Ana içeriğe atla

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · Esas 2025/5170 · Karar 2025/5955

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 07.12.2025 Yayınlanma
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 07.12.2025 Esas No: 2025/5170 Karar No: 2025/5955

Anahtar kelimeler: Komplikasyon

**3\. Hukuk Dairesi         2025/5170 E.  ,  2025/5955 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1308 E., 2024/1640 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/250 E., 2022/69 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 09.02.2013 tarihinde davalı hastanenin kadın hastalıkları uzmanı tarafından operasyona alındığını,operasyon sonrası ağrılarının fazlalaştığını ve doktorun talimatı ile hemşire olarak görev yapan diğer davalı ..... tarafından ağrı kesici iğne yapılmak üzere iğne odasına götürüldüğünü, davalı hemşirenin, müvekkilinin hazır duruma gelmesini beklemeden iğneyi yapmaya başladığını, iğnenin sinir ucuna geldiğini ve davacının tepkisine rağmen durmaksızın ilacın tümünü hızla enjekte ettiğini,müvekkilinin sol ayağının hissizleştiğini ve ayağa kalkmakta zorlandığını, müvekkilinin, durumu hemen bildirmesine rağmen müdahalenin geç ve eksik yapıldığını, bu durum sebebiyle başka bir hastanede ameliyat ve tedavi olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla maddi zararın belirlenerek şimdilik 10.000,00 TL'nin olay tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri; işlem sırasında ve sonrasında gerekli dikkat ve özenin gösterildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli kararıyla; tedaviyi uygulayan hastanenin ve hemşirenin davaya konu tedavinin çeşitli aşamalarında özen yükümlülüklerini ihmal etmek suretiyle hukuki sorumluluklarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli kararıyla, iğne uygulamasından bir gün sonra çekilen MR raporunda, sinir içinde sıvı olduğu, bu durumda iğnenin doğru bölgeye yapılmadığı, iğne doğru bölgeye yapılmakla birlikte voltren ampulun böyle bir yan etkisi görüldüğü ya da davacının sinir yapısı diğer insanlara göre glutiel bölgede yakın geçtiği şeklinde üç ihtimalin olduğu, bu üç ihtimalin gerek adli tıp raporunda gerekse üniversitelerden seçilen bilirkişi heyeti raporunda açık bir şekilde incelenmediği, özellikle 10.2.2013 tarihli MR cd'si çercevesinde ayrıntılı değerlendirilmediği, raporların hüküm kurmaya yeterli ve kesin kanaate ulaşmaya elverişli olmadığı, davalıların kusurlu olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti gerektiği, bu nedenle, üniversitelerden seçilecek içinde kimyager, radyolog ve ortopedi, nöroloji uzmanlarından oluşan heyetten gerekirse davacının fizik muyeneside yapılmak sureti ile rapor alınması gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket hastanesinde davalı hemşire tarafından tedavi sırasında yapılan uygulamanın genel tıp kuralları içinde bulunduğu anlaşılmış olduğu, enjeksiyonun yapılış tekniğinin, yapılış açısının, uygulanan bölgenin ya da uygulanan iğne ve dozajın uygun olmadığına dair tıbbi bir delil ve tespitin dosya kapsamında mevcut olmadığı, enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da bu tür bir vakıanın tıp literatürüne göre öngörülemeyecek ve önlenemeyecek, herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, davalıların davaya konu tedavinin çeşitli aşamalarında özen yükümlülüklerini ihmal etmek suretiyle hukuki sorumluluklarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporlar ile davacı tarafça dosyaya ibraz edilen uzman görüşü arasındaki çelişkilerin giderildiği, her ne kadar heyet raporunda bilirkişilerden mikrobiyoloji uzmanı tarafından "karşıt görüş" şeklinde rapora yönelik şerh düşülmüşse de, karşıt görüşünde açıkça; "Söz konusu olayda; olayın, enjeksiyona bağlı, enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olabileceği ve gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi durumunda da, bu gelişen durumun önüne geçilemeyebileceği" şeklindeki görüşünün, çoğunluk görüşünün "Sonuç" kısmının, 3 nolu bendi ile uyumlu olduğu, bu haliyle de alınan bilirkişi kurul raporu ile çeşitli nedenlerle nöropatinin gelişebileceği, gelişen nöropatinin; enjeksiyon uygulamalarının, her türlü özene rağmen görülebilecek, daha önceden öngörülüp önlenemeyecek komplikasyonu olarak değerlendirildiği, dolayısıyla gerek enjeksiyon uygulanması talimatını veren hekime, gerekse enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline tıbben kusur veya ihmal izafe edilemediğinin tespit edildiği gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, eksik inceleme ile raporlar ve uzman görüşü arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, vekili olan davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda; dosya kapsamında alınan raporlarda ve dosyaya alınan raporlar ile davacı tarafça sunulan uzman görüşü arasındaki çelişkiyi gideren karara esas alınan bilirkişi raporunda; olayın enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu, enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına, hastaya verilen pozisyonun yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uygunsuzluğuna dair dosyada herhangi bir tıbbi delil bulunmadığı, bahse konu komplikasyonun tanı ve tedavisine yönelik davalı hastanece gerekli girişimlerin yapılmış olduğu, davalı hemşire ve hastaneye atfı kabil bir kusur olmadığının değerlendirildiği, ayrık görüş sunan mikrobiyoloji uzmanı raporunda da gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi durumunda da, bu gelişen durumun önüne geçilemeyebileceğinin değerlendirildiği, bu haliyle raporlar arasında çelişki olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar