Ana içeriğe atla

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · Esas 2024/6126 · Karar 2025/6624

Eklenme tarihi: 28 Nisan 2026 26.10.2025 Yayınlanma
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 26.10.2025 Esas No: 2024/6126 Karar No: 2025/6624

Anahtar kelimeler: urfa

**8\. Hukuk Dairesi         2024/6126 E.  ,  2025/6624 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/1 E., 2018/45 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları vekili, müdahiller ... ile ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, 12, 13, 20... parsel sayılı taşınmazlar yüzölçümleri belirlenmeksizin Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından Köy Tüzel Kişiliği ve ... aleyhine ayrı ayrı açılan men'i müdahale davaları ve diğer davacıların açtığı men'i müdahale davaları, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde dava konusu parsellerin tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davası bu dosya ile birleştirildiği halde davacı ... karar başlığında gösterilmeden, 12... sayılı parsellerin ... oğlu ..., 13... sayılı parsellerin ise ... ve müşterekleri adına payları oranında tesciline karar verilmiştir. Karar başlığında gösterilen ilgililere tebliğ ile 23.03.2009 tarihinde kesinleştirilerek, dosya Tapu Sicil Müdürlüğüne devredilmiştir. ... mirasçıları ..., ... ve ...; murislerinin açtığı davanın görevsizlikle Kadastro Mahkemesinin 1986/3 ve 4 Esas sayılı dosyalarına aktarıldığı ve bu dosyalarda görülen davalarının 1973/179 Esas sayılı dosya ile birleştirildiği halde kendilerinin 1973/179 Esas, 2009/4 Karar sayılı ilamın başlığında gösterilmediğini, taraf teşkili sağlanmadan ve davaları hakkında inceleme yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek, kararı sonradan haricen öğrendiklerinden bahisle hükmü temyiz etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince temyiz talebi üzerine 1973/179 Esas, 2009/4 Karar sayılı kesinleşmiş ilam üzerinden 11.06.2009 tarihinde verilen ek karar ile davacı ... mirasçılarının dava ve temyizine konu 12, 13, 20... sayılı parsellerle ilgili davanın bu dosyadan tefriki ile Mahkemenin 2009/1 Esas sayılı dosyasına kaydedilerek davalarının bu dosya üzerinden yürütülmesine, Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkmesince görevsizlik kararı verilerek 1973/179 Esas sayılı dosya ile birleşen 1986/3 ve 4 Esas sayılı dava dosyaları ile dava konusu ettikleri 12, 13, 20... sayılı parseller açısından davacı ... mirasçılarından bir kısmı kararı temyiz ettiğinden bu parseller yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.10.2012 tarihli ve 2012/5177 Esas, 2012/7729 Karar sayılı ilamıyla usule ilişkin nedenlerle bozulmuş; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " davacılar ile davalılar arasındaki uyuşmazlık konusunun taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı ... 'un fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu ... köyü 12/B harfi ile gösterilen 61.664,26, 13/B harfi ile gösterilen 107.459,23, 20/B harfi ile gösterilen 165.960,42 metrekare yüzölçümündeki kısımlar ile ... köyü 32 parselin tamamı olduğu, kalan taşınmaz bölümlerinde davacı ... 'un davasının olmadığı, bu kısımlar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen 1973/179 Esas, 2009/4 Karar sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden ilam doğrultusunda karar verildiği, davacı ve davalıların dayanak tapu kayıtlarının ise dava konusu taşınmazları kapsamadığı ve kadastro çalışmaları sırasında yüzölçümünden çok fazla parsele revizyon gördüğü, davalılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleşmediği, davanın niteliği gereği malik hanesinin re'sen tespit edilmesi gerektiği, dava konusu ... köyü 12/B harfi ile gösterilen 61.664,26, 13/B harfi ile gösterilen 107.459,23, 20/B harfi ile gösterilen 165.960,42 metrekare yüzölçümündeki kısımlar ile ... köyü 32 parselin tamamının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Hazine adına tesciline, müdahillerin dayanak Zilhicce 1276 tarih sıra no; 1 ila 16 nolu tapu kayıtlarının hükmen iptal edildiği anlaşıldığından bu tapu kayıtlarına dayanarak hak talep edilemeyeceği" gerekçesiyle davacılar ve müdahillerin davasının reddine, dava konusu 12 nolu parselde fen bilirkişisi ...'nün 27.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda 12/A harfi ile gösterilen 150.824,60 m² yüzölçümündeki kısmın ... oğlu ... adına; 12/B harfi ile gösterilen 61.664,26 m² yüzölçümündeki kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına; dava konusu 13 nolu parsel sayılı taşınmazda 13/A harfi ile gösterilen 329.468,26 m² yüzölçümündeki kısmın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına, 13/B harfi ile gösterilen 107.459,23 m² yüzölçümündeki kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına; dava konusu 20 nolu parselde 20/A harfi ile gösterilen 503.489,72 m² yüzölçümündeki kısmın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına, 20/B harfi ile gösterilen 165.960,42 m² yüzölçümündeki kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına; dava konusu 32 nolu parselin tamamı 122.226,76 m² yüzölçümünde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve arkadaşları vekili, müdahiller ... ile ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin 1973/179 Esas, 2009/4 Karar sayılı dava dosyasında ... köyü 1 ilâ 48 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yapılan yargılama sonucunda, tarafların sulh anlaşmaları doğrultusunda hüküm kurulmuş; ancak davacı ... 'un davası yönünden karar verilmemiş olup bunun üzerine yapılan temyiz istemi neticesinde, dava konusu 12, 13, 20... parsel sayılı taşınmazlar yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiş, temyize konu edilmeyen diğer dava konusu taşınmazlar yönünden ise hüküm kesinleştirilerek tapuya tescil işlemi yapılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda uyuşmazlık esas yönünden çözülmeden sulh ile sonuçlandırılmış olup, İlk Derece Mahkemesince keşif yapılmaksızın sulh ile sonuçlanan İlk Derece Mahkemesi kararındaki tapu kayıt uygulamasının hükme esas alınması hatalı olduğu gibi, kadastro davalarında, taşınmazın tamamının davalı olduğunun kabulü gerekirken, davacı ... 'un dava ettiği taşınmaz bölümlerinin dava konusu olduğu kabul edilerek karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Ayrıca, müdahiller ve davalı ...'in dayanak Zilhicce 1276 tarihli, 1 ilâ 16 sıra numaralı tapu kayıtlarının hükmen iptal edildiği kabul edilmiş ise de; hükmen iptale ilişkin Urfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.04.1945 tarihli ve 1/266 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi kararı dosya arasında bulunamamış; ancak İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına ilişkin 21.10.1946 tarihli ve 1946/500 Esas, 527 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi kararı içeriğinden, bu kararın temyizi üzerine hükmün bozulmasına karar verildiği, anılan direnme kararının ise temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakta ise de, hangi kayıtların iptal edildiği karar içeriğinden tam olarak anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte, dosya arasında bulunan Temmuz 1288 tarihli ve 5 ilâ 19 sıra numaralı tapu kayıtlarının, not ile açıklanan kısmında "...Urfa Asliye Hukuk Yargıçlığının 27.04.1945 tarih, 1 ve 266 sayılı ilamı üzerine iş bu ... numaraya kadar olan on beş parça gayrımenkul kaydı iptal edilmiştir." açıklamasının bulunduğu; ancak dayanak Zilhicce 1276 tarihli ve 1 ilâ 16 sıra numaralı kaydın dosya arasına gönderilen listesinde İlk Derece Mahkemesi kararı ile iptal edildiğine dair açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 22.11.1973 tarihli kadastro komisyonu tarafından düzenlenen ek tutanak ile tapu kayıtlarının İlk Derece Mahkemesi kararı ile hükmen iptal edildiğinin açıklandığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususların mevcudiyetine rağmen İlk Derece Mahkemesince, ilgili tapu kayıtlarının iptal edilip edilmediği tereddüte mahal bırakmayacak şekilde araştırılmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle Urfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.04.1945 tarihli ve 1/266 Karar sayılı dosyasının ilgili yerden getirtilmesi, dosyanın bulunamaması halinde İlk Derece Mahkemesi karar kartonundan gerekçeli karar temin edilmeye çalışılmalı, Tapu Sicil Müdürlüğünden ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığından tapu kayıtlarının akibeti araştırılmalı, yine dayanak tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ve taşınmazlara komşu bulunan tüm parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile dayanağı kayıtlar, dava konusu taşınmazlara ilişkin dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının, bulunamaması halinde dava tarihine en yakın hava fotoğrafının dosya arasına getirtilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve teknik bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, yöntemine uygun şekilde kayıt uygulaması yapılmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan, dayanak kayıtların dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığı, zilyetliğin ne zamandan beri kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü ve zilyetliğin ne şekilde intikal ettiği hususları, ayrı ayrı sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmak suretiyle tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve tespit dayanakları olan belgelerle denetlenmeli ve beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiden, keşif ve uygulamayı takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli ve tüm kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenlenecek haritada işaret ettirilmeli; uygulamaya ilişkin mahalli bilirkişi ve tanık sözleri, dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanağı olan kayıtlarla denetlenmeli; tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığının ya da kısmen uyduğunun anlaşılması halinde, miktar fazlası bölümler yönünden zilyetlik araştırması yapılmalı; miktar fazlası bölümler ve zilyetliğe dayanan tarafların iddialarının tespiti bakımından ise, zilyetliğin öncesinde kimde olduğu, kimden kime intikal ettiği, başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hususlarında mahalli bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, uygulamada dosyada mevcut beyanlar da değerlendirilmeli, beyanların çelişmesi halinde yüzleştirme yapılarak çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, aktarılan dava tarihi olan 1963 tarihi itibarıyla, diğer koşulların varlığı halinde bir kişinin belgesiz zilyetlikten her bir parça taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinmesinin mümkün olduğu dikkate alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazların önceki ve mevcut niteliklerini ve ne kadar süreden beri hangi vasıfla kullanıldıklarını açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı, gerekçeli ve fotoğraflandırılmış rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarda çekildiği tarihlerdeki niteliğini ve kullanım şeklini açıklayan ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama ile dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığı belirlenmeli; kayıt uygulaması yapılırken kayıt sınırlarında bulunan sabit/gayrisabit hudutlar tespit edilmeli, kayıt kapsamı dışında kalan bölümlere ilişkin davacılar ve davalılar lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27. maddesi gereğince genel mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan dava mahiyetinde olduğundan, bu nitelikteki davalarda re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu ve taraflar arasında oluşan usuli müktesep haklar da gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu hususları gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olup usul ve kanuna aykırı olan hükmün, açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, İlk Derece Mahkemesince hükmünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.