Anahtar kelimeler: tapu
Esas No: 2026/8 - Karar No: 2026/729 T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27\. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/8
KARAR NO : 2026/729
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2025
NUMARASI : 2022/126 E- 2025/663 K
DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Geriye Etkili Feshi (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/06/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi davasında mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili kooperatif ile davalı yüklenici şirket arasında mülkiyeti müvekkiline ait dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar yönünden Ankara 46. Noterliği'nin 09.10.1998 tarih ve 41713 yevmiye no'lu düzenleme şeklinde arsa payı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların davalı yüklenici şirketten sözleşme gereğince kendisine aidiyeti kararlaştırılan bağımsız bölümleri devralan ve lehlerine taşınmazlar üzerinde ipotek ve intifa hakkı ile kiracılık şerhi bulunan davalılar konumunda bulunduklarını, idari ve yargısal süreçler sebebiyle müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici şirket arasındaki sözleşme gereğince korunması gerekli güven duygusunun ortadan kalktığını, davalı yüklenicinin müvekkiline karşı sözleşme konusu edimini tam ve gereği gibi ifa etmediğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin çekilmez hale geldiğini, müvekkilinin edimini ifa etmesi konusunda davalı yüklenici şirkete birçok kez keşide ettiği ihtarnamelerden sonra son olarak müvekkili arsa sahibi tarafından yüklenici şirkete gönderilen Ankara 2. Noterliği'nin 17.01.2022 tarih ve 01119 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile davalı yüklenici şirketin özen borcuna aykırı davranışları, müvekkilinin kendisine karşı olan güven ilişkisinin zedelenmesi ve sözleşmenin ifasının beklenmesinin müvekkili açısından çekilmez hale gelmesi nedeniyle sözleşmenin fesh edildiğinin ihtar edildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, taraflar arasında imzalanan Ankara 46. Noterliği'nin 09.10.1998 tarih ve 41713 yevmiye no'lu düzenleme şeklinde arsa payı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesi ile Ankara 18. Noterliği'nin 10.10.2001 tarih ve 33476 yevmiye no'lu düzenleme şeklinde ek arsa payı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesinin ve adi yazılı ek sözleşmelerin geriye etkili olarak feshine, davalı yüklenici ... Hazır Beton ve Yapı A.Ş.'nin sözleşmeye konu ... parsel numaralı taşınmazlara müdahalesinin önlenmesine, sözleşme hükümleri gereği yüklenici şirkete isabet eden ve tapu devri yapılan dava konusu taşınmazların E blok (ticaret) 1 numaralı bağımsız bölümün davalılar tapu kayıtlarının iptali ile tüm şerh ve takyidatlardan ari olarak müvekkili şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin geriye etkili feshi talebi yönünden “sözleşmenin dava tarihindeki gerçek değeri” üzerinden ve ayrıca Tapu iptal ve tescil istemlerine konu bağımsız bölümler yönünden “her bir bağımsız bölümün dava tarihindeki bulunacak gerçek değerlerinin toplamı” üzerinden eksik peşin harcın ikmal ettirilmesi gerektiğini, davacı arsa sahibi kooperatif ile davalı yüklenici müvekkili arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesi ile ek sözleşme ve protokollerin geriye etkili feshinin (sözleşmeden dönmenin) hukuksal şartlarının oluşmadığını, arsa sahibi kooperatifin öncelikli edim borcunu yerine getirmediği ve temerrütte olduğu mahkeme kararlarıyla tevsik edildiğini, öncelikli edim borcunu yerine getirmeyen arsa sahibi kooperatifin sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığını, yüklenici müvekkilinin sözleşmenin ifası ve inşaatların tamamlanabilmesi için zorunlu olan yetkileri içeren vekâletnamelerin arsa sahibi kooperatif tarafından düzenlenmemesi sebebiyle TBK md.l113/1 gereğince Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/167 Esas sayılı dosyasıyla açmış olduğu dava ile inşaatları yapabilmek için mahkemeden izin ve yetki verilmesini talep ettiğini, müvekkili yüklenici ile imzaladığı sözleşme halen yürürlükte olmasına rağmen başka firmalar ile aynı konuda sözleşme imzalayan davacının kötü niyetli ve kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece 11.10.2023 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararı ile "Davacı vekilinin dava konusu tapu iptali ve tescil ile men'i müdahale ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında mevcut takyidatların terkini talepleri yönünden eksik peşin harcı ikmal etmeyeceğini beyan ettiği dikkate alınarak bu husustaki beyanı yönünden değerlendirme yapılmak üzere bahse konu talepler yönünden dava dosyasının işbu dava dosyasından HMK 167 m gereğince ayrılmasına, tefrik işlemlerine ait gerekli gider ve harçların davacı vekilince yatırılmasına," karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı arsa sahibi kooperatif tarafından davalı yüklenici şirket aleyhine Ankara 46. Noterliği'nin 09.10.1998 tarih ve 41713 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde arsa payı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesi ile Ankara 18. Noterliği'nin 10.10.2001 tarih ve 33476 yevmiye numaralı no'lu düzenleme şeklinde ek arsa payı inşaat yapımı ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ve adi yazılı ek sözleşmelerin geriye etkili olarak feshi istemi ile dava açılmış ise de, istemin hukuki niteliği itibariyle ve 11163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42/6.maddesi gereğince söz konusu fesih yetkisinin kooperatif genel kurulunun devredemeyeceği yetkiler arasında yer aldığı, bu konuda genel kurul kararı mevcut olmadığı halde kooperatif yönetim kurulu tarafından karar alınmasına hukuken olanak bulunmadığı, bakılmakta olan davada davacı kooperatifin fesih istemli dava açmasına dayanak oluşturan 12.12.2021 tarihinde yapılan 2019-2020 yılları hesap dönemi genel kurulunda kooperatif yönetim kuruluna verilen “sözleşmeyi ve eki protokollerin feshi" yetkisi içeren 10 no'lu gündem maddesinin önceki mahkeme kararlarına ve iyiniyet ilkesine aykırılık gerekçesi ile iptaline dair verilen kararın yukarıdaki açıklandığı şekilde kesinleştiği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/2 madde delaleti ile HMK'nın 115/2.maddesi gereğince kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi istemine dayanak genel kurul kararına ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olmadığını, usule ilişkin olarak, davalı vekili tarafından dava dosyasına 08.09.2025 tarihli beyan dilekçesi ve ekinde gündemin 10 maddesinin iptaline ilişkin mahkeme kararlarının ibraz edildiğini, daha sonra 23.09.2025 tarihli dilekçesiyle de Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/776 Esas sayılı kararının kesinleşme şerhli örneğinin sunulduğunu, davalının sunduğu her iki dilekçede de açılan bu davanın reddine karar verilmesinin talep edildiğini, 24.09.2025 tarihinde yapılan duruşmada da sözü edilen bu dilekçelerin taraflarına tebliğ edildiğini, bunun üzerine mahkemeden yazılı olarak beyanda bulunmak için süre talep edilmesine rağmen taleplerinin HMK'nın 77/4 maddesi uyarınca ret edilerek davanın sonuçlandırıldığını, mahkemece taraflarına bu hususta süre verilmemiş olmasının HMK'nın 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturduğunu, HMK'nın 77/4 maddesi gereğince taraf vekili tarafından dosyanın incelenmemiş olması geçerli bir mazerete dayanmadığı taktirde mahkemece, taraf vekilinin bu yöndeki talebi dikkate alınamayacağını ve duruşma başka bir güne ertelenemeyeceğini, derecattan geçerek kesinleşen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/776 Esas sayılı dava dosyasında müvekkili kooperatifin başka avukatlar tarafından temsil edildiğini, o dava dosyasına hiçbir zaman tarafınca vekalet sunulmadığını, bu dosyada müvekkili kooperatifi temsil eden Av. ...'ın Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/776 Esas sayılı dosyasında da taraf vekili olarak yer almakta ise de, kendisinin 07.01.2025 tarihinde görülmekte olan bu dava dosyasındaki vekilliğinden çekildiğini, bu sebeple istinaf talebinde bulunulan işbu davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/776 Esas sayılı dosyasının sürecini bilen bir avukat bulunmadığını, davalı tarafından 08.09.2025 ve 23.09.2025 tarihli dilekçelerle Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/776 E- 2024/259 K sayılı kararının Ankara BAM 23.Hukuk Dairesi'nin 2024/1170 E- 1783 K sayılı ilamı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/649 E- 2588 K sayılı kararlarının ibraz edildiğini, sözü edilen dilekçe ve eki belgelerin daha önce taraflarına herhangi bir tebligat yapılmaksızın 24.09.2025 tarihli duruşmada tebliğ edildiğini, bunun üzerine dosyaya sunulan dilekçe ve eklerine karşı yazılı beyanda bulunmak üzere süre talebinde bulunulduğunu ancak mahkemece taleplerinin reddedildiğini, davalı tarafından sunulan belge ve dilekçelere karşı beyanda bulunmak üzere süre talep edilmesinin geçerli ve haklı bir nedene dayalı olduğunu, HMK'nın 27.madde hükmü uyarınca; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğini, mahkemenin, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermesi gerektiğini, Anayasa'nın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkının, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alındığını, mahkemece 24.09.2025 tarihli duruşmada taraflarına tebliğ edilen dilekçe ve eki belgelere karşı beyanda bulunmak üzere makul bir süre verilmesi gerekirken, taleplerinin reddedilerek davanın sonuçlandırılmasının hatalı olduğunu, esasa ilişkin olarak ise, mahkemece taraflarına yeni bir genel kurul kararı ibraz etmek için süre vermesi gerektiğini, mahkemece, bu davanın açılması için ortada geçerli bir genel kurul kararı olmadığı gerekçesiyle HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verildiğini, HMK'nın 115/2 maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmüne yer verilmiş olup, mahkemece dava ön şartının yerine getirilmesi, diğer bir ifadeyle fesih davası açmak için yeni bir genel kurul kararı alıp sunulması için taraflarına süre verilmesi gerekirken, bu süre verilmeden davanın reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, yönetim kurulunun fesih davası açabilmesi için genel kuruldan bu yönde bir karar almasına gerek bulunmadığının mahkemece dikkate alınmadığını, Kooperatifler Kanunu'nun 42.maddesinde genel kurulun devredilemeyen yetkilerinin sayıldığını, müvekkili kooperatifin ana sözleşmesinin 23.maddesinde de genel kurulun görev ve yetkilerinin sayıldığını, yine kooperatif ana sözleşmesinin 44.maddesinde yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin "Madde 44.9: "Kooperatifi resmi dairelerde, mahkemelerde ve üçüncü şahıslara karşı temsil etmek", "Madde 44.10: "İbra etmek, dava açmak, sulh olmak veya davadan vazgeçmek" şeklinde düzenlendiğini, kooperatif ana sözleşmesinde 24.05.2024 tarihinde değişiklik yapılmış olup, yapılan bu değişikliğin 23.maddesinde genel kurul görev ve yetkilerinin sayıldığını, sayılan bu yetkilerin değişiklikten önceki ana sözleşmenin 23.maddesiyle benzer hükümleri içerdiğini, yine değişikliğin 45.maddesinde yönetim kurulunun görev ve yetkileri sayılmış olup, bu madde hükmünün değişiklikten önceki 44.maddeyle benzer hükümleri içerdiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 42.maddesinde ve kooperatif ana sözleşmesinin 23.maddesinde genel kurulun devir edemeyeceğinin, bizzat kendisinin kullanabileceği yetkilerin de tek tek sayıldığını, bu yetkileri kullanma yetkisinin sadece genel kurula ait olup, yönetim kurulu yada denetim kurulu tarafından bu yetkilerin kullanılamayacağını, Yasa'da ve ana sözleşmede devredilemeyen yetkiler arasında sayılmayan yetkilerin ise yönetim kurulu tarafından kullanılabilecek yetkiler olduğunu, ana sözleşmenin 23.maddesinde devredilemeyen yetkiler arasında dava açma yetkisinin bulunmadığını, bilakis ana sözleşmenin 44 (değişiklikten sonra 45) maddesinde dava açma yetkisinin yönetim kurulunda olduğunun belirtildiğini, yönetim kurulu tarafından da 12.12.2021 tarihli genel kurul gündemine fesih davası açılması konusunda gündem maddesi konulduğunu, vekil olarak tarafına vekalet verildiğini, fesih ihtarı çekildiğini ve daha sonra işbu davanın açıldığını, müvekkili kooperatifin yönetim kurulu tarafından 18.08.2025 tarihli toplantıda alınan kararla açılmış olan bu fesih davasının takip edilip sonuçlandırılması yönünde karar alındığını ve böylece davaya devam edilmesi yönündeki iradesinin bir kez daha ortaya koyulduğunu, hal böyle olunca, 12.12.2021 tarihli genel kurul toplantısının 10.maddesiyle alınan yetkinin Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/776 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonunda iptal edilmiş olmasının, görülmekte olan bu davaya herhangi bir etkisi olmayıp, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının Kooperatifler Kanunu'nun ve kooperatif ana sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturduğunu, bu yönden de mahkeme kararının hatalı olup, verilen ret kararının kaldırılması gerektiğini, mahkeme gerekçesinin açılan dava ile örtüşmediğini, mahkemece, Kooperatifler Kanunu'nun 42/6 maddesi uyarınca dava açma yetkisinin kooperatif genel kuruluna ait olduğu, yönetim kurulunun böyle bir yetkisinin olmadığı gerekesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 42/6 maddesinde "Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerine ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek" hükmüne yer verilmiş olup, bu hüküm uyarınca, kooperatif tarafından alınacak ve satılacak olan taşınmazların yeri, niteliği ve bedellerinin belirlenmesi yetkisinin genel kurula ait olduğunu, davadaki uyuşmazlığın, müvekkili kooperatif tarafından bir taşınmazın satın alınması yada satılmasına ilişkin olmayıp, daha önce müvekkili tarafından edinilmiş olan taşınmazlara inşaat yapılması amacıyla davalı yüklenici şirket ile yapılan Ankara 46. Noterliği'nin 09.10.1998 tarih ve 41713 yevmiye no'lu düzenleme şeklinde arsa payı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesi ile Ankara 18.Noterliği'nin 10.10.2001 tarih ve 33476 yevmiye no'lu düzenleme şeklinde ek arsa payı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesinin ve adi yazılı ek sözleşmelerin geriye etkili olarak feshi talebine ilişkin olduğunu, fesih davası açma yetkisinin ise genel kurula ait olduğuna dair bir hükmün Kooperatifler Kanunu'nun 42/6 maddesinde yer almadığını, mahkemece kabul edilen bu gerekçenin kesinleşmesi halinde, yönetim kurulunun Kooperatifler Kanunu'ndan ve kooperatif ana sözleşmesinden kaynaklanan dava açma yetkisini bir daha kullanamayacağı sonucu ortaya çıkacağını, kaldı ki, bu durumun hukukumuzda kabul edilebilir olmadığını, bu nedenle mahkemenin gerekçesinde sözü edilen Kooperatifler Kanunu'nun 42/6 maddesinin bu davanın reddine gerekçe olarak alınmış olmasının da hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince yapılan yargılamada 13.12.2023 tarihinde bekletici mesele yapılmasına karar verilen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.03.2024 tarih ve 2021/776 Esas- 2024/259 Karar sayılı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, davalı kooperatifin 12.12.2021 tarihli genel kurul gündeminin 6, 7 ve 8.maddelerinde alınan kararların iptaline, fazlaya ilişkin istemine reddine dair kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2024 tarih ve 2024/1170 Esas- 2024/1783 Karar sayılı ilamı ile asıl ve birleşen davada davalı kooperatif vekilinin tüm, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, asıl ve birleşen davalarda davanın kısmen kabulüne, davalı kooperatifin 12.12.2021 tarihli genel kurul gündeminin 6,7,8 ve 10.maddelerinde alınan kararlar ile 11.maddesinde alınan "tahmini bütçe okunduğu şekliyle oya sunulduğu. 13 ret oyuna karşılık oy çokluğuyla kabul edildiği" şeklindeki kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2025 tarih ve 2025/649 Esas- 2025/2588 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiğinin ve bu hususların davalı vekilince dosyaya kazandırılan 21.04.2025 tarihli ve 23.09.2025 tarihli dilekçelerle belirtilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır