Anahtar kelimeler: gabin
**"İçtihat Metni"**
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/22 E., 2025/1394 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/124 E., 2023/437 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; epilepsi rahatsızlığına benzer hastalığı olan 80 yaşında bakıma muhtaç, okuma yazması olmayan müvekkilinin davalı kızı ... ile bir müddet birlikte yaşadığını, davalının müvekkilini ölünceye kadar bakacağına dair kandırarak Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, 1867 parsel sayılı 2 nolu dükkanını çok düşük bedel göstererek sattırdığını ve satış bedelini de kendisinin aldığını, yine müvekkilinin Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, 420 ada, 546 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu dairesini de davalı ...'in hiçbir bedel ödemeksizin 29.11.2013 tarihinde üzerine aldığını ve 01.07.2014 tarihinde de davalının daireyi üçüncü bir kişiye sattığını, davalı ...'in müvekkilinin emekli maaşlarını almakla birlikte kendisini borçlandırdığını, bilahare müvekkilinin davalı kızı ... ile tartıştıktan sonra kız kardeşinin yanına gittiğini, müvekkilinin kız kardeşinin kızı davalılardan ...'nin hileli bir şekilde okuma yazması olmayan müvekkilinden oturduğu Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, 1867 parselde kain 40/4 20... nolu bağımsız bölümün satışına dair vekaletname aldığını ve vekili olarak müvekkilinden habersiz şekilde dairesini davalılardan müvekkilinin diğer kızı ...'ye anlaşmalı olarak bedelsiz olarak sattığını, davalı ...'nin de taşınmazı 09.04.2015 tarihinde başkasına sattığını, davalı ...'nin müvekkilini ölünceye kadar bakacağı vaadiyle yanına aldığını, kendisine kötü davranılan müvekkilinin evi terkettiğini, müvekkilinin yaşlılığından, okuma yazma bilmemesinden, sık sık bayılmaya dayalı unutma rahatsızlığından yararlanıldığını ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada, Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, 420 ada, 546 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu dairenin ve ... Mahallesi, 1867 parsel sayılı 2 nolu dükkan vasıflı taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerlerinin tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilini, Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, 1867 parsel sayılı 5 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibarıyla değerinin tespiti ile şimdilik 25.000,00 TL'nin işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 28.12.2022 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı ... yönünden 1.000,00 TL olan tazminat bedelini 191.000,00 TL artırarak 192.000,00 TL'ye, davalılardan ... ve ... yönünden 25.000,00 TL olan tazminat bedelini 180.000,00 TL artırarak 205.000,00 TL'ye yükselterek dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkillerinden ... ve ...'in davacının öz kızları, diğer müvekkili ...'nin ise davacının ablasının kızı olduğunu, satılan taşınmazların müvekkillerinin babalarından kalan mallar olduğunu, davacının özgür iradesiyle ölen eşinden kendisine kalan malvarlığını çocukları arasında bağışlama suretiyle taksim ettiğini, 16 yıl boyunca davacının müvekkili ...'de kaldığını, bu süre boyunca müvekkilinin kendi kazancı ile davacının emekli aylıklarının beraber geçimlerini temin etmek amacıyla kullanıldığını, Bayrampaşa'da oturdukları evin altındaki dükkanı davacının kendisinin sattığını ve bedelinin davacıya elden verildiğini, bu paranın bir kısmının davacının borçları için harcandığını, bir kısmının ise müvekkili ...'den aldığı ziynet eşyaları ve kredi borcunun kapatılmasına karşılık olarak kendi rızasıyla verildiğini, davacının müvekkili ...'in yanından ayrıldıktan sonra kardeşinin yanına geçtiğini, buradan da yeğeni olan müvekkili ...'nin evine geçtiğini, davacının tanıkların huzurunda tüm çocuklarına malvarlığından bir miktar verdiğini, sadece kızı ...'ye hiçbir şey vermediğinden dairesini devretmesi için davacının yeğeni müvekkili ...'ye vekaletname verdiğini, bunun üzerine müvekkili ...'nin vekaletnameye dayanarak davacının isteği üzerine hiçbir bedel almaksızın daireyi diğer müvekkili ...'ye devrettiğini, davacının işbu devir işleminden sonra müvekkili ...'de kaldığını, davacının dört kızına da babalarından kalma malvarlıktan verdiğini, davacının şu an yanında yaşadığı kızı Saliha'nın baskısı ile işbu davayı açtığını, bu durumda bağışlamanın geri alınmasını gerektiren geçerli bir sebep olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tanık beyanlarına yer verildiği, davalıların tanık beyanlarının Mahkemece toplanan diğer deliller nazara alındığında samimi bulunmayarak hükme esas alınmadığı, davacının epilepsi rahatsızlığına benzer sık sık bayılma ve unutkanlık rahatsızlığı nedeni ile bakıma muhtaç olduğu, iki adet emekli maaşı aldığı, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 19.04.2023 tarihli raporunda, davacının satış tarihleri olan 29.11.2013, 25.11.2013, 17.02.2015 tarihlerinde fiili ehliyetine haiz olduğunun belirtildiği, davalıların cevap dilekçelerinde zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazında bulunmadıkları, yaşanan süreçlerde davacının kandırılarak iradesinin sakatlandığı, davanın hak düşürücü süre geçmeden açıldığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak 192.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, davalılardan ... ile davalı ...'den 205.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan 19.04.2023 tarihli rapora göre; davacının satış tarihleri itibarıyla fiili ehliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, dava dilekçesindeki diğer hukuksal nedenler yönünden inceleme yapmak gerektiği, davada; hata, hile, tehdit, gabin gibi birden fazla hukuksal nedene dayanıldığı, davalıların, davacının hileye maruz kalmadığını, işlemleri kendi iradesi ile yaptığını, davacının mallarını çocukları arasında paylaştırma kastı ile hareket ettiğini ileri sürdükleri, İlk Derece Mahkemesince davacı tanıklarının beyanları ve diğer deliller esas alarak davacının kandırılmak suretiyle iradesinin sakatlandığının kabul edildiği, davalı tanıklarının beyanlarının kabul edilmediği, davacı ve davalılar tanıklarının beyanları incelendiğinde; davacı ile davalılardan ...'in uzun yıllar birlikte yaşadıkları, bizzat davacı tanıklarından ... ve A.Y.nin, ... Mahallesindeki 9 nolu dairenin kredi ile alındığı ve aslında ...'in kocası Metin'e ait olduğu, Metin kredi çekemediği için davacının kredi çektiği ve tapunun üzerine çıktığını beyan etmeleri karşısında bu taşınmazın hile ile davalı ...'e devredildiği iddiasının ispatlanamadığı, diğer taşınmazlar yönünden ise davacının, ölünceye kadar bakılacağı söylemiyle kandırıldığına dair tanık beyanlarının görgüye değil duyuma dayalı olduğu ve hükme esas alınamayacağı, satış bedellerinin davalılar tarafından alındığının somut delillerle ispat edilemediği, davacının yanında kaldığı çocuklarından kendi hür iradesi ile ayrıldığı, davacıya kötü davranıldığına dair de somut vakıa içerir tanık beyanının bulunmadığının tespit edildiği, davacının bakımının yapılacağı yönünde kendisinin kandırıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, davacının iradesine uygun olarak satış işlemlerinin yapıldığı, hile olgusu oluşmadığı halde Mahkemenin aksi yöndeki gerekçe ile davacının iradesinin sakatlandığından bahisle davanın kabulüne karar vermesi ve davada dayanılmayan muvazaa ve vekaletnamenin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine ilişkin gerekçe oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının, davalı kızları ... ve ... tarafından ölünceye kadar bakılacağı sözleri ile kandırıldığını ispat edemediği, işlem tarihlerinde hukuki ehliyetinin de bulunduğu, bunun dışında davacının ne gibi bir zor durumu olduğu ve hangi zor durumundan yararlanıldığının ispat edilemediği, bu haliyle gabinin şartlarının oluşmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan, vekil aracılığı ile yapılan temliki tasarruflarda gabin hukuksal nedenine dayanılamayacağı gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı ...'in dairenin bedelinin kendisi tarafından ödendiğini ispatlayamadığı gibi dükkanın satış bedelini kendisinin aldığını duruşmada ve dosyada ikrar ettiğini, davalarında muvazaa ve vekaletnamenin kötüye kullanılması dahil olmakla tüm hata, hile benzeri irade sakatlığı hukuksal sebeplere dayanıldığını, hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğunu, davalı ...'in diğer çocuklardan mal kaçırmak için davacıya baskı yaparak, onu ölünceye kadar bakacağı vaadiyle kandırmak suretiyle dükkanını ve dairesini sattırdığını, davalı ...'in tüm borçları hatta evin tüm faturalarını müvekkilinin üzerine yaparak borçlandırdığını, müvekkilinin davalı kızı ... ile yaşadığı kötü olaylardan sonra kız kardeşinin yanına Bursa'ya gittiğini, müvekkilinin yeğeni davalı ...'nin, müvekkilini yanıltmak, kandırmak suretiyle hileli bir şekilde fatura borçlarını ödeme bahanesi ile aldığı vekaletname ile vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle dava konusu 5 numaralı daireyi davalı ...'ye bedelsiz devrettiğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, davalının taşınmazın bedelini alıp annesine vermediğini ikrar ettiğini, her sağlıklı insanın hileye ve hataya düşebileceğini, kaldı ki, müvekkilinin olay tarihinde yaşlı ve ciddi sağlık problemleri yaşadığını, hata, hile, gabin, aldatma, yanılma ve yanıltmanın her türlü delil ile ispat edilebileceğini, dava konusu iki dairenin bedelsiz devralındığını ve dava konusu dükkanın da bedelinin davalı ... tarafından alındığını, tüm bu işlemlerin davalıların sırf diğer kardeşlerinden mal kaçırmak kastıyla muvazaalı olarak yapıldığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hileye dayalı tazminat ve vekilin hesap verme yükümlülüğü uyarınca satışı yapılan taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 612/1 maddesi gereği, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmayacağı hüküm altına alınmış olup, davacı ile davalılar arasında geçerli bir bakım sözleşmesinin olmadığının sabit olduğu, davacının bakımının yapılacağı yönünde kendisinin kandırıldığı iddiasını kanıtlayamadığı, tüm dosya kapsamından davalılardan ... yönünden davanın reddi kararının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesine göre; Hakim, Türk hukukunu re'sen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Davacı vekili, her ne kadar davasını birçok hukuki sebebe dayandırmış ve Mahkemece de hile ve gabine ilişkin değerlendirme yapılarak, davada dayanılmayan vekaletnamenin kötüye kullanılması hukuksal nedenine ilişkin gerekçe oluşturulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve talep sonucu dikkate alındığında; davalılardan ... ve ... yönünden davanın vekilin hesap verme yükümlülüğü uyarınca satışı yapılan taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
TBK'nın 506. maddesi gereği, vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. Aynı Kanunun 508. maddesinde göre, vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür. Anılan hüküm gereğince faize hükmetmek için davalının ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Bu itibarla davacı, kendisine vekaleten tahsil edilen miktarların davalı tarafından alıkonulduğu süreler nedeniyle işlemiş faiz alacağını da talep edebilir.
Vekilin, vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme yükümlülüğü olduğundan davalı vekil ...'nin, satış bedelini aldıktan sonra davacıya ödeme yaptığını ispatla mükelleftir. Başka bir deyişle, davada ispat yükü vekil olan davalıdadır. Davalı ...'nin gerek hesap verme ve gerekse, özen ve sadakatle iş görme yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığının saptanabilmesi için, taşınmazın geçerli bir şekilde devrinin sağlandığı 17.02.2015 tarihindeki koşullar ve özellikle taşınmazın o tarihteki rayiç değeri göz önünde tutulmalıdır.
Dosyanın incelenmesinde, davalılardan ...'nin davacıdan aldığı 13.02.2015 tarihli Düzenleme Şeklinde Vekaletname doğrultusunda İstanbul İli, Bayrampaşa İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde vaki ve kain tapunun 13 pafta, 1867 parsel numarada kayıtlı 40/420 arsa paylı birinci kat, 5 numaralı meskenin satışı sonucunda taşınmazın satış bedelini davacıya teslim etmesi gerekirken, davalıların ikrarı ile sabit olduğu üzere; taşınmazın 17.02.2015 tarihinde davacıya vekaleten davalılardan ... tarafından 70.000,00 TL bedel gösterilmek suretiyle bedelsiz olarak davacının kızı diğer davalı ...'ye satıldığı, davalılardan ...'nin de işbu taşınmazı 09.04.2015 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye sattığı anlaşılmıştır.
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Kanun maddesi emredici nitelik taşıdığından, hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa, bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış, daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.Tüm dosya kapsamından, davacının dava konusu taşınmazın satışı için davalı ...'yi vekil tayin ettiği, taşınmazın davalı vekil tarafından diğer davalı ...'ye satışının gerçekleştirildiği, davalı vekil ...'nin 6098 sayılı Kanunun 508. maddesi gereğince vekalet sözleşmesi gereği aldığını vekil edene vermek ile sorumlu olduğu, ancak davalı ...'nin vekalet görevini kötüye kullanarak satış bedelini davacıya teslim etmediği, vekaleten satılan taşınmazın bedelsiz olarak taksime konu edildiğinin ispatlanamadığı, davalı ... ve ...'nin el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin anlaşıldığı, yargılama sırasında alınan 14.03.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda, resmi senette belirtilen bedelin gerçekçi olmadığı, işbu taşınmazın davalılardan ... tarafından diğer davalı ...'ye satıldığı tarih olan 17.02.2015 tarihi itibarıyla değerinin 195.000,00 olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından Mahkemece, davaya konu taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeli yani 195.000,00 TL üzerinden davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın hatalı gerekçe ile tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1 maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.