Ana içeriğe atla

Danıştay 3. Daire · Esas 2025/2523 · Karar 2026/237

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 27.01.2026 Yayınlanma
Danıştay 3. Daire 27.01.2026 Esas No: 2025/2523 Karar No: 2026/237

Anahtar kelimeler: vergi

**Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2025/2523 E.  ,  2026/237 K.**
**"İçtihat Metni"**

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/2523
Karar No:2026/237

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediyesi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mülkiyeti davalı Belediyeye ait Şanlıurfa ili, Eyyübiye ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... parselde bulunan 14.101,64 m² yüzölçümlü taşınmazın 02/11/2023 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulüyle satışına ilişkin ihalenin dava dışı üçüncü kişi üzerinde bırakılmasına dair ... tarih ve ... sayılı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın, ihale ile satışı yapılan taşınmazda davacının yapı kayıt belgesine dayanılarak hukuken kabul edilebilir öncelikli alım hakkının bulunup bulunmadığı ve ihalenin usulüne uygun biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin olduğu;
Davacının yapı kayıt belgesine dayanarak davalı idareye taşınmaz için satış talebinde bulunmadığı ve/veya bu yönde tesis edilmiş bir işleme karşı dava açtığına ilişkin dosyada bilgi belge bulunmadığı, ayrıca yapı kayıt belgesinin dava konusu taşınmazda yer alan yapıların bazılarını (çelik yapıları) kapsamadığı, zira bunların 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı, bu haliyle davacının dava konusu taşınmazı öncelikli satın alma konusunda bir hakkı bulunduğundan bahsedilemeyeceği, diğer yandan, uyuşmazlığa konu taşınmazın davalı idarenin mülkiyetinde olduğu, davalı idarece söz konusu taşınmazın ilgili mevzuata uygun olarak ihale yoluyla satışa çıkarıldığı;
Bu durumda, yapı kayıt belgelerinden elde edilecek gelirler ile şehirlerin yeniden inşa edileceği, dönüşüm projelerine finans sağlanarak dönüşümün daha hızlı ve etkin yapılması amacıyla yürürlüğe konulan imar barışı kapsamında, Anayasa'daki mahalli idareler arasında olan ve mahalli müşterek ihtiyaçların giderilmesine yönelik birden fazla faaliyet yürüten belediyelerin de, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi uyarınca satışı talep edilen taşınmazların, talep sahibi kişilere satılıp satılmayacağı hususunda takdir yetkisi bulunduğu, aksi yorumun, düzenli kentleşmeyi sağlamak, beldenin konut, sanayi ve ticaret alanı ihtiyacını karşılamak, belediye ve mücavir alan sınırları içinde, imarlı ve alt yapılı arsalar üretmek, konut, toplu konut yapmak gibi hizmetlerin yürütülmesi konusunda belediyelere verilen görev ve yetkilerin kullanılamamasına neden olabileceği, buna göre davalı idarenin yargı kararıyla dava konusu taşınmazı davacıya satmaya zorlanamayacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın zilyetliğinde bulunduğu, bu taşınmazın üzerindeki yapılar için 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi aldığı, söz konusu belgeye istinaden anılan taşınmazın tarafına doğrudan satılması talebiyle 26/12/2018 tarihinde davalı idareye başvurduğu, başvurusuna olumlu veya olumsuz bir cevap verilmediği, ilgili mevzuat uyarınca yapı kayıt belgesine istinaden doğrudan satış durumlarında belediyelerin takdir yetkisinin bulunmadığı, mevzuatın emredici olduğu, yapı kayıt belgesinin halen geçerli olduğu, dava konusu ihaleden 30/04/2024 tarihinde haberdar olduğu, Mahkemece yeterli inceleme yapılmadığı, gerekçenin soyut ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davalı idare tarafından, 02/11/2023 tarihinde mülkiyetinde bulunan Şanlıurfa ili, Eyyübiye ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan 14.101,64 m² yüzölçümlü taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulüyle satışına ilişkin ihale gerçekleştirilmiş, anılan ihale ... tarih ve ... sayılı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Encümeni kararı ile dava dışı Sınırlı Sorumlu ... Kooperatifi üzerinde bırakılmıştır.
Söz konusu ihaleden 30/04/2024 tarihinde haberdar olduğunu beyan eden davacı tarafından, anılan ihale ile belediye encümeni kararının iptali istemiyle 07/05/2024 tarihinde davalı idareye başvuru yapılmış, söz konusu başvuru ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, söz konusu taşınmazın üçüncü kişiye satışına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı kural altına alınmıştır.
Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçesinin, süre aşımı yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, süre aşımı hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, süre aşımı bulunan hallerde davanın reddedileceği kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usule tabi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına ilişkin kural, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idari davalara yöneliktir.
Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idari işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Bu kapsamda, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hallerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil, ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, uyuşmazlığa konu ihaleden 30/04/2024 tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği görüldüğünden, dava açma süresinin 30/04/2024 tarihini izleyen günden itibaren başladığının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, 30/04/2024 tarihini izleyen günden itibaren otuz günlük dava açma süresi içinde, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı da dikkate alındığında, en geç 30/05/2024 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 14/06/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının uyuşmazlığa konu ihaleden ve dava konusu işlemden söz konusu işlemlerin iptali istemiyle davalı idareye başvuru yaptığı 07/05/2024 tarihinde haberdar olduğu kabul edilse dahi bakılan davanın süresinde olmadığı açıktır.
Bu itibarla, işbu davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek verilen davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin reddine,
2\. Davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6\. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 28/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi ile devamı maddelerinde “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan Kanun'un 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda da ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Bu durumda, özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma süreleri öngörülmüş olan idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri idare tarafından ilgililerine bildirim yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.
Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında, "(...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, 'özel dava açma süresine tabi bir idari işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tabi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği' yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu ihalenin 02/11/2023 tarihinde gerçekleştirildiği, ... tarih ve ... sayılı Büyükşehir Belediye Encümeni kararı (ihale komisyonu kararı) ile anılan ihalenin dava dışı üçüncü kişi üzerinde bırakılmasına karar verildiği, davacı tarafından anılan ihaleden 30/04/2024 tarihinde haberdar olduğunun beyan edildiği, 07/05/2024 tarihinde anılan ihalenin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun 08/05/2024 tarihinde reddi üzerine 14/06/2024 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda ihale komisyonu kararında bir kayıt bulunmayan ve ihalenin hiçbir aşamasında bu konuda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, söz konusu ihale komisyonu kararının iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, davacının ihale komisyonu kararından kendi beyanı üzerine 30/04/2024 tarihinde haberdar olduğu dikkate alındığında, öğrenme tarihinden (30/04/2024) itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde 14/06/2024 tarihinde açılan davada, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının, esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar