Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/152 Esas
KARAR NO : 2026/1176 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/576 Esas - 2023/754 Karar
TARİH: 26/09/2023
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının uyguna alıp karla satabileceği araçlar ararken davalı şirkete ait....com sitesinde ... plakalı ... marka 2011 model aracı gördüğünü ve ilgililerle iletişime geçerek aracı satın aldığını, araç satın alınırken plakanın... olarak değiştirildiğini, davacının aracı satın almadan önce davalı şirketle anlaşmalı olan ve bu siteden satılan araçların kontrolünün yapıldığı ...Ltd. Şti. Firmasına ait ekspertiz muayenesi sonucu rapor aldığını, söz konusu rapora göre araçta 1 parça değişen ve 4 parça boya bulunduğunu, aradan bir süre geçtikten sonra araçta bazı sıkıntılar meydana geldiğini, aralıklarla obs lambası, airbag uyarı lambası, motor arıza uyarı lambası yandığını ve bunlara ilişkin onarımların davacı tarafından yapıldığını, davalı iletişime geçildiğinde bu eksikliklerin davalı tarafından da tasdik edildiğini, davacının bu sırada araçta meydana gelen arızalar sebebiyle aracı satamadığını ve bundan dolayı zarara uğradığını, sürekli meydana gelen arızalalardan dolayı davacının iyice şüphelenerek, davalı ile iletişime geçtiğini, davalının kendisini, davalı ile anlaşmalı oldukları, davalı bünyesinde faliyet gösteren ekspertiz şirketi ... Ltd. Şti.ne yönlendirdirdiğini, bu rapordan sonra davacıya ayıplı mal satıldığının anlaşıldığını, zira söz konusu raporda araçta 10 parça değişen ve 2 parça boyalı işlem olduğunun ve aracın ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, ayıbın davalı şirket çalışanları tarafından da kabul edildiğini, aracın iade alınması gerektiğinin belirtildiğini, bu durumun davacı ile davalı şirket çalışanı ... adındaki şahıs arasında geçen mesajlardan açıkça anlaşıldığını, dava konusu aracın sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere 05/10/2021 tarihinde 82.400,00-TL karşılığında satın alındığını, aracın satın alındığı dönem kur krizi ve pandemi sebebiyle meydana gelen çip krizi sebebiyle araç fiyatlarında keskin ve sürekli olan artışlar meydana geldiğini, davacının da, bu alanda ticaret yapması ve aracın ayıplı olması sebebiyle kardan mahrum kaldığı gibi ciddi zarar ettiğini, neredeyse bir aracın alındığı günün ertesi günü aynı aracın aynı fiyattan satılamadığı dönemler yaşandığını, bu sebeple davalı şirketin sunmuş olduğu tekliflerin hiç birinin davacı zararını karşılayacak tekilfler olmadığı gibi, davacıyı açıkça zarara sokacak teklifler olduğunu, davacının davalı şirketle iletişime geçtiği dönem davalı şirketin, istenilmesi durumunda aracın satılabileceğini ve sistemden yapılan tespitle aracın değerinin 148.000,00-TL olduğunu belirttiğini, davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, zararın bilirkişi marifetiyle tespit edileceğini, davayı şimdilik 5.000,00TL değerinde belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek, şimdilik 5.000,00TL nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, davacının zararın tazminine yönelik talebi 32.200,00-TL ıslah ederek 37.200,00TL ye çıkardıklarını beyan ederek, bu doğrultuda davanın kabulüyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ait....com platformu üzerinden araç ihalesine katılarak ... plakalı araca teklif verdiğini ve aracı satın aldığını, aracı satın aldıktan sonra aracın ihalede belirtildiğinin aksine sair sorunlarının olduğu iddiası ile işbu davayı ikame ettiğini, davalının 2013 yılında online ikinci el otomobil açık artırma platformu olan....com'u hayata geçirdiğini, bu platform vasıtasıyla açık artırma usulü ile ikinci el araç piyasalarında güvenilir, şeffaf ve adil bir satış ortamı yarattığını, ....com’da açık artırmaya çıkan otomobillerin, davacı tarafından geliştirilen değerleme sistemi ve değerleme uzmanları vasıtasıyla satışa sunulduğunu, ihale süresi son erdiğinde en yüksek teklifi vermiş olan kullanıcının otomobili almaya hak kazandığını, akabinde noter huzurunda satış sözleşmesi ile satışın gerçekleştiriltiğini, davacının da izah edilen usule uygun olarak üyelik sözleşmesini imzaladığını ve ihaleye katılarak dava konusu araca en yüksek teklifi vererek aracı satın aldığını, davacının iddialarının aksine, ....com'da satışa sunulan tüm araçların ekspertiz raporlarının ...Ltd. Şti. Tarafından alanında uzman kişiler vasıtasıyla müşterilerin incelemesine açık hale getirildiğini, ekspertiz raporunda dava konusu aracın marka model bilgilerine yer verildikten sonra donanım, lastikler, yanal kayma ölçüm değerleri, süspansiyon ölçüm değerleri, fren ölçüm değerlerine yer verilerek sonrasında kaporta aksamı ve araç fotoğraflarına yer verilerek kozmetik parçaların incelemesi yapıldığını, aracın mevcut fiili haliyle ekspertiz incelemesi yapılmış olup, davacıya iddia edildiği gibi yanlış verilen bir bilgi bulunmadığını, davacının gerçekleştiğini iddia ve talep ettiği zarar kalemleri ile ilgili davalıya herhangi bir kusur atfedileyeceğini ve davacı şirketin kusursuz sorumluluğuna gidilemeyeceğini, tarafların tacir olduğu göz önüne alındığında TTK'da yer alan ihbar ve bildirim usullerine uygun davranılmadığını, dava konusu aracın bir başka müşteriden alındığını aynı gün davacıya devrinin sağlandığını, davacının davalıyı dolandırıcılıkla suçlamasının iftira suçunu meydana getirmesinin yanında, gerçeğe aykırı beyanların ticari itibarı zedelediğini, buna ilişkin dava haklarının saklı olduğunu ileri sürerek davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 26/09/2023 tarih ve 2022/576 Esas - 2023/754 Karar sayılı kararında; dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek alınan kök raporda; daha önceki ekspertiz raporunda tespit edilen değişmiş ve boyanmış parçalar dışında sol arka direk çıkma parça ile değişmiş olduğu, orta direğin değişmiş olduğu, sol üst direk ve arka üst direğin değişmiş olduğu, havuz sacının çıkma parça ile değiştirilmiş olduğu, sol arka şasenin değiştirilmiş olduğu, sol taban sacının kaynak ile değiştirilmiş olduğu, sol marşbiyelin değiştirilmiş olduğunu, aracın satış tarihindeki markası, modeli, kilometresi, hasarlı parçaları ve onarım şekliyle değerinin 75.000,00 Tl olacağı, satış bedelinden mahsubu ile 7.200,00 TL zararın bildirildiği, bilirkişi ek raporunda; 18.01.2022 tarihli eksper raporda tespit edilen değişen parçaların değişmiş olması durumunun satış anında uzman olmayan alıcı tarafından gözden geçirmeyle tespit edilmesinin mümkün olmadığı, satıcının bu hususları açık ve net şekilde bildirmesi gerektiği, davacının aracının sattığı 29/03/2022 tarihinde zararının 30.000,00 TL olduğunun bildirildiği, davalı vekilinin itirazı üzerine Yargıtay İçtihatlarına göre nispi metod hesaplama yöntemi üzerinden hesaplama yapmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, ek raporda bu metoda göre yapılan hesaplamada zararın 7.416,00 TL olduğunun tespit edildiği, somut olayda; araçtaki ayıbın gizli ayıp, yani kullanımla ortaya çıkan ve basit bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek nitelikte bir ayıp söz konusu olduğu, davalının ağır kusurlu olduğu, davacının zararının Yargıtay İçtihatlarına göre nispi metod yöntemine göre 7.416,00 TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile, 7.416,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafında hatalı olarak tanzim edilen raporun hükme alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin tespit edilen hesaplamalarda hükme esas almış olduğu bedelin hatalı olduğunu; davada, davacı tarafından aracın 3. kişiye satışı sebebiyle uğranan zararın tazmini talep edilmiş olup dosyada mübrez rapor ile tespit edilen 30.000-TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosyada bulunan 10.01.2023 tarihli kök raporda zararın hatalı tespit edildiğini, itirazlar sonucunda alınan 15.03.2023 tarihli ek raporda "Davacının aracını sattığını beyan ettiği 29.03.2022 tarihinde tespit edilen hasarlı ve onarılmış parçalar nedeni ile değerinin 180.000.-TL olacağı, oysa bu hasarların olmaması halinde aracın piyasa rayiç değerinin 210.000.-TL olduğu, (belirtilen tarih itibarı ile davacının zararının 30.000.-TL olduğu) Kanaat saygıyla arz olunur. " şeklinde tespitte bulunulduğunu, hükme esas alınması gereken tutarın 15.03.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda yazılı 30.000 TL olduğunu; davada, araçta oluşan değer kaybı veya ayıptan dolayı bedelde indirim talep edilmediğini; davanın, davacıya satılan araçta bulunan gizli ayıpların, aracın dava dışı 3. kişiye satışı esnasında öğrenilmesi nedeni ile ile oluşan zararın tespiti davalıdan tazminine ilişkin olduğunu, zararın değer kaybı yöntemi ile değil reeldeki zararın tespiti üzerinden olması gerektiğini; gerekçeli kararda yazılı olan 7.416-TL bedelin davacının aracı satın almış olduğu dönemdeki piyasa değeri üzerinden oluşan ayıp oranında bedelden indirim olduğunu;
İleri sürerek, izah edilen nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacının davalıdan satın aldığı ve ayıplı olduğunu ileri sürdüğü ikinci el aracın yüksek kar ile satılamaması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın TBK'nun 227/2 fıkrası uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya içeriği belgelerden, davacı tarafından, davalının sahibi olduğu internet sitesine üye olunarak ihaleye açılan dava konusu 2011 model ... marka 114.593 km'de bulunan ... kamyonet tipi araca en yüksek teklifin verildiği ve ihale üzerinde kalan davacı ile davalı arasındaki 05/10/2021 tarihli noterde düzenleme şeklinde devir sözleşmesi ile aracın davacıya 82.400,00-TL bedel karşılığında satıldığı anlaşılmıştır. Aracın satışı öncesinde davalının anlaşmalı olduğu şirketten alınan 24/09/2021 tarihli ekspertiz raporuna göre; aracın sol ön kapı, sol arka kapı, sol arka çamurluk ve arka bagaj kapağının boyanmış, sol ön çamurluğun değişmiş olduğu, sağ ve sol arka süspansiyonların kabul edilebilir değer farkı olduğu, fren ölçüm değerlerinin sapma yüzdelikleri ölçülerek olması gereken sapma değer altında oldukları, lastiklerin diş derinliklerinin 3 mm ve 4 mm olduğu, ön tampon ve sağ ön kapı bandında, sol ön kapı bandında bagaj bölüm döşemesinde, sağ arka kapıda ve sağ arka çamurlukta çizikler olduğu, sağ ve sol marşbiyelde, sol çamurlukta bagaj kapağında tavan sağ kenarında tavanda, motor kaptunda, sağ arka kapıda ve sağ arka çamurlukta ezikler olduğu, ön sol aks milinde, direksiyon kutusunda yağ kaçakları olduğu belirtilmiş, davacı tarafından araç ekspertiz raporundaki verilere vakıf olunarak satın alınmıştır. Davacı tarafından ve yine davacı beyanına göre davalının yönlendirmesi ile bir başka ekspertiz firmasından alınan 18/01/2022 tarihli raporda; aracın sol arka direğinin çıkma parça ile değişmiş olduğunun, orta direğin değişmiş olduğunun, sol üst direk ve arka üst direğin değişmiş olduğunun, havuz sacının çıkma parça ile değiştirilmiş olduğunun, sol arka şasenin değiştirilmiş olduğunun, sol taban sacının kaynak ile değiştirilmiş olduğunun, sol marşbiyelin değiştirilmiş olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davacı tarafından davalıya gönderilen 02/02/2022 tarihli ihtarname ile; satış öncesi yapılan eksper raporunun tarafına ibraz edildiğinin ve araçta 4 parça boyalı ve 1 parça değişen olduğunun beyan edildiğinin, ancak 18/01/2022 tarihinde alınan raporda 2 parçanın boyalı,10 parçanın da değişmiş olduğunun tespit edildiğinin, aracın satış tarihinde mevcut olan ancak gizlenen ayıplarından dolayı maddi zararının bulunduğunun, ayıp nedeniyle oluşan zararın 3 gün içerisinde karşılanmasının talep edildiği, ihtarnamenin davalıya 03/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, bu sırada davacının 20/03/2022 tarihli noterde düzenleme şeklinde satış sözleşmesi ile dava konusu aracı dava dışı üçüncü kişiye 111.000,00-TL bedelle sattığı, eldeki davanın ise bu satıştan sonra 10/08/2022 tarihine açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesinde, aracın dava tarihinden önce üçüncü kişiye satılmış olduğunun belirtilmediği, aracın satın alındıktan sonra sürekli arıza vermesi nedeniyle uzun süre satılamadığının, arızaların davacı tarafından giderildiğinin, bu süre içerisinde aracın yüksek fiyatla satılması fırsatlarının kaçırıldığının, arızaların devam etmesi üzerine alınan 18/01/2022 tarihli raporda ise araçta ekspertiz raporunda belirtilmeyen değişen ve boyalı parçalar olduğunun anlaşıldığının, bu gizlenen ayıplar nedeniyle de aracın satılamadığının belirtildiği görülmektedir. Ne varki dosyaya araçta,18/01/2022 tarihli rapor alınana dek obs lambası, airbag uyarı lambası, motor arıza uyarı lambası yanması sonucu tespit edilen arızalar bulunduğuna, bu arızaların davacı tarafından giderildiğine, bu süreçte aracın sürekli arıza vermesi nedeniyle satılamadığına dair servis kaydı vb hiçbir somut delil sunulmadığı gibi, bu arızaların 18/01/2022 tarihli raporda yer alan değişen ve boyalı parçalar nedeniyle ortaya çıktığına dair bir delil de sunulmamıştır. Yine aracın bu arızalar nedeniyle yüksek fiyatla satılması fırsatlarının kaçırıldığına dair iddia da ispatlanabilmiş değildir. Davacının aracı dava tarihinden önce satmış olduğu da nazara alındığında, davacının TBK'nun 227/2 fıkrasına göre talep edebileceği zarar, ilk ekspertiz raporunda bulunmayıp ikinci ekspertiz raporunda bulunan ayıplar nedeniyle aracın üçüncü kişiye satışından elde ettiği karın düşük olması nedeniyle uğradığını ispat edeceği gerçek zarardır.
Mahkemece aldırılan ilk bilirkişi heyet raporunda dava konusu aracın 18/01/2022 tarihli raporda belirtilen değişen ve boyalı parçalar nazara alındığında 05/10/2021 tarihi itibariyle satış değerinin 75.000,00-TL olabileceği, davacının zararının 82.400,00-TL ödemeden gerçek değerin mahsubu sonucu 7.200,00-TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişiler tarafından hesap hatası yapıldığı dairemizce tespit edilmiş olup, gerçek bedel ile satış bedeli arasındaki fark 7.400,00-TL'dir. Davacının istinaf dilekçesinde belirttiği bilirkişi heyeti birinci ek raporunda ise kök rapordaki görüş muhafaza edilmiş, ayrıca davacının aracını üçüncü kişiye sattığı 29/03/2022 tarihinde, aracın mevcut haliyle rayiç değerinin 180.000,00-TL olduğu, araçta ayıp bulunmasa idi rayiç değerinin 210.000,00-TL olacağı, bu durumda davacı zararının 30.000,00-TL olabileceği belirtilmiş ise de, bu tespit hükme esas alınmaya elverişli değildir. Zira davacı aracı tamamen hasarsız değil, 24/09/2021 tarihli ekpertiz raporunda belirtilen eksiklikleri ile satın almıştır. Dolayısıyla aracın ekpertiz raporlarında belirtilen kusurlarının mevcut olmaması halindeki piyasa rayiç değeri zarar hesabında dikkate alınamaz. Bilirkişi heyeti tarafından aracın hem ilk hem de ikinci ekspertiz raporundaki kusurları ile birlikte 29/03/2022 satış tarihi itibariyle 180.000,00-TL rayiç değeri olduğu belirtildiğine göre, aracı bu değerden değil 111.000,00-TL üzerinden üçüncü kişiye satan davacının kendi eylemi ile neden olduğu kar kaybını müspet zarar adı altında davalıya yansıtması mümkün değildir. Dava dilekçesinde, davalının davacıya 148.000,00-TL bedelle aracın geri satın alınmasını teklif ettiğinin, ancak bu teklifin kabul edilmediğinin belirtildiği de gözetildiğinde, davacının davalıdan talep edebileceği ve ispatlayabildiği gerçek zarar, araç için davacıya fazladan ödediği 7.400,00-TL'den ibarettir. Davacı araç için davalıya gerçek rayiç değer olan 75.000,00-TL'yi ödemiş olsa idi aracın 111.000,00-TL'ye satışından 7.400,00-TL daha fazla kar elde edecek iken, bu tutardan mahrum kaldığından, 7.400,00-TL aynı zamanda davacının ispatlayabildiği gerçek kar mahrumiyeti tutarıdır. Davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı dava dilekçesinde satış bedelinden indirim talep etmediğinden, diğer ifade ile seçimlik haklarını kullanmayıp, genel hükümlere göre tazminat talep ettiğinden, mahkemece bedel indirimine yönelik nispi metoda göre yapılan hesaplama sonucu düzenlenen ikinci ek rapordaki hesaplama esas alınarak 7.416,00-TL bedel indirim tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesi yerinde değil ise de, davalının istinaf kanun yoluna başvurmadığı, hükmedilen tutarın davacı yönünden usulü kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilerek bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.