktarının yeterli olduğu, itiraz üzerine tedbir kararının somutlaştırıldığı, TTK'nın 61/1 maddesinin Mahkemece verilen tedbir kararlarını hüküm altına almaya cevaz verdiği, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerini devam ettirmesi halinde telafisi güç ve imkansız zararların doğacağının açık olduğu, bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazların tedbir kararına itiraz sebebi olarak incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin itirazının reddine karar verilmesi yerinde olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; ilk decere mahkemesi ara karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.