Ana içeriğe atla

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · Esas 2025/6791 · Karar 2026/3675

Eklenme tarihi: 20 Ağustos 2026 16.06.2026 Yayınlanma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16.06.2026 Esas No: 2025/6791 Karar No: 2026/3675

Anahtar kelimeler: avukat

**11\. Hukuk Dairesi         2025/6791 E.  ,  2026/3675 K.**
**"İçtihat Metni"**

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1114 Esas, 2025/1509 Karar
BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/1267 E. SAYILI
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/38 E., 2025/359 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak birleşen davada davalı şirket vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.06.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekilleri ..... ile Avukat ... ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat ... ...... ile davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR
I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ve ağabeyi ...'in ..... İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin (...) % 50'şer payla ortakları olduklarını, davalı ...'in 24.06.2010 tarihli genel kurul kararı ile on yıl süreyle şirket müdürü olarak seçildiğini, müdürlük yetkisi 24.06.2020 tarihinde sona ermeden iki gün önce yani 22.06.2020 tarihinde davalı ...'in bu konuda hiçbir yetkisi olmamasına ve genel kurul kararı alınmamasına rağmen ..... İlçesi, ... Mah., 198 ada, 9 parsel numarada tapuda kayıtlı olan 15.629, 38... zeytin ağaçlı “tarla” vasıflı taşınmaz ile ... İli, .... İlçesi, ... Mah., 2961 ada, 26 parsel numarada tapuda kayıtlı 26.682, 01... zeytin ağaçlı tarla vasıflı taşınmazı tapuda son derece düşük satış bedelleri göstererek başkalarına sattığını ya da satmış gibi göstererek tapuda devrettiğini, taşınmazlardan birinin davalı ...'in avukatı ...’a, diğerinin de davalı ...'in oğlu ....'in sahibi olduğu .... Pastörize Yumurta Gıda Tarım Hayvancılık Makine Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne (....) satılmış gibi göründüğünü, Urla İcra Müdürlüğünün 2019/725 Talimat sayılı dosyasında aldırılan kıymet takdir raporunda taşınmazlardan birinin muhammen bedelinin 6.691.345,00 TL ve diğerinin de 24.951.006,00 TL olduğunun belirtildiğini, yani toplamda iki taşınmazın değerinin 31.642.351,00 TL olduğunu, taşınmazlardan birinin 1.950.000,00 TL’ye ve diğerinin de 2.050.000,00 TL’ye olmak üzere toplamda 4.000.000,00 TL’ye satılmış gibi gösterildiğini, yapılan bu görünürdeki satış işleminin hem suç hem de geçersiz bir hukuki işlem olduğunu, yapılan satışın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 443/2 hükmü kapsamında değerlendirilip, aynı kanunun 388. maddesine göre genel kuruldan yetki alınması gerektiğini, satış bedellerinin son derece düşük gösterilmiş olması nedeniyle müvekkilinin de zarara uğratıldığını, tapuda gösterilen satış bedellerinin doğru olduğu varsayılsa dahi bu paraların ödendiğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığını ve şirket kasasına intikal ettirilmediğini, ortada bir faturanın ve deftere işlenmiş bir hususun bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek yeniden ..... adına tesciline, bu istekleri kabul edilmediği takdirde, bu defa terditli olarak müvekkilinin zarar-ziyanının ve normal şartlarla satış olsa idi elde etmesi gereken gelirin hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu taşınmazlar üzerine devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konmasına, davalı şirketin feshine ve tasfiyesine, tasfiye sonucunda ortaya çıkacak müvekkiline ait tasfiye payının ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket ve dava dışı ... arasındaki kurumsal iş ilişkisi çerçevesinde borç tasfiye protokolü ve alım satım sözleşmesi dahilinde tasarrufi işlemlerin yapıldığını, satış işlemlerinin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazın davalı şirkete satışını 19.10.2011 tarihli mal alım satım protokolünü bizzat imzalayarak ve beyanda bulunarak kabul ettiğini, davacının kendi imzasının yer aldığı satış ve alım sözleşmesi kapsamındaki işlemlerden dolayı şirketin zarara uğradığının iddia etmesinin mümkün olmadığını, davacının şahsi menfaat ve kişisel yarar amacıyla hukuken haksızlığını bilerek bu davayı açtığını, davacının davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, davalı şirkete yapılan satış işleminin, dava konusu taşınmazın davalı şirket tarafından inşa edilmesi ve dava dışı ... tarafından bu inşa bedeli karşılığının ödenmemiş olması nedeniyle gerçekleştiğini, davacı tarafın bu satıştan haberdar olduğunu, şirketin ortaklarının kendi eylemlerinden doğan zararları isteyemeyeceklerini, dava dışı ... ile davalı şirket arasında imzalanan borç tasfiyesi protokolü uyarınca taraflar arasında alım ve satım sözleşmesi imzalandığını, sicil gazetesine verilen ilanla dava dışı ...’in her türlü taşınır ve taşınmaz satışı için yetkili kılındığını, tescile güven ilkesi gereği iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki davalının hak kaybına uğramasının dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Birleşen davada davalı ... cevap dilekçesinde; 2019 yılından bu zamana kadar ...'un avukatlığını yaptığını, iki taşınmazdan kendi adına kayıtlı olan davaya konu taşınmaz üzerinde ... Bankası’nın icra ve hatta icrai satış aşamasına gelmiş ipotek ve haciz rehinlerinin olduğunu bildiğini, kendisine ... tarafından avukatlık ücretinin ödenmediğini, bunun üzerine ...’e teklifte bulunduğunu, bu teklife göre taşınmazın adına devredileceğini, şahsının da öncelikle devirden sonra mesleki marifetlerini kullanarak ... dosyası dışında diğer dosyalardaki tüm haciz ve takip işlemlerinin bedelsiz terkinini sağlayacağını, akabinde ... ile ödeme anlaşması sağlanıp ipoteğin de terkin edilmesi ile arazinin satışı için tekliflerin ....... ile birlikte değerlendirileceğini, daha sonra arazi değerinde satılacağını, bu satıştan kalan para ile şirketin borçlarının ödeneceğini, kalan paradan satış tarihine kadarki avukatlık sözleşmesine göre doğan avukatlık hizmet borcunun ödeneceğini, kalan bakiyenin ... ile şahsı arasında yarı yarıya paylaştırılacağını, bu şekilde hem taşınmazın icra satışının engelleneceğini hem icra satışı ile paranın tamamının bankaya kalmasının önüne geçileceğini, hem taşınmazın değerinde satılacağını, bu şekilde şirket borçlarının ödeneceğini, kendisinin ödenmeyen avukatlık ücretinin de tahsilinin sağlanacağını, şirketin o dönemde ciddi anlamda borçlarının bulunduğunu, avukatlık hizmetinin gereği olarak hem geçmiş hem de taşınmaz ile ilgili işlemlerden doğacak alacağının tahsilinin garanti altına alınması için bu anlaşmanın yapıldığını ve sözleşmenin imzalandığını, şirket aleyhinde bir durumun söz konusu olmadığını, şahsının iyiniyetli üçüncü kişi sıfatını koruduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava açısından yapılan değerlendirmede, tapu iptali ve tescil davasında asıl dava davalısı ...... pasif husumeti bulunmadığı, birleşen dava açısından yapılan değerlendirmede, yapılan satışın belirlenen gerçek değerler karşısında oldukça düşük olduğu, taşınmazlardan birinin ...... avukatı davalı ...'e diğerinin ....... oğlunun tek ortağı olan davalı şirkete satıldığı, şirket müdürü vasfındaki ...... ortaklar kurulu kararı ile birlikte taşınmaz alım satım yetkisi verilmesinin TTK'nın 408/2-f hükmünü bertaraf edemeyeceği, yapılan satışın önemli miktardaki mal varlığı satışı olduğu, genel kurulda taşınmazların satımına yönelik karar alınması gerekirken bu yönde bir karar alınmadığı, satışı gerçekleştirilen taşınmazlar dışında başkaca taşınmazların bulunmadığı, yapılan satışın diğer ortak konumundaki davacının bilgisi ve rızası dışında yapıldığı, bu durumun davalı ...'in muvazaasını gösterdiği, iyiniyetin varlığından söz edilemeyeceği gibi yapılan tescilin yolsuz tescil mahiyetinde olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden tapu iptal tescile dair Recep aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının, davalılar ......... Pastörize Yumurta Gıda Tarım Hayvancılık Makine Turizm İnş. Tic. Ltd. Şti. ve ... hakkında açtığı birleşen davanın kabulü ile ....... İli, ....... İlçesi, ...... Mahallesinde, tapuda 198 ada, 9 parsel numarada kayıtlı 15.629, 38... zeytin ağaçlı tarla vasıflı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile dava dışı ... Pastörize .......... Tavukçuluk İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi adına tapuya tesciline, ....... İli, ....... İlçesi, ....... Mahallesinde, tapuda 2961 ada, 26 parsel numarada kayıtlı 26.682, 01... zeytin ağaçlı tarla vasıflı taşınmazın davalı ...... Pastörize Yumurta Gıda Tarım Hayv. Mak. Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına olan tapu kaydının iptali ile dava dışı ... Pastörize Yumurta Tavukçuluk İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, birleşen davada davalı şirket vekili ve davalı ......... tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen davada davalı şirket vekili ve davalı Aldulkadir Kumbasar tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde zararın tazmini talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı şirket vekilinin ve davalı Aldulkadir Kumbasar'ın
tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin birleşen davada davalı şirket ve davalı ...'dan alınarak birleşen davanın davacısına verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 17.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

veya Giriş yapın

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Kararlar