Anahtar kelimeler: tefecilik
**"İçtihat Metni"**
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3209 E., 2025/2447 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/437 E., 2024/610 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkiliyle dava dışı ...'un, borçlunun ..., alacaklının müvekkili olduğu 250.000,00 TL bedelli 31.03.2022 vade tarihli düzenleme şeklinde borç senedi tanzim edilmesi için 02.02.2022 tarihinde ... . Noterliğine gittiklerini, ...'in kimlik kartının eski olması nedeniyle işlemin yarıda bırakılıp ertesi gün tamamlandığını, borç senedi tanzim edilince daha önce ... tarafından keşide edilerek verilmiş bonoların Noterde iken müvekkili tarafından ...'e iade edildiğini, müvekkilinin vade tarihi geldiğinde düzenlenen borç senedin de alacaklı kısmında adının yazılı olmadığını gördüğünü, bu haliyle senedin hiçbir değeri olmadığını, ...'in de durumdan haberdar olunca borcunu inkar edip müvekkilini tefecilik suçlamasıyla savcılığa şikayet ettiğini, müvekkilinin Notere ihtar çektiğini, işleme resmiyet kazandıran Noter katibi ... ile Noter hakkında görevi kötüye kullanmaktan suçundan soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin davalının kusuru nedeniyle ilam niteliğindeki belgeden mahrum kaldığı gibi bonolardan da olduğunu ileri sürerek; 250.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 03.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; senet borçlusunun şikayetiyle davacının alacaklı olduğunu zaten kabul ettiğini, ancak ödemek niyetinde olmadığını, zira senet borçlusunun noterliğe başvurması halinde işlemin tek taraflı olarak düzeltilebileceğini, işlemi yapan katibin durumu fark edip aradığı, ...'in işlemi düzeltmeyeceğini bildirdiğini, davanın işlemin tarafı olmadığı gibi zarara uğramadığını, işlemin düzenleten kişi olan ...'in iradesi doğrultusunda yapıldığını, bonoların Noter huzurunda verildiği ve ... tarafından imha edildiği iddiasının doğru olmadığını, öte yandan borç senedinin bizatihi varlığının alacağın mutlaka tahsil edileceği anlamına gelmediğini, zira borçlunun malvarlığı durumuna göre tahsil kabiliyetinin olmayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; noterin hukuki sorumluluğundan bahsedilebilmesi için noterin veya çalışanın bir eyleminin bulunması ve bu eylemden kaynaklanan bir zararın oluşması gerektiği, davacının ...'e karşı hukuki yollara başvurduğu yönünde dosyada bir delilin bulunmadığı, buna göre mevcut durumda davacının zararının bulunup bulunmadığının belli olmadığı, davacının zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; düzenleme şeklindeki borç senedinin ilam niteliğinde belgelerden olup ilamlı icraya konu edilebileceği, davalının kusuruyla davacının alacağını ilamların icrasına ilişkin hükümlere göre tahsil etme imkanını kaybettiği ve bu ihmal sonucu davacının teslim ettiği bonoların bedeli kadar zarara uğradığı, soruşturmanın sonucunun davaya katkı sağlamayacağı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 250.000,00 TL maddi tazminatın 03.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Mahkemenin zararın varlığının araştırılmasına dahi gerek görmeden doğrudan noteri sorumlu tutan bir karar verdiğini, bonoların teslim edildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığını, tersine kamera kayıtlarının aksini gösterdiğini, Mahkemenin kamera kayıtlarını hiç incelemediğini, noter ve katip hakkında başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, tefecilik gibi alacağın aslının dahi şaibeli hale getiren iddialar varken zararın oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, belgenin eksik olmasının yok sayıldığı anlamına gelmediğini, alacaklının sadece ilamların icrasına ilişkin hükümlere göre tahsil imkanını kaybettiğini, belgenin halen geçerli olup takip kabiliyetinin bulunduğunu, dosyada maddi zararı ispatlayan hiçbir delil bulunmadığını, tefecilik soruşturmasının beklenilmesi gerektiğini, kamera kayıtlarına göre senedi davacının da incelediğini, isminin yazılmadığını görmemesinin kendi kusuru olduğunu, ...'e karşı hukuki yollar tüketilmeden müvekkiline karşı dava açılmasının hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, senedin tahsili garanti etmediğini, borçlunun senet tam olsaydı dahi davacıyı şikayet edebileceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, noterin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı ...'in kendisine olan borcu nedeniyle noterde düzenleme şeklinde tanzim ettiği borç senedinde, Noter katibinin kusuruyla adının alacaklı olarak yazılmamış olmasının, aynı borca ilişkin önceden keşide edilen bonoların imha edilmesi ve borçlunun da borcunu inkar etmesi nedeniyle alacağını tahsil edemez hale gelerek zarara uğradığını iddia etmiştir.
Noter katibinin soruşturma dosyasındaki ifadesinde; davacı ile dava dışı ...'in birlikte gelerek, davacının alacaklı olacağı bir borç senedi tanzim edilmesini talep ettiklerini, alacaklı kısmının sehven boş bırakılmış olduğunu işlemden sonra farkedip ...'e haber verdiğini beyan ettiği, davacının var olan bonoların imha edildiği yönündeki iddiasına dair bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince; her ne kadar davacının alacağını ilamların icrasına ilişkin hükümlere göre tahsil imkanını kaybetmesi nedeniyle ve imha edilen bonoların bedeli kadar zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; alacağın ilam niteliğinde belgeye bağlanmış olması, davacının mutlak surette alacaklı olduğu veya alacağın mutlaka tahsil edileceği anlamına gelmediği gibi, alacağın ilamlı icraya konu edilememesi de alacak hakkının kaybedildiği yahut alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez.
Para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi gereği icra hukuku anlamında ilam mahiyetine haiz belgelerden ise de ilam değildir. Bu nedenle hukuk dünyasında maddi kesinlik arz etmezler. İlamlardan farklı olarak, menfi tespit davasının konusunu oluşturabilirler.
Somut olayda; davacının, dava dışı ...'e karşı alacağını tahsil etmek amacıyla var olan hukuki yolları tüketmeden davalıya karşı eldeki tazminat davasını açtığı, öte yandan ...'in de tefecilik iddiasıyla borcu inkar ederek davacı hakkında şikayette bulunduğu sabittir.
Davadaki haklılığın dava tarihindeki fiili ve hukuki duruma göre belirleneceğine ilişkin genel hukuk ilkesi gözetildiğinde, dava tarihinde davacının dava dışı Nimetten alacaklı olup olmadığının dahi belli olmadığı, alacağını ...'ten tahsil etmek amacıyla hiçbir hukuki yola başvurmadığı, dolayısıyla haksız fiil sorumluluğunun zarar unsurunun dava tarihinde gerçekleştiğinin söylenemeyeceği açıktır.
Şu halde, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının, önce ...'e karşı hukuki yolları tüketip ondan sonra varsa zararının tazminini davalıdan istemesi gerektiği, dava tarihinde zarara uğrayıp uğramadığının belli olmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, salt ilamların icrası hükümlerine göre tahsil olanağının kaybedilmiş olması ve delil olmadığı halde bonoların imha edilmiş olması nedeniyle bono bedeli kadar zararının bulunduğu yönündeki hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.