Ana içeriğe atla

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · Esas 2026/2187 · Karar 2026/1881

Eklenme tarihi: 20 Ağustos 2026 05.04.2026 Yayınlanma
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 05.04.2026 Esas No: 2026/2187 Karar No: 2026/1881

Anahtar kelimeler: gabin

**3\. Hukuk Dairesi         2026/2187 E.  ,  2026/1881 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece)
SAYISI: 2025/13 E., 2025/20 K.

Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalılar ile arasında 06.12.2022 tarihli hukuk hizmeti ve avukatlık sözleşmesinin imzalandığını, davalıları listesini ibraz ettiği dosyalarda vekil olarak temsil ettiğini, davalılar tarafından haksız olarak 20.10.2023 tarihinde azledildiğini, sözleşme gereğince önce arabuluculuk merkezine başvurduğunu, arabuluculuk görüşmesi sonucunda anlaşma sağlanamadığını, haksız azil nedeniyle hak ettiği ücretlerin tahsili amacıyla İstanbul Tahkim Merkezine başvurduğunu, ... tahkim davasında verilen 2024/DA-1220 dava numaralı 26.06.2025 tarihli karar ile azil işleminin haklı sebebe dayandığının tespitine, toplam 1.586.666,18 TL alacak talebinin reddine karar verildiğini, hakem kararının hukuka, usule ve yasaya aykırılıklar barındırdığını, davalıların Akyurt Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/77 E. sayılı dosyasının 17.05.2023 tarihinde yapılan duruşmasında avukatlık mesleğini yerine getirirken yapmış olduğu savunmalara konu başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak duruşma hakimi tarafından ''avukat bey, sizin avukatlık yapma hakkınız yok, mahkeme kararı ile avukatlığınız sona ermedi mi?'' şeklinde soru sorulduğunu iddia ettiklerini, hakkında avukatlıktan men kararının bulunmadığını, kesinleşmiş bir ceza davasının bulunmadığını, halen baroya kayıtlı avukat olduğunu, dolayısıyla hakkında kesinleşmiş bir Mahkeme kararı bulunmaksızın davalı müvekkilleri tarafından ileri sürülen iddiaların azle haklı sebep sayılmasının doğru olmadığını, hakkında verilen ceza kararının azle haklı sebep teşkil ettiğinin iddia edilmesinin masumiyet karinesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, davalı tarafın dayandığı Mahkeme duruşma tutanağının aksinin tanık beyanları ile ispatlanamayacağını, ilgili duruşma tutanağında davalıların iddia ettiği gibi bir hadisenin bulunmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, dinlenen tanıkların gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında verilen 10.03.2023 tarihli karar ile hakkında haksız ceza verildiğini, verilen kararın Yargıtayda temyiz aşamasında olduğunu, henüz kesinleşmediğini, bu nedenle hakkında verilen ceza hükmünün tahkim yargılamasında haklı azil sebebi olarak sayılamayacağını, hakemin yetkisini aştığını, hakemin dosyadaki delillere dayanmaksızın keyfi karar verdiğini, hakemin ... Üniversitesi Hukuk Fakültesinde dekanlık görevini ifa ettiğini, hakemin yetkisiz olduğunu, hakemin tarafsızlığına olan güveninin sarsıldığını, davalılar ile aralarındaki sözleşmede uyuşmazlık halinde Türk Hukukunun uygulanacağı kararlaştırıldığı halde hakem kararında Alman Hukukuna atıf yapıldığını, hakemin tahkim konusunda avukatlık tecrübesi gibi hususlarda uzmanlığının bulunmadığını, sözleşmenin yanlış değerlendirildiğini, hakkında 2019 yılından itibaren basın ve medya organlarında yer alan haberler nedeniyle kamuoyuna mal olmuş bir olayı bilmemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşme öncesi bilinen ve süregelen olguların haklı azil sebebi olamayacağını, azil sebeplerinin sonradan genişletilmesinin davanın genişletilmesi yasağını ihlal ettiğini, 52 adet dosya için 85.000,00 TL hukuki danışmanlık hizmetinin verildiğini kabul etmenin gabin teşkil ettiğini, davalılar tarafından haksız olarak azledildiğini, hakem kararının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek hakem kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; tahkim kararlarına karşı açılan iptal davalarında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 439. maddesinde sayılan hususlarla sınırlı olarak inceleme yapılabileceğini, dava konusu ISTAC hakem kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin (İlk Derece) yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hakemin dekanlık görevini ifasının, hakem olarak görevlendirilmesine engel teşkil ettiğine dair yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, hakem tarafından maddi ve usul hukuku kurallarına göre değerlendirme yapılarak karar verildiği, Türk Hukukunun uygulandığı, davanın taraflarına karşı farklı davranma halinin söz konusu olmadığı gibi hakemin tarafsızlığını yitirdiğinin kanıtlanamadığı, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia ve savunmalarını ve itirazlarını ileri sürme imkanının tanındığı, taraflarca da bu hakkın kullanılmış olduğu, tarafların eşitliği ilkesinin ihlâl edildiği ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılıp karar verildiğinin kabulü mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tüketici hukukundan doğan uyuşmazlık olduğu için tahkime elverişli olmadığını, vakıf üniversitelerinde görev yapan dekanların kamu görevlisi statüsünde olduğunu, tam zamanlı ve bölünemez bir yönetsel görev yürüttüğünü, üniversite dışında düzenli ve gelir getirici mesleki faaliyette bulunmasının yasaklandığını, bu anlamda hakem niteliğini taşımadığını, resmi senet niteliğindeki duruşma tutanağına karşı tanık dinlenilmesinin ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, kesinleşmemiş ceza dosyasına dayanılması suretiyle masumiyet karinesinin ihlali, fiilen sunulan hukuki hizmet karşılığında hiçbir bedel ödenmemesi yoluyla mülkiyet hakkının ortadan kaldırılması, davacının emeği üzerinden davalının sebepsiz biçimde zenginleştirilmesi birlikte değerlendirildiğinde hakem kararının kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tahkim kararının iptali istemine ilişkindir.
Öğreti ve hukuk uygulamasında alternatif uyuşmazlık çözümü (Alternative Dispute Resolution, ADR), uyuşmazlıkların çözümü amacıyla görev yapan devlet mahkemelerinde görülen dava yolunun yanında seçimlik bir yol olarak işleyen, genellikle tarafsız bir üçüncü kişinin, mevcut bir uyuşmazlığın çözümü konusunda taraflara yardımcı olmak ve katkıda bulunmak amacıyla katıldığı, bir grup uyuşmazlık çözüm yöntemleri topluluğu olarak tanımlanabilir (Mustafa Serdar Özbek, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 5. B., Ankara: 2022, ss. 153-160.). Bunda amaç özel hukuk alanında kalan kamu düzenini ilgilendirmeyen, üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek uyuşmazlık konularında tarafların kendi iradeleriyle çözüme ulaşmalarıdır. Başlıca alternatif çözüm yolları ise; müzakere, arabuluculuk, uzlaşma, tahkim, tarafsız ön değerlendirme yöntemi, vakıaların saptanması yöntemi, kısa yargılama yöntemi, seri jüri yargılaması yöntemi ve çevrim içi uyuşmazlık çözümü gibi yöntemlerdir. Ülkemizde arabuluculuk ve tahkim uygulaması en fazla olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerindendir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilme olanağının bulunması kaydıyla, özel hukuk uyuşmazlıkları, yabancı unsur taşıyor olup olmamasına bakılmaksızın arabuluculuk kapsamında kalır (6325 sk m.1/2). Bir uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olması için; özel hukuka dair bir uyuşmazlık olması, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği iş veya işlemlerden doğması, aile içi şiddet iddiası içermemesi, koşullarını sağlaması gerekir. Taraflar, arabuluculuğa elverişli bir uyuşmazlığın çözümü bağlamında, uyuşmazlık henüz mevcut değilken veya dava açılmadan önceki evrede veyahut dava açıldıktan sonra Mahkemenin teşvikiyle uyuşmazlığın arabuluculukta çözüleceğine dair irade ortaya koyabilirler. Tarafların arabuluculuğa başvuru konusunda karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını içerir şekilde arabuluculuk sözleşmesi yapılabilecektir. Türk hukukunda arabuluculuk konusunda en temel ve en önemli düzenleme 2012 tarihli 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğidir. Ayrıca mevzuatımızda Hukuk Muhakemeleri Kanunu 137/1, 140/2-3- 312/2, 320/2 maddelerinde arabuluculuğun yargılamayla ilişkisine dair düzenlemelerde mevcuttur. Başlangıçta arabuluculuk ihtiyari iken daha sonra bir kısım kanun değişiklikleriyle belli konularda (7036 sayılı Kanunla iş uyuşmazlıklarında, 7155 sayılı Kanunla ticari davalarda, 7251 sayılı Kanunla Tüketici uyuşmazlıklarında, 6325 sayılı Kanuna 7155 sayılı Kanunla eklenen 18/A maddesiyle genel bir düzenleme haline getirilmiş, 7445 sayılı Kanunla ise 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/B maddesiyle kira uyuşmazlıkları ile diğer belli uyuşmazlıklar için ) dava şartı arabuluculuk benimsenmiştir .
Tahkim, Kanunun tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verdiği konuların kapsamında kalması koşuluyla, taraflar arasında doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların, devlet yargısında çözümlenmesi yerine, hakem adı verilen kimseler aracılığı ile çözümlenmesi hususunda tarafların anlaşmasıdır (Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2016, s. 29). Günümüzde gelişen ticaret, iletişim kanallarının artması, ulaşılabilirliğin ülke sınırlarını aşması ile birlikte yoğunlaşan ticari ilişkiler sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde daha hızlı, daha az masraflı ve özellikle ticaret hayatının kesintisiz şekilde devamını sağlayacak nitelikte çözümler bulma arayışı tarafları, devlet yargısına kıyasla, daha avantajlı olarak gördükleri alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan tahkime yöneltmiştir. Tahkimde taraflar kendi iradeleriyle uyuşmazlığın ortaya çıkmasından önce veya uyuşmazlık sonrasında yetkili kıldıkları hakem kararlarını bağlayıcı kılar. Taraflar aralarında bu şekilde bir tahkim anlaşması imzalamışlarsa artık uyuşmazlıklarını tahkim yargılaması yolu ile çözmekle yükümlüdürler. Yargılama sonunda verilecek hakem kararı ise aynı Mahkeme kararları gibi bağlayıcıdır. Tahkim yolunun uygulanabilmesi için tarafların bu konudaki iradelerinin açık bir şekilde ortaya koyulmuş olması gerekir. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın devlet Mahkemeleri yerine hakemler aracılığı ile çözülmesini öngören bir sözleşmedir (Pekcanıtez Usul - Medeni Usul Hukuku, 15. B., C.3, İstanbul, 2017, s. 2596.). Tahkim, özü itibariyle tarafların iradesine bağlı olarak işletilen (ihtiyari ) bir yol olmakla birlikte - zorunlu arabuluculukta olduğu gibi- kanuni düzenlemelerle bazı uyuşmazlıklar için tahkim yoluna gidilmesi (6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (m.51), 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (m.30) , 6502 sayılı Tüketicinin Korunmasına ilişkin Kanun (m.68) gibi ) zorunlu kılınmıştır. Mevzuatımızda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; bu kanunun uygulama alanı dışında kalan uyuşmazlıkları kapsayan milli tahkime ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer verilmiştir. Milli tahkim bakımından tahkime elverişlilik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 408. maddesinde “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişliliğe itiraz, hakem kurulu oluştuktan sonra hakemlere yapılacak, itirazın reddi halinde hakem kararının iptali davasında ileri sürülebilecektir. Tahkime elverişli olmak kaydıyla her konuda herkes tahkim sözleşmesi yapabilir.
Alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarında farklı çözüm yollarıyla birleştirilerek bir arada uygulanabilmektedir.Taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkması hâlinde öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulacağı, uyuşmazlık arabuluculuk aşamasında çözümlenemezse tahkim yoluyla çözüleceğine dair anlaşmalar uygulama ve öğretide “...” (Mediation-Arbitration) olarak ifade edilmektedir.Arabuluculuk-tahkim yolunda taraflar, öncelikle uyuşmazlıklarını arabuluculuk yoluyla çözmeye gayret ederler. Mevzuatımızda benimsenen dava şartı olan arabuluculuk usulü uyuşmazlıkta doğrudan doğruya mahkemelerde dava açılması hali için getirilmiş olup tahkim yargılamasına başvuru için zorunlu arabuluculuk usulü benimsenmiştir. Ancak taraflar tahkim sözleşmesinde tahkim yargılaması öncesinde arabuluculuğa başvuru şartını zorunlu hale getirebilirler. Bu durumda uyuşmazlık çözümünde arabuluculukta anlaşmaya varılmazsa, bundan sonra taraflar tahkime başlarlar. (Mustafa Serdar Özbek, ‘Arabuluculuk ile Tahkim Yöntemlerinin Kesişme Bölgesi: Arabuluculuk -Tahkim’ Ocak 2017 43(1) Yargıtay Dergisi 15, s.15). Bu usulün özel bir şekli olarak "Arabuluculuk Sonrası Tahkim " (Med-Then-Arb) çözüm yolu olarak bilinen yöntem olup burada taraflar önce uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna gidip anlaşma için çözüm arar ,anlaşma gerçekleşmediği durumda tahkim uygulanır. Taraflar, uyuşmazlık çözümü anlaşmasında, uyuşmazlığın öncelikle arabuluculuk faaliyetiyle çözülmeye çalışılacağını, arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamaması hâlinde tahkime başvurulacağını kararlaştırabilir. Arabuluculuk uyuşmazlık çözüm usulünde başarılı olunamadığında tahkim yargısı ile uyuşmazlık hakem tarafından nihai ve bağlayıcı olacak şekilde çözülür. Böylece hem arabuluculuk sürecinden beklenen esneklik hem tahkimde nihai karar verilmesinin bir arada sağlanması mümkün kılınmış olur. Bu usulde arabuluculuk sonrasında tahkim uygulanacağı önceden kararlaştırılmış olup süreçler tamamen bağımsız iki yol olarak, birbirinin içinde erimeksizin varlığını sürdürür.
6325 sayılı kanunun 5(1)’ maddesinde “Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz” hükmü yer almaktadır. Arabuluculuk Kanunun da arabuluculuk yoluna başvuru sonrasında anlaşma olmadığı takdirde bu düzenleme ile kanun koyucu arabuluculuk sonrası tahkime başvurulabileceğinin ve tahkim yargısına başvurunun mümkün olduğunu kabul ettiği bir düzenlemedir. Bu kanuni düzenlemede, arabuluculuğa başvurulan bir uyuşmazlığa ilişkin olarak arabuluculuk sürecinde kısmen veya tamamen anlaşma sağlanamazsa, anlaşma sağlanamayan diğer ihtilaflı konularda tahkim yargılaması yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. Yine Arabuluculuk Etik Kurallarının 5/6 maddesi “(...)arabulucu, gerekli ve uygun gördüğünde, taraflara uyuşmazlıklarını tahkim, tarafsız değerlendirme, danışmanlık veya diğer uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözmeyi düşünmelerini önerebilir.” diyerek arabuluculuk sonrası tahkimin mümkün olabileceğini ve bunun da etik kurallara uygun olduğu ortaya konulmuştur. ... uyuşmazlık çözüm yolunda önemli olan uyuşmazlığın hem arabuluculuk usulüne hemde tahkim yargılamasına elverişli olmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’nun 439. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, hakem kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabilecektir. Aynı maddenin devamında da iptal sebepleri tek tek sayılmıştır. Hakem kararının iptali davalarında iptal sebepleri tahdidi olarak sayıldığından, kararın esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Yargıtay İçtihatları ile de Hakem Heyeti Kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların Hakem Heyeti Kararının iptali davalarında inceleme konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir.
Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması veya tahkimde görülmekte olan uyuşmazlıkta tahkim sözleşmesinin olmadığına ilişkin bir itirazın bulunmaması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece uyuşmazlığın bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında “…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine Hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem Kararı, Devlet Mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklinde belirtildiği üzere Hakem Kararları bağlayıcı ve kesindir.
Taraflar arasında düzenlenen 06.12.2022 tarihli ihtilafların çözümü başlıklı 8. maddesi "Bu sözleşmeden kaynaklanan veya bu sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar, öncelikle Arabuluculuk yolu ile çözümlenecektir. Arabulucu, ... Arabuluculuk Merkezi tarafından atanan arabulucu olacaktır. Arabuluculuk sonucunda tarafların anlaşmaya varamaması halinde bu sözleşmeden kaynaklanan veya bu sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar, İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Tahkim Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla ISTAC nezdinde çözümlenecektir.
Bu sözleşmeden kaynaklanan veya bu sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıklarda İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim Kurallarında düzenlenen Tebligat hükümleri uygulama alanı bulur. Tahkim yeri Ankara, hakem sayısı I(bir), tahkimin dili Türkçe, uyuşmazlığın esasına uygulanacak hukuk ise Türk Hukukudur. Taraflar gerektiğinde ISTAC Acil Durum Hakem Kuralları uyarınca İhtiyati tedbir talep edebilir.
Bu sözleşmede yer almayan konularda, Avukatlık Kanunu'nun Avukatlık Sözleşmesine ilişkin (m.163 vd.) hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanacaktır.
İşbu Sözleşme 8(sekiz) maddeden ibaret olup 06.12.2022 tarihinde Ankara'da dört(4) nüsha olarak tanzim ve imza edilmiş ve imzası bulunan taraflara birer örneği elden teslim edilmiştir." şeklindedir.
Taraflar bu avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta öncelikle arabuluculuk yoluna başvurmuş, sonuç alınamayınca Tahkime başvurmuşlardır. Sözleşmenin ilgili hükmünde uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenememesi hâlinde tahkim yoluyla çözüleceğine dair taraf iradeleri herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olarak belirtilmiştir. Bunun yanında tahkime konu uyuşmazlık avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı ve davacı avukatın davalılara vekaleten yerine getirmeyi üstlendiği avukatlık hizmetinin tüketici işlemi niteliğinde olmadığından tahkime elverişli olup geçerlidir.
Yukarıda açıklandığı üzere alternatif uyuşmazlık çözüm usulü olarak önce Arabuluculuk başvurusunda bulunulup anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında Tahkim (Med-Then-Arb) yargılaması yöntemine gidilmesi mümkün olduğundan tahkime elverişli olan somut uyuşmazlıkta da terditli olarak önce arabuluculuk yoluna gidilip anlaşma sağlanmadığından sonrasında tahkim yargılamasına gidilmesi hukuka uygundur. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede arabuluculuk ve anlaşma gerçekleşmediğinde sonrasında tahkim şartının bulunduğu, uyuşmazlığın sözleşme kapsamında ve tahkime elverişli olduğu, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia, savunma ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun Hakeme ait olduğu azle ilişkin değerlendirmenin esasa yönelik olduğu, dekan olarak görev yapan hakemin tahkim yargılamasında görev almasının hukuka aykırı olmadığı, davacı tarafın tahkim yargılamasında hakem seçimine itirazı olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir (Emsal; Dairemizin 04.11.2025 tarihli ve 2024/3208 E., 2025/5240 K. sayılı ilamı).
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar