Ana içeriğe atla

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi · Esas 2023/1120 · Karar 2026/1699

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 18.06.2026 Yayınlanma
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 18.06.2026 Esas No: 2023/1120 Karar No: 2026/1699

Anahtar kelimeler: gizli soruşturmacı

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1120 - 2026/1699
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9\. HUKUK DAİRESİ


DOSYA NO : 2023/1120
KARAR NO : 2026/1699
KARAR TARİHİ : 19/06/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I


BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/05/2023
NUMARASI : 2021/135 Esas, 2023/428 Karar

DAVACI : ... TİCARET İTHALAT İHRACAT LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : ... VE SÜT ÜR. SAN. VE TİC. A.Ş.
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit


İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/135 esas 2023/428 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında süt ürünlerinin temini hususunda anlaşıp tüm ödemeleri davalı şirkete yapmış olduğunu, sözleşme gereğince Libya'daki firmaya gönderilen ürünlerin bozuk olduğunun e-mail yoluyla bildirildiğini, bu yüzden davalının müvekkilinden tahsil edilen 2.727.900,00.TL'yi iade etmediğini ve bakiye alacakları olduğunu, davalının müvekkilini mağdur ettiğini belirterek davalı tarafa ödedikleri şimdilik 50.000,00.TL' nin sözleşme tarihi olan 18.03.2019 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bu alım satımdan kaynaklı olarak davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, davacının haksız olarak açtığı davayı ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, ihtarnamenin davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmedeki şartlara aykırı olarak düzenlendiğinin belirtildiğini, sözkonusu faturanın ürünlerin teslim tarihinden 5 ay sonra düzenlendiğini, yine sözleşmede belirtilmemiş olmasına rağmen faturanın fiyat farkı faturası olarak düzenlendiğini, kendilerine gönderilen ihtarnamede ise iade faturası kesildiğinin belirtildiğini ancak müvekkili şirkete hiçbir ürün iadesi yapılmadığını, açılan davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu bu nedenle de açılan davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; dava konusu ürünlerde malın alıcıya teslimi anında ayıp mevcut olduğu hususunun ve yine ayıbın davalıdan kaynaklandığı hususunun ispatına yarayan delil mevcut olmadığını, sözleşme gereği satıcının sorumluluğunun ürünleri ... Limanında teslim etmekle son bulduğunu, emtianın ...'de davacı alıcı tarafından muayene ettirilip ettirilmediğinin belli olmadığını, ancak şayet ürünler ihracata uygun olmasaydı resmi makamlar tarafından ihracatına ve Libya'ya girişine izin verilmeyeceğini, ayrıca Libya makamlarının analiz, rapor ve red tarihinin emtianın davacıya teslilimnden 4-5 ay sonra olduğunu, mallar gemiye teslim edildikten sonra ne şekilde taşındığı ve hangi koşullarda muhafaza edildiğinin dahi belli olmadığını, davacının bu hususlarla ilgili bir bilgi ve belge sunamadığını, emtianın alıcıya tesliminden sonra teslim anından itibaren uzun bir sürenin geçmesinden sonra Libya devletinde düzenlenmiş olan evrakların ayıbın teslim anında mevcut olduğunu ve davalıdan kaynaklandığını ispata yarar nitelikte olmadığı, neticesinde davacının iddiasını ispat edememiş olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; uyuşmazlığa konu ticarete ilişkin, tarafların teslim şeklinin FOB teslimi olarak anlaştıklarını, bunun ise sadece alıcının sorumluluğunda olduğunu, geminin küpeştesinde teslim alınan malların mühürlü konteyner içerisinde bulunduğundan ötürü davacı müvekkillin konrol etme imkanının bulunmadığını, gemiye yüklemeden önce, malların sağlam olup olmadığı hususunda rapor alma yükümlülüğünün de davalıya ait olduğunu, oysa davalının hiçbir rapor almadığını, gemiye yüklemeyi yapmadığını ve malları yurtdışına gönderdiğini, bu durum karşısında kusursuzluğunu ispat etmek zorunda olanın davalı olduğunu, sorumluluğun müvekkili davacıya yüklenmesinin mümkün olmadığını, davalının dolum yapan ambalaj makinesinin düzenli olarak teknik bakım ve kontrolünü de yapmadığını, mallara yapılacak işlemin doğru yapılıp yapılmadığına ilişkin konrolü yapmadığını, bu yüzden ağır kusurlu olduğunu, mahkemenin çeviriler üzerindeki rapor tarihine göre 8 günlük sürenin geçmiş olduğu kanaatine varıldığını ancak yanlış bir değerlendirme olduğunu, çevirilerin rapor tarihinde tercüme edilip müvekkili tarafından iktisap edilmediği sebebi doğrultusunda davalının tüm hukuki ispat zorunluluğunun müvekkiline yüklenerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı.



HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, alacak ve menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalıdan almış olduğu ürünleri yurt dışına sattığını, satışını yaptığı ürünleri Libya'daki firmalara gönderdiğini, ancak gönderilen emtiaların bozuk ve sözleşmeye uygun olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek ayıplı mal teslim edildiğinden davalıya ödemiş oldukları 50.000,00.TL'nin iadesini ve bu alışveriş nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş, davalı ise satışa konu emtianın ... limanında gerekli kontrolleri yapılarak teslim edildiğini ve ayıplı olmadığını savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfetini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca, ticari satışlarda; “malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK'nun 223. maddesinin 2.fıkrası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” şeklindedir.
Dava konusu malların ayıplı olduğuna dair ayıp ihbarında bulunularak davalıya bildirildiğine ilişkin ispat külfeti davacıda olup, davacı tarafça ayıp ihbarının whatsapp mesajıyla yapıldığı öne sürülmüştür. Hukukumuzda ayıp ihbarı şekle tabi tutulmamış olduğundan, mahkemenin tacirler arasındaki ayıp ihbarının temerrütte yer alan şekil şartlarına tabi olması gerektiği yönündeki hatalı tespitin aksine, bu şekilde yapılan bir ayıp ihbarı da geçerli olduğunun kabulü için mesajda ayıplı olduğu söylenen malın miktarı, niteliği, bu sonuca nasıl ulaşıldığı belirtilmesi gerektiği gibi, bildirimin yapılış usulü kapsamının ayrıca da değerlendirilmesi şarttır çünkü bu aşamada whatsapp kayıtlarının delil mahiyetinin ele alınması gerekmektedir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; mahkemece isabetli şekilde değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle ayıp ihbarının süresinde olmadığı, süresinde yapıldığına dair davacı tarafından delil ibraz edilmediği, davacı tarafından ileri sürülen whatsapp kayıtları dosya kapsamından incelendiğinde, ürünlerin Libya'ya ulaştığı tarihler dikkate alındığında, yazışmalarda hangi tarihlerde teslim alınan mallar için ayıp ihbarı yapıldığının anlaşılamadığı, kaldı ki yazışmalarda ürünlerdeki yüklemeden kaynaklı sorun olduğunun ifade edildiği, davanın ise Libya'ya teslim edilip bozuk olduğu tespit edilmesi iddiası üzerine açıldığı, bu haliyle whatsapp yazışmalarının taşımadan kaynaklı olduğu ve geçerli bir ayıp ihbarı niteliği taşımayacağı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,80.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,20.TL maktu istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE,
6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi.19/06/2026


Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar