Ana içeriğe atla

Yargıtay 12. Ceza Dairesi · Esas 2021/8562 · Karar 2025/8798

Eklenme tarihi: 13 Temmuz 2026 10.12.2025 Yayınlanma
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 10.12.2025 Esas No: 2021/8562 Karar No: 2025/8798

Anahtar kelimeler: Komplikasyon

**12\. Ceza Dairesi         2021/8562 E.  ,  2025/8798 K.**
**"İçtihat Metni"**


MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2357 E. 2019/679 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/2. maddesi uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucu verilen mahkumiyet kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 51, 51/7-8 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusunun cezanın az olduğundan bahisle kabulü ile hüküm kaldırılarak sanık hakkında yeniden yapılan yargılama sonucu 5237 sayılı TCK'nın 85/1,62/1,50/4-1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 27.300,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; Eksik inceleme sonucu hatalı kusur tayini ile sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulmasının, sanık aleyhine uygulama sonucu fazla ceza tayininin hukuka aykırı olduğu ile re'sen gözetilecek nedenlere, katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında eksik ceza tayininin hukuka aykırı olduğu ile re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde, sanık operatör doktor ...'un beyin cerrahi uzman hekimi ünvanı ile ...Devlet Hastanesinde görev yaptığı, ölen ...'nın 29.07.2011 tarihli bel fıtığı ve disk kayması ameliyatına girdiği, ameliyat esnasında hipotansiyon ile taşikardi geçiren ve ameliyat mesafesine yakın kanaması bulunan hastadan tansiyon ve nabız alınamaması üzerine ters çevrildiği canlandırma işlemi uygulandığı bu esnada genel cerrahiye konsülte edilerek genel cerrahin operasyona katılımının sağlandığı batında yaygın kanamasının bulunduğu anlaşılan hasta için kalp damar cerrahi konsültasyonu ile kalp damar cerrahının da ameliyata katılmasıyla ameliyat sırasında hastanın atardamar ve toplardamarlarının hasar gördüğünün anlaşıldığı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanın öldüğü, Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30/03/2016 tarihli raporunda "kişinin ölümünün Lomber Disk Hernisi ameliyatı sırasında vasküler yaralanamaya bağlı kanama sonucu meydane gelmiş olduğu" ile "kişide ameliyat sırasında gelişen hipotansiyon taşikardi ve ameliyat mesafe kanamasının vasküler bir kanamayı gösterdiği, bu durumda beklemeden müdahale edilmesi, batının hemen açılması gerektiği cihetle Beyin Cerrahi uzmanı Op.Dr....’un kusurlu olduğu, lomber disk herni ameliyatlarında yakın komşuluk nedeniyle vasküler yaralanma olabileceği, bunun bir komplikasyon olduğu, zamanında müdahale edilmesi durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı,"nın belirtildiği dikkate alındığında, sanığın eylemi ile ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı tespit edilemese de, sanığın ihmal göstererek görevinin gereklerini usulüne uygun bir şekilde yapmadığı sabit olduğundan,

2.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; bir kişinin ölümü sonuçlanan olayın meydana gelmesinde, dosya kapsamında mevcut bulunan Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30/03/2016 tarihli raporu doğrultusunda sanığın kusurlu olduğunun kabulü ile, 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

3\. Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusunun cezanın az olduğundan bahisle kabulü ile hüküm kaldırılarak sanık hakkında yeniden yapılan yargılama sonucu Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30/03/2016 tarihli raporu doğrultusunda sanığın asli kusurlu bulunduğunun kabulü ile, 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR
Olay tarihinde, sanık operatör doktor ....'un beyin cerrahi uzman hekimi ünvanı ile ... Devlet Hastanesinde görev yaptığı, ölen ...'nın 29.07.2011 tarihli bel fıtığı ve disk kayması ameliyatına girdiği, ameliyat esnasında hipotansiyon ile taşikardi geçiren ve ameliyat mesafesine yakın kanaması bulunan hastadan tansiyon ve nabız alınamaması üzerine ters çevrildiği canlandırma işlemi uygulandığı bu esnada genel cerrahiye konsülte edilerek genel cerrahin operasyona katılımının sağlandığı batında yaygın kanamasının bulunduğu anlaşılan hasta için kalp damar cerrahi konsültasyonu ile kalp damar cerrahının da ameliyata katılmasıyla ameliyat sırasında hastanın atardamar ve toplardamarlarının hasar gördüğünün anlaşıldığı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanın öldüğü, Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30/03/2016 tarihli raporunda "kişinin ölümünün Lomber Disk Hernisi ameliyatı sırasında vasküler yaralanamaya bağlı kanama sonucu meydane gelmiş olduğu" ile "kişide ameliyat sırasında gelişen hipotansiyon taşikardi ve ameliyat mesafe kanamasının vasküler bir kanamayı gösterdiği, bu durumda beklemeden müdahale edilmesi, batının hemen açılması gerektiği cihetle Beyin Cerrahi uzmanı Op.Dr....’un kusurlu olduğu, lomber disk herni ameliyatlarında yakın komşuluk nedeniyle vasküler yaralanma olabileceği, bunun bir komplikasyon olduğu, zamanında müdahale edilmesi durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı,"nın belirtildiği dikkate alındığında, sanığın eylemi ile ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespit edilemediği ancak sanığın ihmal göstererek görevinin gereklerini usulüne uygun bir şekilde yapmadığı sabit olduğundan, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 257/2. maddesindeki görevi ihmal suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında;

Anılan suçun 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabii olduğu, kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 13.03.2019 tarihi olduğu, bu süre TCK 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 29.07.2011 tarihinden itibaren TCK 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresinin soruşturma izni sürecinde geçen 2 ay 9 gün durma süresi de eklendiğinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar da bulunmadığı anlaşıldığından, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE;

Dava dosyasının 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca Denizli 3.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2025 tarihinde karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar