Ana içeriğe atla

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi · Esas 2026/1153 · Karar 2026/1327

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 29.06.2026 Yayınlanma
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 29.06.2026 Esas No: 2026/1153 Karar No: 2026/1327

Anahtar kelimeler: tapu

T.C. ADANA BAM 14. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1153 - 2026/1327
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14\. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1153
KARAR NO : 2026/1327

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2026
NUMARASI : 2026/58 2026/431
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/06/2026

Taraflar arasındaki davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi ve .... Asliye Ticaret Mahkemesince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davacı yüklenici firmanın uğradığı zararın davalılardan tahsili ya da tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesince, " davacı ile davalı ...'ın tacir olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu " gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesince; " dosya arasına alınan kayıtlardan davacı ve davalılardan ... Anonim şirket olup tacir ise de davalı ...'ın davaya konu uyuşmazlık dönemi ve dava tarihinde tacir olmadığının anlaşıldığı, zira ilgilinin GMSİ yönünden kazanç elde edip işletme hesabı yada bilanço esasına göre defter tutmadığının bildirildiği oysa TTK'nın ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği görülmekle somut olayda da davalı ...'nın gayrımenkul sermaye iradı mükellefi olduğundan tacir sıfatını haiz olmadığı" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
6502 sayılı Kanunun 3. maddesinin gerekçesinde eser sözleşmelerinin Kanun kapsamına alınmasına herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak kanunun sistematiği nazara alındığında kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 sayılı BK'nın 155 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanununda 3/k maddesindeki tüketici tanımına uymadığı anlaşılmaktadır.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payıkarşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 sayılı Kanunda tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara alındığında 6502 sayılı Kanunda kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği, arsa karşılığı inşaat sözleşmelerinin ise bu kapsamda olmadığının kabulü gerekir. Bununla birlikte davacı taraf davalıya ödediği inşaat ruhsat bedellerinin iadesini talep etmekle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır.
Öte yandan; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.
Somut olayda; davacı tarafından, davalılardan satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca tarafına verilmesi gereken taşınmazın tapusunun iptali ve tescili ya da zararının tazmini talebinde bulunulmuş olup, dosya kapsamı itibariyle davacı ve davalı şirketin tacir olduğu, davalı ...'ın ise ... Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevabı uyarınca tacir olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-.... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
2-Dosyanın merci tayini talep eden mahkemesine İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/06/2026


Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar