Ana içeriğe atla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi · Esas 2023/1842 · Karar 2026/1085

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 10.06.2026 Yayınlanma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 10.06.2026 Esas No: 2023/1842 Karar No: 2026/1085

Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1842
KARAR NO : 2026/1085
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2023
NUMARASI : 2019/599 Esas - 2023/135 Karar
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 06/11/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında tütün ürünlerinin ambalajlanması, etiketlenmesi ve satışa hazır hale getirilmesi için gerekli olan makinelerin satın alınması amacıyla 12.10.2016 tarihinde sözleşme akdedildiğini, ürünlerin bir kısmının 25.03.2017 tarihinde, kalan kısmının ise 2017 yılı Aralık ayında teslim edildiğini, ancak bu makinelerin ayıplı olduğunu, davalı taraftan sipariş edilen ve teslim alınan malların hiçbirinin düzgün çalışmadığını ve beklenen faydanın elde edilemediğini, Kemalpaşa SHM'nin 2019/18 D.iş sayılı dosyasında bu hususların 17.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, teslimden itibaren ortaya çıkan problemlerin giderilmediğini, davalı tarafın müvekkili şirketi iki yıl boyunca oyaladığını, müvekkili şirketin sipariş edilen ürünlerin karşılığında davalı yanın hesabına farklı tarihlerde olmak üzere toplam 1.157.050-TL ve 60.000-USD ödeme yaptığını, müvekkili şirketin 1.157.050-TL'yi her ne kadar TL olarak ödemiş olsa da bu ödemeleri ödeme tarihlerindeki dolar kurunun TL karşılığı ödediğini belirterek davalı yana ödenen mal bedeli 1.157.050-TL'nin, bilirkişilerce hesaplanacak kur farkından doğan alacağın temerrüt tarihi olan 08.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, mal bedelinin yabancı para olarak ödenen kısmının 08.06.2019 tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, makinelerin davalı yanca tamir çabası için müvekkilinin harcamak zorunda kaldığı nakliye, konaklama ve ulaşım masrafları olmak üzere toplam 8.015,95-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayıplı mal sebebiyle oluşan kar mahrumiyeti ile sair menfi ve müspet zararların dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH - BEDEL ARTIRIM: Davacı vekili; 16/02/2023 tarihl bedel artırım dilekçesi ile davalıya ödenen mal bedeli 1.350.550-TL, kur farkı nedeniyle 866.434-TL, tamir masrafları nedeniyle 8.280,95-TL, sair menfi ve müspet zararlar nedeniyle 207.682,29-TL, Dolar olarak ödenen 60.000-USD olmak üzere toplam 2.432.947,24-TL ve 60.000-USD alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; makinelerin ayıplı olmadığını, davacı tarafın makinelerin kendisine 23.05.2017 tarihinde bir kısmının da 2017 Aralık ayında teslim edildiğini dile getirmesi nedeniyle en geç 8 gün içinde yani 2017 Aralık ayında veya 2018 yılı Ocak ayı ilk haftası ayıp ihbarında bulunması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının en son kısım makinelerin kendisine 2017 Aralık ayında teslim edildiğinin açıkça ifade ettiğini, davacının bir yıl altı ay geçmesinden sonra malların ayıplı olması gerekçesiyle değil makinelerin kurulumunun yapılmadığı ve çalıştırılmadığı gerekçesiyle müvekkiline ihtarname çektiğini, davacının iddialarının hukuka aykırı olduğunu, ayıplı mal iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının üzerine düşen 319.646,03-TL ödeme edimini yerine getirmediğini, 2019 Ocak ayından itibaren makinelerin bedelinden kalan 319.646,03-TL bakiye borcu ödemesinin talep edildiğini, ancak olumsuz ekonomik sıkıntılar ve piyasa şartları bahane edilerek davacı tarafından borcun ödenmediğini, ticari defterler incelendiğinde müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, davacının dolar kuru üzerinden müvekkilinden talepte bulunmasının hukuka uygun olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin kendilerini iki yıl boyunca oyaladığı iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davacı ile davalı arasında tütün ürünlerinin ambalajlanması etiketlenmesi satışa hazır hale getirilmesi için, konuya özel makinelerin üretilmesi amacıyla 12/10/2016 dava tarihli sözleşmenin akdedildiği, özellikle davalı firmanın www.....com web sitesinin incelenmesinde ve Kemalpaşa İzmir'de bulunan davalı iş yerinde 14/03/2022 tarihli yapılan inceleme sonucunda davaya konu alım satım sözleşmesi yapılan ve üretilen makinaların üretildiği çalışmaya uygun fiziki montajlarının tamamlandığı, ancak teknik incelemede uzun sürede çalışmadığı ve çalışır durumda olmadığının tespit edildiğini, bilirkişi incelemesinde de bahsi geçen arızaların makinelerin satın alınmasından sonra ortaya çıktığının, davacının makineleri alırken basit bir kontrolle üretim hattının amacına uygun çalışıp çalışmayacağını anlamasının mümkün olmayacağının, söz konusu arızaların gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, davacı yanın ayıplı ifayı kabule zorlanamayacağı, sözleşme hükümleri gereğince 12/10/2016 tarihinden itibaren toplam 8 adet ödeme ile dava dilekçesinde 1.157,050-TL olarak talepte bulunmuş ise de ödemelerin bilirkişilerce de yapılan tespiti sırasında TL cinsinden 1.350.550-TL olduğu, davacının davalıya 12/06/2018 tarihinde 50.000-USD, 29/06/2018 tarihinde 10.000-USD ödeme yaptığı, davalının 27/05/2019 tarihli ihtarname ile 08/06/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, davacının makinelerin ayıplarının giderilmesi için davalı tarafından gönderilen personelin yol ve konaklama gideri ve masrafları olarak 5.448,95-TL ve makinaların İstanbul'a gönderilmesi için nakliye bedeli 2.832,00TL olmak üzere toplam 8.280,95-TL talep edebileceği, davacının davalı yana ödemelerini TL cinsinden yaptığı, yapılan bu ödemelerin sözleşme gereğince iadesi halinde USD olarak ödeneceği sözleşmede belirtilmediği gibi, taraflar arasında kur farkı ödemesine yönelik bir uygulamanın yerleştiğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, davacının davalı tarafından daha önce kur farkı ödediğine ilişkin her hangi bir belge sunulmadığından ve bilirkişi kurulunca kâr mahrumiyeti ve müspet zarar olarak zararın miktarının belirlenmesinin mümkün olmadığı, ayrıca makinelerin ayıplı olması nedeniyle menfi zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile mal bedeli olarak ödenen 1.350.550-TL'nin alım satıma konu malların ödemenin yapıldığının tespiti halinde en geç ödeme anında derhal iade edilmesi koşuluyla temerrüt tarihi 08/06/2019'dan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, USD cinsinden ödenen ve iadesi talep edilen 60.000-USD'nin temerrüt tarihi olan 08/06/2019'dan itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, nakliye, konaklama ve ulaşım gideri olarak harcanan 8.280,95-TL'nin temerrüt tarihi olan 08/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin müspet ve menfi tazminat zararın (kur farkı, kar mahrumiyeti vs) istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : 1-Davacı vekili; kur farkı talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya sözleşme gereği o günkü kur karşılığı ödeme yaptığını, malların ayıplı çıkması nedeniyle parasını geri istediğini, müvekkilinin USD karşılığı ödediği tutarın TL olarak iadesini müvekkilini zarara uğratacağını, sözleşmenin USD olmaması durumunda mahkemenin kararının doğru olabileceğini, ancak sözleşmenin USD cinsinden olması nedeniyle kur farkının verilmesi gerektiğini, yine sair zararlara yönelik talebin reddinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Davalı vekili; davanın belirsiz açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, sözleşmenin ... isimli kişi ile yapıldığını, davacı şirketin sözleşmede yer almadığını, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, mahkemece bilirkişi raporuna atfen karar verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olarak düzenlendiğini, davacının delil listesinde bulunmayan delillere muvafakatlerinin bulunmadığının açıkça beyan edilmesine rağmen mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, keşif ücretinin süresinde yatırılmadığından bahisle müvekkilinin keşif talebi karşılanmamış ise de yargılamanın gecikmesine sebebiyet verilmediği gibi celsenin de ertelenmediğini, mahkemenin ara kararının kesin süre için aranan kriterleri karşılamadığını, makinelerin ayıplı olmadığını, kaldı ki davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının beyanlarına göre malın açık ayıplı olduğunu, bu durumda davacının derhal ihbarda bulunması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, malların en son Aralık 2017'de teslim edildiği nazara alındığında 2018 yılının ocak ayının ilk haftası içinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, davacının 27/05/2019 tarihinde çektiği ihtarnamenin ayıp için değil kurulumun tamamlanması için gönderildiğini, davacının üzerine düşen 319.646,03-TL'yi ödemediğini, yokluklarında yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor esas alınarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, talimat mahkemesince keşfe davet edilmediklerini, inceleme günü için davetiye gönderilmediğini, bilirkişi raporunda herhangi bir tespit bulunmadığını, ibraz edilen belgelerin içeriklerinin tekrarından ibaret olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun mahkemenin 19/01/2022 tarihli ara kararıyla araştırılmasını istediği hiç bir hususun karşılanmadığını, ayrıca makinelerin davacı tarafından hatalı kullanıldığını, bu hususun araştırılması yönündeki taleplerin de dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, tacirler arası satıma konu makinenin ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak, sözleşmeden dönülerek bedelin iadesi ve maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.
Somut olayda; davacının davalıdan, 12/10/2016 tarihli sözleşme kapsamında tütün ürünlerinin ambalajlanması, etiketlenmesi, satışa hazır hale getirilmesi için, konuya özel makineleri satın aldığı, makinelerin 23/05/2017 ve 2017 Aralık ayı itibariyle kısım kısım davacıya teslim edildiği, 27/05/2019 tarihli ihtarname ile kurulum ve çalışma işlemlerinin yapılmasının ihtar edildiği hususları ihtilaf dışı olup davacı makinelerin çalışmadığını, ayıplı olduğunu belirterek ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve mal bedelinin kur farkı ile iadesini, maddi zararın tazmini talep etmektedir.
Davalı tarafça sözleşmenin ... isimli kişi ile yapıldığını, davacı şirketin sözleşmede taraf sıfatının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de ... isimli kişinin davacı şirketin müdürü olduğu, davalı yanca faturaların davacı şirket adına düzenlendiği, makinelerin teslimatının da davacı şirketin iş yerine yapıldığı, teslim sonrası yazışmaların davacı şirket ile davalı şirket arasında yapıldığı, sözleşmede ...'ın ismi geçse de imzası bulunmadığı anlaşılmakla sözleşme ilişkisi davacı ile davalı arasında olduğundan davalının husumete ilişkin itirazları yerinde değildir.
Delil tespiti ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu makinelerin çalışmaya uygun fiziki montajlarının tamamlandığı, ancak uzun sürede çalışmadığı ve çalışır durumda olmadığı, siparişe göre özel üretilen fabrikasyon olmayan dava konusu makinelerin çalışır hale getirilmesi için kontrol kartlarının elden geçirilmesi, konvoyör bantlarının hızlarının ayarlanması, yazıcılarının sisteme bağlanması, üretim hızına göre ayarlanması, makinalar arası iletişimin sağlanması, üretim hattının senkronize çalışmasının temin edilmesinin gerektiği, davacının makineleri alırken yapacağı basit bir kontrolle üretim hattının amacına uygun çalışıp çalışmayacağını anlayamayacağı, arıza ve eksikliklerinin tezgahların montajından sonra ortaya çıktığı, söz konusu arızaların teknik açıdan satın alma aşamasında anlaşılmasının mümkün olmadığı, gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Delil tespiti ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporundaki tespitler bir biri ile örtüşmekte olup makinedeki ayıplar raporda teknik ayrıntıları ile açıklandığından aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı ileri sürülmüş ise de makinelerin kurulumunun yapıldığı her iki tarafın da kabulünde olduğundan 27/05/2019 tarihli ihtarnamede kurulumun yapılamadığı ve makinelerin çalıştırılamadığından bahsedilmiş olmakla makinelerdeki ayıp kaynaklı şikayete temas edildiğinin kabulü gerekeceğinden ayıp ihbarının yapılmadığına yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir. Yine davalı, keşif gün ve saatinin kendilerine bildirilmediği, keşfin gıyapta yapıldığı ileri sürülmüş ise de mahkemece yeniden keşif yapılmak üzere 10/11/2022 tarihli oturumda davalı vekiline her bir masrafın ayrı ayrı gösterilerek ve süreye riayet edilmemesinin sonuçları ihtar edilmek suretiyle kesin süre verilmiş ise de davalı tarafça kesin süreye riayet edilmediği anlaşılmakla mahkemece dosyadaki mevcut bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava konu cihazın kullanıldığı iş yerinde hizmetin sürekliliği dikkate alındığında meydana gelen arızalar nedeniyle cihazdan beklenen faydanın sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacıya satılan cihazın ayıplı olduğunun kabulünde ve sözleşmeden dönme kapsamında ayıplı cihazın cihazın davalıya, satış bedelinin davacıya iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının ayıptan kaynaklanan maddi zararının tazmini hususunda yapılan değerlendirmede; davacı makinelerin ayıplarının giderilmesi için, davalı tarafından gönderilen personelin yol ve konaklama gideri ve masrafları olarak 5.448,95-TL ve makinaların İstanbul'a gönderilmesi için nakliye bedeli 2.832-TL olmak üzere toplam 8.280,95-TL talep edebileceği tespit edilmiştir. Buna karşılık davacı ayıplı makineler nedeniyle işletmenin tam kapasite çalışamaması kaynaklı zarar ile zayi olan tütün ve paketleme malzemeleri nedeniyle oluşan zararının tazmini talep etmiş ise de bu hususta yeterli veri bulunmadığından bilirkişilerce zarar tespit edilememiştir. İspat yükü üzerinde olan davacı bahsi geçen hususlar yönünden zararı ispat edemediğinden davacının reddedilen maddi tazminata yönelik kısım bakımından istinaf nedenleri yerinde değildir.
Davacının diğer talebi kur farkından kaynaklanmaktadır. TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir."
Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/965 E., 2019/5447 K. sayılı ve 05/12/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 2017/3549 E., 2018/4033 K. sayılı ve 11/09/2018 tarihli ilamı).
Somut olayda davacının davalıdan satın aldığı her bir makinenin bedelinin USD cinsinden belirlendiği, davacının davalıya 60.000-USD dövizle ödeme yaptığı, 385.000-USD'nin ise her bir ödemenin yapıldığı tarihli kur karşılığı üzerinden toplamda 1.350.550-TL olarak ödendiği, TL olarak yapılan ödemelerin dekontunda ve davalının kayıtlarında USD karşılıklarının gösterildiği tespit edilmekle, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin yabancı paraya dayalı olması nedeniyle davacıya kur farkından kaynaklanan alacağının da ödenmesi gerekir. Davacı dava tarihi itibariyle oluşan kur farkını talep etmektedir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada dava tarihi itibariyle oluşan kur farkı alacağı 866.434-TLolarak hesaplanmıştır. Mahkemece davacının kur farkından kaynaklanan alacak isteminin reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin kur farkından kaynaklanan alacağa yönelik istinaf başvurusu haklı görüldüğünden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, ayıplı olduğu tespit edilen malların davalıya iadesiyle mal bedeli olarak ödenen 1.350.550-TL'nin temerrüt tarihi 08/06/2019'dan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kur farkından kaynaklanan 866.434-TL alacağın ayıplı ürünün davalıya iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 60.000-USD'nin 08/06/2019'dan itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, nakliye, konaklama ve ulaşım gideri olarak harcanan 8.280,95-TL'nin temerrüt tarihi olan 08/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. TBK'nın 227/1. maddesi uyarınca, sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereğince, iadesine karar verilen bedele ayıplı ürünün davalıya fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, 08/06/2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değil ise de davalı tarafın faize ilişkin açık istinaf nedeni ileri sürülmediğinden bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Ancak istinaf aşamasında hüküm altında alınan kur farkı alacağı yönünden dava konu malın iade edileceği tarihten itibaren faize hükmedilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2023 Tarih 2019/599 Esas 2023/135 Karar sayılı kararının HMKnın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,
"1-Davanın kısmen kabulü ile; davalı tarafından düzenlenen 29/12/2017 tarihli ... nolu fatura konusu 3 adet ... Makinesi, 3 adet ...Makinesi, 1 adet ... Makinesi, 2 adet ...i, 1 adet ...Makinesi, 1 adet .. Makinesi, 1 adet ......Makinesi, 1 adet ... Makinesinin, davalı tarafından düzenlenen 30/11/2018 tarihli ... nolu fatura konusu 3 ade..., ... Bağlantı parçaları ve Kurulum sarf malzemelerinin, davalı tarafından düzenlenen 15/03/2019 tarihli ... nolu fatura konusu 1 adet ...Makinesi, 1 adet yatay ambalajlama makinesi, 1 adet ... milli ... ayıplı olduğu tespit edilmekle, ayıplı olduğu tespit edilen 29/12/2017 tarihli ... nolu, 30/11/2018 tarihli ... nolu ve 15/03/2019 tarihli ... nolu fatura içeriği malların davalıya iadesiyle;
a) Mal bedeli olarak ödenen 1.350.550-TL'nin 08/06/2019'dan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b) Kur farkından kaynaklanan 866.434-TL alacağın ayıplı ürünün davalıya iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c) 60.000-USD'nin temerrüt tarihi olan 08/06/2019'dan itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince kamu bankalarınca 1 yıl vadeli dolar cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d) Nakliye, konaklama ve ulaşım gideri olarak harcanan 8.280,95-TL'nin temerrüt tarihi olan 08/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 175.644,47-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı 47.457,82-TL'nin mahsubu ile 128.186,65-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 47.502,22-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 8.200-TL bilirkişi ücreti, 1.143,80-TL keşif harcı, 350-TL ATGV araç ücreti ve 1.035,90-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.729,70-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 9.927,30-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 1.274,90-TL keşif harcından ibaret yargılama giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 95,36-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine taktir olunan 376.267,04-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin 1.221,26-TL'sinin davalıdan, 98,74-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Alınması gereken 116.458,37-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 29.114,59-TL harcın mahsubu ile kalan 87.343,78-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafça yapılan 296-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 273,85-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça yapılan 68-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranına göre hesaplanan 5-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar