Ana içeriğe atla

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · Esas 2024/3089 · Karar 2025/2212

Eklenme tarihi: 27 Nisan 2026 10.02.2025 Yayınlanma
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 10.02.2025 Esas No: 2024/3089 Karar No: 2025/2212

Anahtar kelimeler: MUVAZA

**4\. Hukuk Dairesi         2024/3089 E.  ,  2025/2212 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1471 E., 2023/2441 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/478 E., 2021/72 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalı ... adına gelen olmadı. Davacı vekili ve davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 11.02.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, borçlular ... Konfeksiyon San.ve Tic. Ltd. Şti. ile ... arasındaki alacağının tahsili için 21.02.2017 tarihinde, Bakırköy 2.İcra Müdürlüğü'nün 2017/2960 E.sayılı dosyasından haciz yoluyla takip başlattığını, borcun tasfiyesi için taraflar arasında imzalanan 11.04.2017 tarihli sözleşme gereğince imzaların geri alınması üzerine takibin 14.04.2017 tarihinde kesinleştiğini, davalı ...'ın borcunu ödememek için davaya konu taşınmazı takipten hemen sonra muvazaalı bir şekilde davalı ...'e devrettiğini, dolayısı ile her iki davalının da iyi niyetinden söz edilemeyeceğini belirterek İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1642 Ada, 8 Parsel sayılı taşınmazla ilgili tasarrufun Bakırköy 2.İcra Müdürlüğünün 2017/2960 Esas sayılı dosyası ile takip edilen alacak ve tüm fer'ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun süredir internet ortamında satılık olduğunu, davalı müvekkili ve kardeşlerinin aynı bölgeden müstakil bir ev arayıp aldıklarını, sadece davalı bakımından bir satın alma durumunun söz konusu olmadığını, müvekkili ...'den önce ... ve ...'in de aynı bölgeden ve mahalden aynı nitelikte birer müstakil villa aldıklarını, dolayısıyla bölgede kardeşlerinin yanında bir taşınmaz arayan müvekkilinin bu ilandan hareketle dava konusu taşınmaza ulaştığını, yaptığı pazarlık sonucu bu taşınmazı satın aldığını, davalı ...'ı tanımadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ile iptale konu tasarruf öncesinden herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı satış sonrası elde ettiği paraları ticari faaliyetleri kapsamında kullandığını, bu durumda mal kaçırma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ödemelerin bir kısmının elden yapılmasının muvazaa veya hileli davranış olarak nitelendirilemeyeceğini, satıştan elde edilen gelirin de ticari faaliyetlerde kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın davaya konu taşınmazı 27.02.2017 tarihinde davalı ...'e tapudan 1.250.000 TL bedelle sattığı, dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle gerçek değerinin 3.473.000 TL olduğu, her ne kadar taşınmazın tapudan satış bedeli ile devir tarihindeki değeri arasında fark bulunmakta ise de, devir tarihi itibariyle ve devir öncesi davalı ...'in, annesi ve kız kardeşinin hesabından çekilen paraların miktarı dikkate alındığında davalı ... ile diğer davalı ... arasında gerçek bir satışın bulunduğu, muvaza yönünden davacı tarafın başka delil sunmadığı, davacının, davalıların kötüniyetle hareket ettiklerini ispat yükümlülüğü altında olduğu ancak davalılar arasındaki satışın mal kaçırma gayesini taşıyan ve iptale tabi olan bir tasarruf niteliğinde bulunduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesince davalılar arasındaki satışın mal kaçırma gayesini taşıyan ve iptale tabi olan bir tasarruf niteliğinde bulunduğunu ve borçlunun acz içerisinde olduğunu bilebilecek yakınlık ilişkisi içinde olduğu kişiler arasında gerçekleştiğinin davacı tarafça ispat edilemediği, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin davalılar arasında yapılan sözleşmeler, banka kayıtları ve tanık anlatımlarında bulunan çelişkileri göz ardı ettiğini, davalı tarafın gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı beyanlarının esas alındığını, haricen yapıldığı iddia edilen ödemenin geçerli ve inandırıcı delillerle ispat edilemediğini, davalılar arasında gerçekleştirilen davaya konu tasarruf işleminin muvazaalı olduğunu, mahkeme tarafından İİK'nın 278. maddesinde belirtilen hükümlerin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, karara dayanak yapılan banka hesap hareketleri ile dava konusu taşınmaz üzerindeki takyidatlar incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalıların gerçeğe aykırı beyanlarının yaptıkları işlemleri gizleme yönündeki kasıtlarını ortaya koyduğunu, mahkemenin banka hesap hareketlerine dayanarak karar verdiğini, ancak bankada yapılan işlemlerin temelinin, gerekçesinin, paraların nihayetinde kime gittiğinin belli olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'e verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar