Ana içeriğe atla

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · Esas 2025/4714 · Karar 2026/3563

Eklenme tarihi: 20 Ağustos 2026 29.06.2026 Yayınlanma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 29.06.2026 Esas No: 2025/4714 Karar No: 2026/3563

Anahtar kelimeler: avukat

**7\. Hukuk Dairesi         2025/4714 E.  ,  2026/3563 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1415 E., 2025/1590 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/80 E., 2022/236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,30.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat ..., ihbar olunan Hazine vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; il sınırları içerisinde su ve kanalizasyona ilişkin hizmetlerin müvekkil kurum tarafından yerine getirildiğini, dava konusu edilen 1 80... parsel sayılı taşınmazın içerisinde 3 adet su kaynağı ve 1 adet çeşmenin bulunmakta olduğunun tespit edildiğini, dava konusu 1 80... parsel sayılı taşınmazın Hazine tarafından davalıya satıldığını, yapılan satış işleminden önce müvekkil kurumdan herhangi bir görüş alınmadığını, dava konusu taşınmazın su kaynaklarını içerisinde barındırdığından özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davalının bu su kaynağını kullanıyorsa sadece kadim kullanım hakkına sahip olabileceğini belirterek dava konusu 1 80... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların maddi delilden yoksun gerçeği yansıtmayan soyut beyanlar içerdiğini, davanın reddi gerektiğini, kaynak suları TMK'nın 756. maddesi uyarınca arazi sahiplerine ait olduğunu, bir taşınmazın içine kaynak olması özel mülke konu olmasını engel olmadığını, devlete ait taşınmazların satımı konusunda ...'tan görüş alınmasını zorunlu hale getiren herhangi bir kanun veya yönetmelik hükmü olmadığını, taşınmazın içerisinde üç ayrı su kaynağı ve çeşme olduğunun belirtildiğini ancak bu iddianın gerçek dışı olduğunu, üç ayrı kaynak olmadığını, sadece bir adet çeşme olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davalı adına tescilin dayanağını oluşturan satışla ilgili idari karar iptal edilmediği sürece yolsuz tescilden söz edilemeyeceği, davacı Kurumun ancak kamulaştırma yoluna gidebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; mahkeme kararının hatalı olduğunu, dosya kapsamı, tanık beyanları ve bilirkişi raporları tam ve doğru olarak değerlendirilerek verilen bir karar olmadığını, dava konusu taşınmazın ... tarafından Antalya Valiliği Devir Ve Paylaştırma Komisyonuna bildirilmemiş olması nedeniyle devir işleminin müvekkil kuruma yapılmamış olduğunu, yasa gereğince müvekkil kuruma devredilmesi gereken taşınmazın, davalı ...'a Maliye Hazinesince satışının yapılmasının açıkça hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, çeşme ve su kaynaklarının özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gerektiğini, su izlerinin varlığının su kaynağı olduğunu gösterdiğini, tanık beyanları ve tanıkların gösterdikleri yerlerin de bu durumu teyit ettiğini, davalı tarafından da bilerek taşınmaz içerisindeki su kaynaklarının yok edildiğini, davalı tarafından bu su kaynaklarına müdahale edilmesi ile köyün içme ve kullanma suyu ihtiyacının doğduğunu, müvekkil kurum tarafından çok uzak mesafelerden içme ve kullanma suyu temin edilmek durumunda kalındığını, mahkemenin satış kararı iptal edilmediğinden tapunun iptal edilemeyeceğine ilişkin gerekçesinin açıkça hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar